İnsanlar neden sevmedikleri işlerde çalışıyor?

İnsanların çoğu sevmedikleri, memnun olmadıkları işlerde korkuları yüzünden çalışmaya devam ederler: Faturalarını ödeyememe korkusu, işsiz kalma korkusu, yeniden başlamak zorunda kalma korkusu,… Onları o işlerde, o istemedikleri koşullarda çalıştıran işveren değil tamamen biraz önce sıraladığım korkularıdır. Hiç bir patron çalışanına ‘lütfen nolur çalış!’ diye yalvarmaz; ama bir çok çalışan ‘lütfen beni işten atmayın!’ diye yalvardığı olmuştur. Üstelik bir çok çalışan az ücret ve çalışma koşullarına rağmen. Bordrolarindaki ücretin tamamını almadıkları halde buna katlanmaya devam ederler. Devlet kazanırken vergi alır, harcarken alır, hatta öldükten sonra bile vergi almaya devam eder. Yalnızca yoksullar ve orta gelirliler bu vergileri öderler; zenginler ya ödemezler ya da daha az ödemenin bir yolunu çoktan bulmuşlardır. Tüm bu yaşanılanlar için birilerini suçlamak çok kolaydır ve büyük bir çoğunluk da öyle yaparlar; bu nedenle de mevcut hayatlarına devam ederler… Değişimi kendinde yaklayanlar ise baş kaldırır ve er ya da geç çıkış yolunu bulur. Bu fare labirentinden çıkışın kısa yolunu bulma yarışıdır adeta… Aranızda hakettiği ya da çocukluğunda yaşamayı hayal ettiği hayatı yakalayan kaç kişi var? Cevabı evet olanları yürekten kutlamak gerekir. Çünkü bunu yapmak gerçekten üstün bir başarıdır… Cevabı hayır olanlar için açıkça söylemeliyim ki bu hamur yeniden yoğurulmalı. Belli ki size de öncelikli olarak hepimizde olduğu gibi güvenlik ihtiyacı yerleştirildi. Ailelerimizle aramızda ortalama 20 yaş olduğunu varsayalım. Başta bize öğütlerinin en az 20 yıl öncesinin gerçeklikleri olduğunu kabul ederek başlamalıyız. Şartlar değişti ve bunlar geçmişte kaldı. Oyunun kuralları tamamıyla değişti. Bu değişime ayak uyduramayanlar hayatta başarısız olmaya mahkumlar. Bir ebeveyn malesef kendi korkularını çocuğuna kopyalar. Bakın çevrenizdeki ailelere ya da bizzat kendi ailenize bakın. Benzer mi endişeler? Daha kötüsünü söyleyeyim bu kaygılar onlara da kendi ailelerinden geçti… Buna psikoloji litaratüründe “edilinmiş başarısızlık” ya da “öğrenilmiş başarısızlık” da deniyor. Yani şimdi dosdoğru kendinize bakın ve farkedin en az 40 yıl önceki, artık son kullanma tarihi geçmiş duygular içindesiniz; malesef ki bu duygular bozuk süt gibi sizi, bizi, hepimizi hasta ediyorlar. Duruma kuş bakışı baktığımızda iki tür insanı göreceğiz:

Birincisi bulunduğu durumdan şikayet eden fakat değiştirmek için hiç bir şey yapmayanlar. “Kabullenilmiş çaresizlik sendromuna yakalanmışlar” diye de nitelendirebiliriz. İkincisi sistemi kabul edip para için çalışmayıp parayı calıştıranlar. Kısacası ZENGİNLER ve YOKSULLAR. İkisi de bir seçim; seçim yapma sırası sizin.

 

 

Parazan.com Yayında!

 

Arkadaşlar merhaba,

www.parazan.com yayın hayatına başlamıştır. Parazan sıradışı bir blog olmayı hedeflemektedir. Güncel bilgiler, pazarlama yöntemleri, kişisel gelişim, paranormal olaylar, yeni iş fikirleri ve alternatif iş modelleri hakkında bilgi alabileceğiniz güzel bir kaynak olacaktır. Vizyonumuzla size yeni bilgiler sunmak istiyoruz. Vatana millete hayırlı olsun.

 

Saygılarımızla,

Parazan.com