Peygamberimiz (S.a.v.) Uzaylıları anlatıyor.

Uzaya ve evrene bakışınızı değiştirecek sarsıcı gerçekler: Miraç hadisesi, uzaydaki diğer insan ırkları ve uzayın da ötesindeki evrende insan haricindeki farklı canlılar

Çizimin tam merkezinde gördüğünüz alan dünya seması, bu günkü tabiri ile uzay boşluğu…

Uzay, iddia edilenin aksine “sonsuz uzay boşluğu” değil ve onun da başlangıcı, bitişi ve sınırları var. Bu günevren denilen kâinat, iç içe geçmiş küreler halinde ve kat kat… En merkezde, dünyamızın da içinde bulunduğu uzay var ve uzayı çepeçevre kuşatan ve kendisi de küre biçiminde olan 1. kat sema/gök var. Bütün gök katları birbirlerini bu şekilde kuşatan küre biçimindeler.

Şu uzay bile o kadar büyük ki, başını sonunu tahmin bile edemediğimiz için bazı gafiller “sonsuz” demek zorunda kaldılar. Oysa bu kadar büyük bir uzay bile, içinde bulunduğu 1. kat semaya kıyasla Arap yarımadasındaki bir kum taneciği kadar küçük kalıyor. 1. kat sema da içinde bulunduğu 2. kat semaya kıyasla Arap yarımadasındaki bir kum taneciği kadar küçük kalıyor. Ve bütün sema katları birbirlerine kıyasla bu derece büyük.  Bu da gösteriyor ki evrenin genişliğini tahmin etmeye bile yetmez, aklımız ve idrakimiz…

Miraç hadisesinde Hz. Peygamberimiz (s.a.v.) önce Mescid-i Haram’dan(Kabe çevresinden), Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya, Allahü telanın sonsuz kudreti ve meleklerini de vesile etmesi ile bir anda götürüldü ve sonra buradan uzaya (dünya semasına) ve sonra sema katlarına götürüldü meleklerin hızında…

Yedi kat semanın da üzerinde katlar var ve oralara kadar gezdirilip evrenin gizemleri kendisine gösterildi. Öyle ki yedi kat semanın iki kat daha üzerinde olan Arş-ı ala isimli katta mevcut/yaratılmış bulunan cennet ve cehennemi ve hatta cennet ve cehennem ehli de gösterildi. Kıyamet kopmadı ise ve insanlar kabir hayatında ise, cennetlik ve cehennemlikler olarak ayrılmadılar ise, Hz. Peygamber (s.a.v.) kimleri gördü? İki ihtimal var;

1- Allah tealanın dilemesi ile gelecekte olacaklar gösterildi.O anda dünya hayatında ya da kabir hayatında olan kulların, cennetteki ya da cehennemdeki halleri gösterildi.

2- Hz. Peygamber (s.a.v.) “Allah Adem’den önce yüz bin Adem yarattı.” buyurdu hadis-i şerifte ve Miraç gecesi cennet ve cehennem ehli olarak gördükleri, daha önceki Ademlerin nesilleri olan insanlardı. En doğrusunu Allah bilir ama belki de bu sebeple kıyamet kopmadan, her şey birinci surda yok olup ikinci surda yeniden var edilmeden önce cennet ve cehennem yaratılmış olarak hazırda duruyordu/duruyor. Yani şu an cennet ve cehennemde, daha önceki yüz binlerce ademin nesilleri olan insanlar bulunuyor. Bu hususta ayrıntılar için bakınız: http://goo.gl/jHNM0y

Peygamberimiz(s.a.v.) Miraç hadisesi sırasında çok sayıda başka kavme, yani dünyamızdan olmayan başka dünyaların insanlarına ve insan formunda olmayan canlıların alemlerine götürüldü. Hadis-i şeriflerde bunların bir kısmını anlattı.

Ye’cüc ve Me’cüc isimli iki kavmin başka gezegenlerin insanları olduğunu anlattı. Bknz: http://goo.gl/LbFPi5

Musa aleyhisselam zamanında başka bir gezegene gönderilen dünyalı insanları, bulundukları o diğer gezegende ziyaret ettiğini anlattı. Bknz: http://goo.gl/bSsLUI

Bir de anlaşılması daha zor ve karışık olan, uzayın da dışında bulunan, beden yapıları ve yaşam şartları bizden çok çok farklı olan, belki maddesel boyutları bile farklı olan kavimleri anlattı ki bu anlattıklarını yorumlamak isteyen pek çok kişi onların dünyamızda ve yer altında yaşadıklarını zan etti. İşte onlar hakkında hz. Peygamberin (s.a.v) anlattıkları:

(Bu şekilde parantez içinde eklenenler, daha iyi anlaşılabilmesi için tarafımdan yapılan eklemelerdir. #mfs )

Ebu Ca’fer Muhammed b. Cerir et-Taberi’nin eserinden okuyoruz:

Muhammed (S.A.V.) dedi ki.”Cablısa ve Cablıka iki şehristandır. Biri meşrikte ve biri mağriptedir. Meşrikte olan şehre Cablıka derler. Yeşil Zümrütten inşa edilmiştir ve ikisi de Kaf dağına ulaşmıştır.(Bir çok hadis-i şeriten Kaf Dağı’nın uzayda bir yerde olduğunu anlıyoruz.) Her şehrin eni ve uzunluğu 2000 fersenktir. (Bir fersenk..6232,2 m.ye eşittir.)”

Bu cevabı Resulüllah söyleyince Yahudi bilginleri, önlerine Tevrat koyup karşılaştırma yapıyorlardı ki onların sözüne uygun mu söylüyor yoksa muhalif mi görüyorlar. (Genel olarak hahamlar tarafından bozulmuş olan muharref Tevrat’ın içinde de bazı bozulmamış ayetler mevcut.)

Ali b.Ebu Talip (R.A) mecliste hazır idi. Dedi ki:

Ya Resulallah, bu dediğiniz şehirler bizim bulunduğumuz cihan/dünya içinde midir?” 

Hz.Resul dedi ki; “O şehirler karanlık içindedir, Kaf dağına ulaşıktır.”

Hz.Ali dedi ki:“Her şehirde ne kadar halk vardır.” 

Resulullah ; “Her şehrin kalesinin bin derbendi vardır. Her derbendini gecede biner kişi bekler. Ve o bin kişiye bir yıl içinde yıl tamam oluncaya kadar bir daha sıra gelmez.” dedi.

Hz Ali dedi: “Ya Resulallah,Bu kaleyi ne için beklerler?” 

Hz Resul buyurdu: “Onun için beklerler ki o tarafta çok halk vardır, onlarla bu Cablısa ve Cablıka halkı arasında düşmanlık vardır, gece gündüz birbirleriyle cenkleri/savaşları eksik değildir. Nöbet tuttuklarının sebebi budur.” 

Sonra Hz.Ali(R.A) “Ya Resullah dedi. Bu Cablısa ve Cablıka halkı Adem oğullarından mıdır?” 

Resullah buyurdu : “Onlar dünyada adam olduğunu bilmezler.” 

Hz.Ali “Şeytan onlara yol bulmaz mı?” (Şeytan yani kafir cinler onlara bize verdikleri gibi vesvese veremez mi??dedi.

Resul aleyhisselam buyurdu : “Onlar Şeytanı da bilmezler.”  (Bizim dünyamızda bulunan ve ışık hızında hareket eden, dünyanın etrafını saniyede yedi kere dönebilen cinlerin bile, bu anlatılan yerlere gidemediklerlni buradan anlamak mümkün)

Hz.Ali: “Ya Resulallah, Bu Ay,Güneş ve yıldızlar onların üzerine doğmaz mı?” 

Resulüllah:” Onlar hak Teala’nin Ay, Güneş ve yıldızları yarattığını da bilmezler.” (Evrende sadece dünya semasında yani uzayda gök cisimleri, ay, yıldız ve gezegenler vardır.Diğer katlarda yoktur.)

Ali (R.A) (Işık kaynağı olan güneşleri ve yıldızları yoksa) “Bu cihanı nasıl görürler?” dedi.

Resul (S.A.V) buyurdu: “Onların aydınlığı kaf dağının şulesindendir/ışımasındandır. Onların taşları ve duvarları nur gibi şule verir/ışıldar.”

Hz.Ali “Ya Resulallah, onlar Ne yer, ne içerler?”

Resulüllah buyurdu: “Hiç bir nesne yeyip içmezler.” 

Ali (R.A) dedi:“Ne giyerler?”

Resülallah buyurdu: “Onların bedeni don istemez.”

Ali (R.A) dedi.“Melekler midir?”

Peygamber (S.A.V) “Melek değillerdir.Ama taatları(boyun eğme, emre uyma itaat) melek gibidir.”

Ali (R.A) “Onlardan zürriyet(evlat,çocuklar) gelir mi?” dedi.

Resulüllah “Onların cümlesi erkektir, aralarında dişi yoktur.”

Ali (R.A) “Onların dini ne dindir.Onlar cennetlik midir yoksa cehennemlik midir?”

Hz. Resul buyurdu: “Onlar cennet ehlidir, İslam dini üzeredirler. Mi’rac gecesi Cebrail aleyhisselam beni o tarafa iletti. Ben onlara İslam’ı arz ettim. Müslüman oldular. Allah Telala ve bana iman ettiler. Ben de onlardan birisine İslam’in şartlarını öğrettim, o kişiyi onların üzerine halife diktim. Ondan sonra Cebrail beni Faris ve Fid’i tarafına ve Yecüc Mecüc iklimine ve Münsel ve Bakil ve Naris kavmine iletti. Onlara İslamı arzettim, kabul etmediler.  Cümlesi kafirlerdir.”   (Bunlardan Ye’cüc ve Me’cüc isimli ve İslam’ı kabul etmeyen iki kavmin ahir zamanda İslam dininin merkezi olan dünyamıza gelip işgale kalkışacakları ve bütün dünya insanlarını öldürmek isteyecekleri de hadislerde anlatılmıştır. Bknz: http://goo.gl/LbFPi5 )

Ondan sonra Hz.Ali “Bizim halkımızdan onlara hiç kimse varabilir mi?” dedi.

Resullah buyurdu: “Yok onlara varmaya hiç kimsenin takati yetişmez. Zira dört ay karanlıkta gidilir. Amma Ad kavminden üç kişi Hz. Hud peygambere iman getirmişlerdi. Onlar Ad kavminin zulmünden kaçtılar ve o şehristana yerleştiler.” dedi.

O Yahudi alimleri bu sözleri işitince “Gerçek diyorsun, biz de Tevrat’ta böyle bulduk. O Ad’den kaçan 3 kişi o Cablıka ve Cablısa yerine gittiler. Fid halkından korktuklarından çıkıp gidemediler. Zira onlardan o kavimin kuvveti ziyade idi. Sonunda o şehirde fevt olup kaldılar.” dediler.

****

Ad kavmi zamanında da dünyada yüksek teknoloji vardı ve şu günümüzde de ışık hızının aşılabileceği artık basına ve dünya kamuoyuna itiraf edildi ve belki de şu yaşadığımızdan çok daha ileri teknoloji bulunan o devirde ışıktan yüz binlerce kat daha hızlı giden uzay araçları vardı. Bknz: http://goo.gl/DI4vuz

Geçmişte daha yüksek teknoloji çağları yaşandığına dair bakınız: http://goo.gl/ewuFz5

Uzayda hayat olduğunun ispatlarına dair bakınız: http://goo.gl/5Tzmft

Sema katları hakkında detaylı bilgi için bakınız: http://goo.gl/FExJxj

Uzayda hayat olduğuna işaret eden ayet ve hadisler için bakınız: http://goo.gl/bQsNNA

Hemen burnumuzun dibinde başka hayat sahipleri var. Bakınız: http://goo.gl/SlVZyh

Mehmet Fahri Sertkaya
Alıntıdır: