Dmt, Ruh Molekülü, Beden – Ruh Köprüsü

DMT hakkında herşey (Ruh Molekülü)

 

 fatbol_clothing_dmt_space_station_by_fatbolclothing-d65yzcl

 DMT nedir?(Di-Methyl-Tryptamine)

images

Beden ve Ruh Arasındaki Köprü

Epifiz bezi bir çok dinde odak noktası olmuş bir organımız ve 3. gözümüzün açılması durumunda ruhani(Manevi) boyutlarda yaşanacak bir aydınlanmanın da yardımcısıdır.
İlk defa Descartes tarafından ruh ile bedenin irtibat noktası olarak tarif edilen epifizin, ruh-zihin-beden üçlüsünden oluşan insan alt sistemlerinin kavşak noktasını oluşturduğu, hormonların kontrol edilmesinde vazifelendirilmiş baş komutan durumundaki bir salgı bezi olduğu hususundaki deliller gün geçtikçe artmaktadır. Günümüzde kritik bir içsalgı bezi olarak kabul edilen epifizden salınan melatonin, pinolin ve dimetiltriptamin (DMT) gibi nöro-hormonlar üzerinde yoğun araştırmalar yapılmaktadır. DMT; insanda mistik zevk ve halleri, metafizikî âleme geçişi tetikler. Meselâ, çeşitli bitkilerin tohum ve meyvelerindeki DMT molekülü, yiyecek veya içecek olarak vücuda alındığında, epifizden doğal olarak salgılanan DMT molekülüne benzer etkilere yol açar.
 
Bir insanın epifiz bezinin  en çok doğum ve ölüm anında salgıladığı DMT, insan bilinci üzerinde çok etkili ilahi bir hormondur. Öyle ki, ruhun vücuda girip çıkmasını sağlayan hormon olarak adlandırılır.  Ayrıca rem uykusunda rüya anında çok küçük miktarlarda üretilmekte.  Yan etkileri olan psychodelic sanrılar, onun dünyanın en kuvvetli uyuşturucusu damgasını yemesine yetmiş. Triptamin ailesinin en güçlüsü. Vücutta üretilen bu kadar güçlü bir psikoaktifin, doğal yapımızla ilgili bir nedeni olmalı.
 b66869c905ba5ddc2f93d0fee5e2d652a2ba7a5d0829035d879bd81c4c62fd40_1

DMT İnsanlar, hayvanlar ve bitkilerde bulunan bu salgının tam olarak asıl görevinin ne olduğu hakkında şu an için kesin bilgiler olmamakla birlikte, bu salgının 30 – 40 yıl önce ki öne sürüldüğü gibi doğada tesadüfen oluşmadığı, daha gerçek bir işlevi olduğu, bir amacı olduğu, bununda ortak moleküler dil olabileceği görüşü gittikçe sağlamlaşıyor. Yani tüm galaksilerdekilerde dahil tüm canlılar arasında ortak bir moleküler dil olabileceği gerçeğinden sözedilmeye başlandı.

Afterlife DMT

 

Bir daha gözden geçirelim, beyin ikiye ayrılmış bir organ, sağ beyin sol beyin. Beynin içinde bulunan diğer organlarda aynı şekilde ikiye ayrılmış durumdalar. Ancak bir tek epifiz bezi tam orta da tek bir bütün olarak durmakta. İşte bu bezimizin salgıladığı 3 hormondan biri DMT. Bütün bunların bir sebebi olmalı.

DMT-N.Keller

 

Meditasyon, oruç, zikir, ilahi söylemek ya da başka herhangi bir teknik ile özden kaynaklanan DMT seviyesi bir anda çoğalabilir. Bu mistik durumun ”ölüme yakınlık” deneyimi ile tartışılmaz bir bağlantısı vardır. Çoğu psikoaktif zihin açıcıların bilinçte yaptığı etki ile, yoğun meditasyon arasında çok yakın bir benzerlik vardır. Beynimizin tam ortasında bulunan epifiz bezinde açığa çıkan bu bileşik, mistik deneyimlerin yegane olgusudur. Tarih boyunca insanoğlunun halüsinasyonla ilgili olan tüm deneyimlerinde DMT’nin büyük bir rolü vardır.

 pineal_gland
Ayrıca bazı stres anları, yalnızlık, travma ve açlık… Bunlar halüsinasyonlara neden olan sebepler.

Beyinde ve bilinçte bu etkiyi yapan bileşikler halüsinojen denilen bileşiklerdir.

Beyinde DMT ne kadar fazla salgılanırsa, dünya bizler için o kadar renkli ve canlı görünür, ancak yetersiz derecede DMT salınımı dünyayı donuk, gri ve cansız algılamamıza neden olur.

 maxresdefault
DMT, bilincin bedenden ayrılmasını, yani astral boyuta çıkışı mümkün kılan bir  maddedir. Mistik dinlerin ilahları ve üstadlarının ana konusu da hep bedenden kurtulma  ve beden dışı deneyimlerle  alakalı kavramlardır. Bu nedenle günümüzde bilim bu bileşiğe ”Ruh Molekülü” adını vermiştir. 
s-8682e36111e4d5d053f0b63afa05fa685eed76d1

DMT‘nin İnsan Üzerindeki Etkisi:

Diğer psikoaktiflerle DMT arasında çok farklılıklar olduğu gözlemlenmiştir. Zaten onu bu denli önemli yapan da bu farklar.
 
Dmt kullanmış yada ona maruz kalmış insanların çok önemli ortak görüşleri var. 
 
Trans halinde hepside evreni görme şekillerinin kökten değiştiğini söylüyor. 
Transtayken kesinlikle öldüklerini ve yeniden doğdukları söylemeleri ve hepsininde birbirinden bağımsız olarak aynı şeyleri söylemeleri oldukça şaşırtıcı ve ilginç. 
 
Birlik hissiyatı verdiğini söyleyen kullanıcılar, tecrübenin büyük bir kısmını bir türlü dillendiremiyorlar ve yazıya dökemiyorlar. Yani sadece bazı imgeleri tarif etmeye çalışarak ve yaşadıklarını kavramlara oturtmaya çalışarak bu tecrübeyi aktarmaya çalışıyorlar. Şamanıda böyle , bilim adamıda böyle. Yani görülenin, bir türlü bu dünya dili ve anlayışı ile anlatılıp kavranması tam olarak mümkün olmuyor.
lucid-dreams-spiritual-awakening-e1420764419705
Genel ortak görüş ise bir gözlemci tarafından gözlenen bu evren bir illüzyon ve transa giren kişiler bu gözlemciyi, transta kendilerinin anladıkları an olarak  anlatıyorlar. Buda yeniden doğuş demek. Öldükten sonra kendileriyle yaşanılan bir yüzleşme yaşadıklarını, bu yüzleşmeninde kişiden kişiye değişen şiddetlerde  geçtiği bilinmekte. Sonrasında ise bir huzur ve yeniden doğuş başlamakta, trans sonunda ise artık hiçbirşey eskisi gibi değildir ve her şey ilahi bir güzellikte ve canlılıkta gözlenmektedir.
3d2efa25e22f0b79693326dc1564f4bf
Beyin içerisinde yerinin neresi olduğu hala bulunamayan bilincin, toplu deneyimlerde  beynin dışında olduğu söylenmekte. Bu transa giren kişilerin en can alıcı ortak söylemleri ise bilincin, bu dünyada olmadığı, bu dünyanın o bilinç tarafından üretilen bir illüzyon olduğunu iddia etmeleri.
Semavi dinlerde bulunan İsm-i azam kavramı musevilikte Rab’ın son isim olarak geçer. Kuran’da ise Allah’ın son ismi. Tasavvufa göre bu isim söylendiğinde ve gırtlaktan çıktığı anda istenilen herşey oluyor ya da bu evren  yok oluyor. Bu dinlerin bu dünya ya ortak bakışı ise bu evrenin ve dünyanın bir illüzyon oluduğu. Yani ism-i azamı ağızdan çıkardığınız anda bu illüzyonu değiştirebilir ya da ortadan kaldırabilirsiniz. İşte trans sırasında bahsedilen zihin bu. Belki de gizli ilimler ve /veya örgütlerde bahsedilen gizli öğreti fenomeni de bununla ilgilidir.
Transa girenler bu illüzyonu anlatamıyorlar yani gırtlaktan çıkaramıyorlar, bizim dillerimizde bunun tarif yok. Musevilikte insanların aşması, Budizm de nirvanaya ulaşmak ve sonsuz huzura ulaşmak, bu transa işaret diyor.  Temporal lob epilepsisinin nedeni, DMT yükselmesine neden olan şizofrenik sanrılar olabilir mi? Tüm peygamberler, evliyalar, ermişler aynı şeyden bahsediyor, ” Bu evren bir illüzyon”
8157578_f520
astralseyahat
DMT içeren bitkilerden faydalanmanın en geçerli yolu olan bitki karışımları ve bunlar içinde en çok bilineni meşhur Ayhuasca çayı. 
 

Ayhuasca (Yaje) :

Her ne kadar yerliler arasında asil mantığının bağırsak parazitlerini temizlemek olduğu iddia edilse de  ruhun vucuttan ayrılıp yükselmesini sağlayan – bir nevi ölüm – ve uyanık rüyalar görülmesine neden olan halüsinojenik etkisi bu çayın popüler kullanımına neden olmuştur. 
 
Ayahuasca etkisi di metil triptaminin (dmt) beyne girişiyle birlikte başlar. Etkileri 6-12 saat arasında geçmekle birlikte kişiyi günlerce etkisi altında tutabilir. Bir haftada bir kereden fazla alınması sakıncalı olabilir.
Ayahuasca_and_chacruna_cocinando
Yaje (ya da Ayahuasca) içeceği aslında çoğunlukla Amazon bölgesinde yetişen ve oradaki topluluklar tarafından kullanılan bir çeşit sarmaşığın adı aynı zamanda. Fakat içeceğin kendisi sadece yaje’den ibaret değil ve her taita (şamanlara verilen isim) kendine özgü bir tarif kullanıyor. Şamanlar geleneksel olarak bunu tedavi amacıyla kullanıyor olsalar da aynı zamanda büyü amaçlı kullanıldığı da oluyor. Büyüler de tabi ki kazanılan görü yeteneği merkezi konumda; taita bu sayede hastalıkların sebeplerini ruhlar (bizim bildiğimiz ruhlardan farklı) aracılığı ile öğrenebiliyor ve bunları dışarı çıkartabiliyor.
Amazon bölgesindeki yerliler için bu karışımı hazırlamak problem olmuyor, zira her şey önlerinde. Sarmaşıktan önemli bir kısım, başka bitkilerle karıştırılıp suda bir gün boyunca kaynatılıyor. Kullanılan malzeme çok olduğundan bunu başka bir yerde hazırlamak oldukça zor. Kaynatılmış yaje gece olana kadar bekletiliyor. Geceyi beklemenin sebebi ruhların gece olduğunda uyanmaları. Gerçekleşen ritüel de bu ruhlarla saygıda kusur etmeden iletişim kurmak üzerine kurulu. İslâm inancına göre bakış yaparsak, bağlantı kurulan varlıklar(ruhlar) muhtemel kuvvetle aslında cinler..
 
Bugün bir çok bitki ayahuasca analoğu olarak bilinmektedir. Bunlardan en önemlisi peganum ve mimosa türlerinden elde edilir.
Peganum harmala(Üzerlik) tohumları harmala alkoloidlerini bol miktarda içerir. Bunun yanında bir çok mimosa türü bol miktarda dmt içerir. Bu iki bitki ile kolayca ayahuasca analoğu bir içecek hazırlanabilir. Ama araştırdığım ve bildiğim örnekler kadarıyla bu içeceği ön hazırlıksız ve tek başına içmek biraz deli cesareti istiyor.
 
Peru’ya özgü bu bitki Ülkemizdede aktar ve şifalı bitki satan dükkanlarda mevcut. Bu bitkinin özelliği, yüksek miktarda dmt içermesi ve en yüksek dmt içeren bitkilerin başında da Phalaris Arundinacea (Bataklık Yem Kanyaşı) geliyor. Yani ülkemizde ki hemen her bataklık, göl veya serin nemli ortamların bitkisi.
onunla birlikte kullanılabilecek olan ikincil bitki ise  Peganum harmala (Üzerlik) tohumu.
uzerlik-tohumu-150g
Meselâ kişiye, 1 gram üzerlik (Peganum harmala) tohumu çiğnetilirse veya bunun tütsüsü o kişiye yapılırsa, serotonini parçalayan monoamin oksidaz enzimi engellenir. Böylelikle serotoninin parçalanması durdurulurken, DMT sentezi uyarılır. Kişi trans haline geçer.
Diğer Dmt içeren bitkilere Psychotria spp., Phalaris spp., Acacia spp., Arundo donax, Desmanthus illinoiensis, örnek verilebilir. 

 

Bir Ayahuasca ( Yaje ) Deneyimi:

Peki içince ne oluyor?
Gece oldu ve taita’nın uzattığı yaje’yi bir dikişte içtiniz. Bundan sonra artık ne olacağını taita dahil kimsenin bilmesinin imkanı yok. Neredeyse herkesin kendine özgü bir deneyimi oluyor ama ortak olan birşey varsa o da kötüden iyiye doğru bir yol izlemesi bu deneyimin.

tumblr_nxl38d90W31r07rtgo1_500

Kapkara bir denize atlıyorsunuz, batıyorsunuz, batıyorsunuz, kendinizi en dipte bulduğunuzda kurtulmak için çırpınıyorsunuz. Hiçbir şeye yaramadığını anladığınızda kendini bırakıyorsunuz artık, teslim oluyorsunuz ve kendinize verdiğiniz zararların bedellerini ödüyorsunuz.(Bu etkinin sebebinin geçmişte yapılan, suçluluk duygusu içeren eylemlerin psikolojik bir halüsinasyon şeklinde ortaya çıkması diye düşünüyorum.) Hafifledikçe taşıdığınız yüklerden yükselmeye başlıyorsunuz, yükseliyorsunuz ve en sonunda göksel bir mutlulukla dolaşıyorsunuz. ( Suçluluk duygusundan kurtulmanız artık arınmanız dolayısıyla gerçekleştiği için ruhunuz dolaşım yeteneği kazanmaya başlıyor diye düşünüyorum)

Gerçekten bu kadar poetik bir etkisi var yajenin. Algılarınızın kapıları tamamen açıldığında ruhlarla görsel bir temase geçmeye başlıyorsunuz. Bu noktada kimisi iyi kimisi kötü sayısız varlıkla karşılaşmanız mümkün. Gerçekliğin dünyasından yavaşça diğer tarafa geçtikçe ruhlar(başka bedensiz varlıklar) da daha fazla hissetiriyor kendilerini. 

Şunu eklemeliyim ki ilk defa içiyorsanız ve sadece bir fincan aldıysanız pinta görmeniz pek mümkün değil. Ama bu aynı zamanda fiziksel ve ruhsal temizliğimizle de ilintili ve de yajeye ne kadar aşina olduğumuzla. Ne olursa olsun pinta olmadan bile varlıklarını bir şekilde hissediyorsunuz. Bunu sağlayan ise tamamen sezgileriniz; orada olduğunu hissediyorsunuz. Yeni bir fincan aldığınızda ve bu his gitgide katlandığında farkındalığınız da beraberinde yükseliyor. 
Sanki herşey birbirine bağlı ya da bir havuzun içinde yüzer gibi bir his, atmosferdeki enerjiyi bütün bedeninizle hissedebiliyorsunuz; artık aynı yerde olmadığınızı düşünüyorsunuz ve gerçekliğinizde oluşan dev yırtıktan dolan renklerle ruhların yakınlaştığını anlıyorsunuz. Fakat yine de bu aşamada tamamıyla kopmuş sayılmazsınız gerçeklikten. Zihniniz, bilinciniz, bilinçaltınız, korkularınız, şüpheleriniz, egonuz sürekli bu görüntülere, hislere karışıyor. Son aşamaya yani gerçek görselliğe adım attığınızda ise doğrusu görünüze karışabilecek “siz” diye birşey bulunmuyor. Ama kesinlikle uyumuyorsunuz da ve gördüklerinizin de rüya olmadığını biliyorsunuz – rüyalardan son derece farklı bir deneyim bu.( Evliyaların bahsettiği “Hiçlik” makamı bu mu yoksa?)
Soyut görüler arasında başta renkler olmak üzere, geometrik şekiller, kaleydoskop etkisiyle birbirine karışan ve ayrılan imgeler bulunuyor. Bu soyut görüntüler sürekli olarak değişime uğrayarak somutlaşabiliyor ve daha sonra tekrar dağılabiliyor. Çeşitli figürlerde karşımıza çıkan görüntüler arasında en yaygın olarak görülenler genelde cangılda yaşayan diğer canlılar – totemler oluyor. Tabi ki burada bir sınır olmadığını belirtmeliyim. Geçmişi, geleceği, başka şehirleri, olmayan yerleri, Budha’yı bile görebilirsiniz. Ne göreceğiniz üzerinde kesinlikle kontrolünüz bulunmuyor sonuç olarak.
 
Ayrıca hemen sonra ne olacağını o anki durumunuzdan anlamanız da pek mümkün değil. İlk etkileri yaşadıktan sonra bu ilk etkiler kaybolup yerine daha güçlü olanlarını getirmiyor. Yajenin gelişimi çok düzeyli olarak gerçekleşiyor. Bir düzeyde renkli çizgiler sürüp gelişirken buna sürekli olarak yeni etkiler ekleniyor. 
Basit başlayıp, gelişen ve bütün elemanların şiddetini yükselttiği çeşitli zirveleri olan bir trans(trance) parçası örneğine benzetebiliriz bu durumu aslında. Nasıl ki parçada tek tek davulun ya da herhangi bir öğenin estetik ya da duygusal bir önemi bulunmamakta gördüğünüz pinta için de bu durum geçerli. *Pinta, sadece bütün olarak üzerinizde bir etkide bulunuyor ve acılı bir temizlik sürecinin yarattığı görüntülerin de sadece bir tek amacı var: Size tinselliğin ışığında hayat hakkında bir ders vermek. 
 
Fakat arada bedensel olanın pisliği üzerine düşüncelerle ile büyümüş önemli bir neslin anlamayacağı hatta gülüp geçeceği bir fark var. O da böğürtüler arasında kusarken ya da bir ishal atağında bu tinselliğe kendinizi açıyor oluşunuz. Tanrı’yı bulutlar arasında çizen ve beyazlı melek ordularıyla bedensel olandan kaçınmamızı iradeye, zihne, inanca yönelmemizi tembihleyen semavi dinleri zaten bir kenara koyuyorum, dünyada başka hiçbir kültür sanırım tanrısal, ruhani, tinsel olana bütün bu pisliğin içinde ulaşılabileceğini düşünmemiştir. 
Dinlerin zihne bağımlı oluşu dolayısıyla zihnin üzerinde çalışabileceği irade, inanç gibi soyut olgular kullanılmak zorunda olduğundan tanrı da ancak soyut ve ulaşılamaz haliyle düşünülebiliyor. Sonuç bir çeşit aydınlanmayla müjdelenen insanların hayal kırıklığı. Özellikle batıda inancın giderek önemini yitirmiş olması ve geriye kalanların çeşitli uzakdoğu düşüncelerine yönelmesi bu hayal kırıklığına yorulabilir sanırım. Yaje’nin işlevi de bu doğu düşüncelerine zaten oldukça benziyor çünkü farkındalığın dibine dinamit koyan beden-zihin ikiliği yaje’de de bulunmuyor ve beden üzerinde çalışırken aynı zamanda içgörümüzü engelleyen zihnin durumunu da değiştiriyor. 
 
Meditasyon ile bu kadar benzer olması bir yana daha güzel olanı yaje’nin hiçbir şey yapmanıza, düşünmenize izin vermemesi. Meditasyonun amacı da bu değil miydi zaten?… Tek fark yaje’nin sizin isteğinize bağımlı kalmadan aşkın bir düzeye sizi taşıyor oluşu; başka bir şansınız yok. Katıldığım bir seremonide zaten bu iki tekniği de uygulayan kişiler gördüğümden benzerliği algılamam çok fazla sürmemişti. Bedensel fazlalıklarımızdan kurtulmadan belirli bir dinginliğe ulaşılması da zor göründüğünden doğrusu aralarındaki görevdeşliğe bir anlam verebildim. 
ayahuasca_vision
Fazlalıklarımız derken abartmıyorum, isterseniz günlerce diyet uygulayın ve hatta son gün kimilerinin tavsiye ettiği gibi birşey yemeyin yine de anlam veremediğiniz kadar kusabilir ya da dışkılayabilirsiniz. Yaje sizi daima şaşırtacak ve saygı göstermezseniz başka bir ders verecektir. Son denememde sabah olmuş ve herkes evlerine güzel güzel dağılırken birdenbire herşey benim için tekrar başlamıştı. Alınan ders isterse sabah olsun eve taşıdığınız yüklerle geri dönemezsiniz ve yerlilerin düşüncesine göre bu yükler ya da hastalıklar dışkı ve kusmuk olarak vücut buluyor ve sisteminizden en kısa yoldan dışarı atılıyor. Doğrusu bedeninizden normal olmayan bir şekilde o kadar çok şey çıktıktan sonra buna inanmamak güç; o kadar bokla doluyuz ki gerçeği göremiyoruz”
(*)Pinta:Çeşitli renkteki görüntüler soyut zihinsel imgelemler ve doğadaki ruhların 
(bütün bitki ve hayvanları kapsayan) canlı imgeleri.

 

DMT ve Melatonin Bağlantısı

 

Melatonin:

Gelişim döneminde çok etkili olan, uykuyu düzenleyen, stresi azaltan bu salgı sadece ve sadece en çok karanlıkta salgılanır. Salınımı 21:00 civarından başlayarak git gide artar. 02:00-05:00’e kadar ki dönemde yüksek seviyelerde ve oldukça aktifdir.
 
Diğer önemli bir konu ise Kanserin önleyicisi olduğudur. Hatta kanserin melatonin azlığı ve düzensizliğinden kaynaklanan bir hastalıktır.
 
 
Dünya Çevre Örgütünün araştırmasına göre kanserlerin yarısı gezegenin 1/5’lik bir kısmında bulunduğunu söylemiş. Bu bölgelerse büyük şehirler yani en çok ışığa maruz kalan bölgeler.
 
 
Hatta hiç ışık almayan görme engelli insanlar sürekli melatonin salgıladıkları için kansere hiç yakalanmıyor.
 
Çünk, Melatoninin salgılandığı epifiz bezi, ışığı sadece ve sadece gözlerden alabiliyor. Yani beynin kafatası ile sımsıkı kapalı olmasından ve beynin içinde ve kafamızın tam ortasında olmasından dolayı, ışığı sadece gözlerden algılıyor ve buna göre davranıyor.
 
Hz. İsa’nın bir sözü var : “Karanlıkta oturanlar gerçek (büyük) ışığı görürler” diye. Bu yine beyin epifizine yani pineal glande atfediliyor.

Ayrıca epifiz bezinin deniz seviyesinde çok az, yükseklere çıktıkça ise çok fazla hormon salgıladığı bilimsel bir gerçek. Ki bu yüzden tarih boyunca tüm ibadethaneler olabildiğinde yükseğe yapılmış.

Yani ibadethanelerin yükseğe yapılmasının sebebi matematiksel olarak Yaratıcıya yakın olmak değil ama bir nevi bu hormonun da yardımıyla üst bilinçlerle daha fazla iletişimde bulunmak.

Ki Tibet manastırlarından tutun da hristiyan manastırlarının da yüksek yerlere yapılması bu yüzden. Bu hormonun salgılanımını artırmak.

Ve ayrıca Hz.Muhammed’in riyazete yüksek ve karanlık bir mağarada çekilmesi, ilk orada emir alması, Hz.Musa’nın Allahla konuşmak için dağa çıkması da bana göre bu yüzden.

 9fe947696991cac7ddc9aec9666b393b
Epifiz bezinin en büyük düşmanı Florid. Florid ilk zamanlar askeri amaçlarda denenmiş, askerlerin daha itaatkar ve kolay emir almalarını sağlaması sonucunda, ağa babalar tarafından toplumun tamamına karşı kullanılmaya başlanmış kimyasal bir silah aslında.
 
Araştırmacı Yazar merhum Aytunç Altındal, Gül ve Haç, Tavistok gibi örgütlerin bu işlerin  kurucusu ve finansörü olduğunu açıklayan bir çok yazı, makale ve konuşmaları var.
 
Diğer bir konu neredeyse tüm dinlerde bulunan oruç ve melatonin ile etkisi. Evrenin eterik enerjisi hinduizmde prana olarak geçer. Bu sufizmde hu olarak geçer  ve içimize üflenen nefestir. Meditasyonlarda  düzenli alınıp verilen nefes egzersizlerinin prana olamaması için bir sebep yok. Çünkü nefes burundan doğruca kaşlarımızın ortasında ki epifiz bezine doğru çekilir.
Karanlıkta salgılanan bu salgı bir çok dervişin, şamanın, bazı evliyaların ve budistlerin mağaralarda vakit geçirdikleri ve karanlıkta bulunmalarını açıklar nitelikte. Bu kişiler kendilerini aynı zamanda açlıkla da sınamışlardır. Bir çok dinde oruç tutmanın kaynağı budur. Basit olarak oruç güneş doğarken aç kalmaya başlamak ve güneş battığında açlığa son vermek. Karanlıkta salgılanan melatonin güneş doğmasıyla birlikte salınımını durdurur. Ancak açlığa maruz kalan kişilerde bu salgının üretimi devam eder. Yani tüm gün melatonin salgılamaya devam etmenin bir yolu. Gün batımında açlıklarını sonlandırabiliyorlardı çünkü karanlıkta melatonin zaten salgılanmaya devam edecektir. Orucun asıl nedenini bu davranış ortaya koymaktadır yani melatonin ile ruhaniyeti zirvede tutmak.

Melatonin ve Müzzemmil Suresi Bağlantısı

 

melatonin-grafiği

Grafikte melatonin hormonu salgılanmasının 24 saatlik istatistikleri görünmekte. 
Aslında bu grafik epifiz bezinin hareketliliğini de bir şekilde göstermektedir.
Şimdi Müzzemmil Suresine bakalım.
  • 1 – Ey örtünen!
  • 2 – Gecenin birazı hariç olmak üzere geceleyin kalk
  • 3 – Gecenin yarısında kalk, yahut yarısından biraz eksilt.
  • 4 – Veya bunu artır ve ağır ağır Kur’ân oku.
  • 5 – Doğrusu biz, senin üzerine ağır bir söz bırakacağız.
  • 6 – Çünkü gece kalkışı hem daha etkili, hem de söz bakımından daha sağlamdır.
  • 7 – Çünkü gündüz senin için uzun bir meşguliyet vardır.
  • 8 – Rabbinin adını an ve bütün gönlünle ona yönel.

SONUÇ

Ayetler ile epifiz hormonu arasında ilişki kurarsanız

Ey örtünen:Epifiz bezi

Gecenin yarısı:Manyetik alana bağlı olarak gece 02:00

Ağır söz:DMT hormonu

 

” SINIRLI Bilinç açılımımızla erişemediğimiz bir frekansta olan bu yayın, HOLOGRAFİK evren, bir düşüncenin ürünüdür. Düşünce; görülen ve görülmeyen her şey; değişik frekanslarda ENERJİ veya BİLGİden başka bir şey değildir.”
Kur’an, 
  ‘İnsan ne yaparsa kendi kendinedir.
  Farkına varıp anlarsa’
Budha, 
  ‘Biz ne düşünüyorsak, oyuz.
  Düşüncelerimizle yarattığımız her şeyiz.
  Biz düşüncelerimizle dünyayı oluşturuyoruz.’
 
Upanişadlar, 
  ‘İnsan eylemleriyle kendisini yaratır.
  İnsanın arzuları ne ise kaderi de odur.’
4.yy.Yunan Filozofu, Iamblichus, 
  ‘Doğadaki her şey kader tarafından kontrol edilemez, çünkü
  Ruhun kendine özgü ilkesi vardır.’
İncil, 
  ‘İsteyin size verilecektir.
  Eğer imanınız varsa sizin için hiçbir şey olanaksız değildir.’

DMT Hakkında kısa bilgi içeren video

Dmt Ruh Molekülü Belgeseli (Türkçe Alt yazılı)

Epifiz ve DMT’i anlatan Nebuch takma adlı kullanıcının çekmiş olduğu mini belgesel (1. Bölüm)

 

 Epifiz ve DMT ve Melatonin bağlantısını anlatan Nebuch takma adlı kullanıcının çekmiş olduğu mini belgesel (Bölüm 2)

 Epifiz ve DMT’i anlatan Nebuch takma adlı kullanıcının çekmiş olduğu mini belgesel (Bölüm 3)

DMT ve Melatonin ile ilgili yeni araştırmalar yaparak bilgi edindikçe bu yazıya ekleyeceğim.

Yorumlarınız benim için çok mühim.

Yorum ve deneyimlerinizi lütfen paylaşınız…

 

DMT_consciousness_670

 

ÖNEMLİ UYARI: Ayhuasca (Yaje) Nasıl hazırlanır diye soran arkadaşlarım var.
Bu konuyla ilgili bir uyarı yapmak gereği duydum. Bu çayın hazırlanışını buradan paylaşmayı tercih etmiyoruz ve kesinlikle de önermiyoruz. Çünkü, sonuçları ölümcül olabilir!!

İzzet Çapa’nın 27 Nisan 2014 Tarihinde Hürriyet.com.tr’de yayınlanan, DMT ile ilgili bir yazısı olmuştu http://www.hurriyet.com.tr/sosyete-bu-aralar-neden-peru-ya-akin-ediyor-26303771 sizlerle bu yazıyı paylaşıyorum.

Sosyete bu aralar neden Peru’ya akın ediyor?

Eskiden kendimizi kötü hissedince ıhlamur kaynatırdık, fakat bugünlerde ‘sosyete’ ıhlamur niyetine Ayahuasca çayı içer olmuş.

Üstelik üşenmeyip, bu çayı tatmak için taa Güney Amerika’nın yolunu tutuyorlarmış.
Peru ve Brezilya’daki Amazon ormanlarının derinliklerinde düzenlenen bu ‘çay saatlerinin’ sonunda da hayatı yeniden keşfettiklerini iddia ediyorlar.
Bu aralar o kadar çok duydum ki bu ‘sihirli çayın’ marifetlerini; merakıma mucip oldu, şöyle bir sorup soruşturayım dedim.

Bakın neler öğrendim neler…

Peru ve Brezilya’da yetişen Ayahuasca, şamanlar tarafından toplanıp çay gibi kaynatılıyor ardından da bazı başka bitkilerle karıştırılıyormuş.
Asıl marifet ise bitkinin içinde bulunan DMT molekülünde.
O ne ki derseniz, iki gözümüzün orta hizasında, alın boşluğumuzda bulunan epifiz bezinin sadece doğum ve ölüm anında fazlaca salgıladığı bir molekül bu.

DMT, vücuda Ayahuasca içerek alındığında mistik zevk ve ruhani tecrübelere neden olup zihin açıcı, algı değiştirici, diğer alemlerle iletişim kurucu tesirlere yol açıyormuş.
Bu maddenin ‘yuvası’ epifiz beziyse de kimileri tarafından kalp gözü, gönül gözü veya üçüncü göz olarak adlandırılıyor.

Peru Amazonları’ndeki Conibo kızılderilileri başta olmak üzere, Güney Amerika’nın farklı bölgelerindeki şamanist kabilelerce yüzyıllardır hastaların tedavisinde kutsal bir iksir olarak kullanılan Ayahuasca çayı üçüncü gözümüzü açıp bizi aydınlanmaya, huzura ve sonsuz bağımsızlığa kavuşturuyormuş.

Gidenler, bir Ayahuasca seremonisi 10 senelik psikoterapi seansına bedel diye anlatıyorlarmış.

Ama elinizi kolunuzu sallayarak Amazon ormanlarına dalmakla iş bitmiyor.
Gitmeden önce etsiz, tuzsuz, alkolsüz ve şekersiz bir diyetle bünyeyi iyice arındırmanız şart.
Şimdilerde bizimkilerin müdavimi olduğu Peru’daki bu terapi merkezlerinde 9 günden başlayıp 3-4 haftaya kadar uzayan değişik programlar uygulanıyormuş.
İlk seremonilerde meditasyon teknikleri anlatıp belgeseller gösterilerek ziyaretçiler bilinçlendiriyorlarmış. Anlayacağınız bir nevi hazırlık evresi…
Peki gidenler bu deneyimi nasıl yaşıyormuş?
Önce kısa bir dua ediliyor, ardından çember şeklinde dizilip çıt çıkarmadan bir süre birlikte oturuluyormuş.

Sonra da ritüele uygun müzikler eşliğinde şarkılar söyleniyormuş. (Umarım bizimkiler Tarkan’ın Karma albümünden veya Serdar Ortaç’ın Çakrası’ndan istek şarkı yapmıyorlardır.)

Bu esnada bazı katılımcılar kusabiliyor fakat bu durum da ruhun arınması olarak kabul ediliyormuş.

Anlatanların yalancısıyım, çayın etkisi ise birkaç saat sonra kendisini göstermeye başlıyormuş.

Diyorlar ki, ”Ayahuasca insanı sanki başka bir ruhani boyuta geçiriyor. Bilinciniz yükseliyor, hem ruhunuza hem bedeninize yükseklerden bakmaya başlıyorsunuz.” İşte o zaman kendinizle yüzleşip aradığınız soruların cevaplarını bulabiliyormuşsunuz. Tabii önce tüm öfkeleri, üzüntüleri benliğinizden silmek şartıyla…
Hatta bazıları bu deneyim için ‘kısa süreli ölüm’ bile diyor.

Dünyaca ünlü ‘deli’ Lindsay Lohan geçtiğimiz günlerde Ayahuasca çayı sayesinde adeta ölüp yeniden doğduğunu ve yaşamındaki hatalarını geçmişte bıraktığını açıklamış.

İşte sosyetik elitlerimizi Amazon ormanlarına kadar sürükleyen ‘Çay terapisinin’ özellikleri kısaca böyle.

Hoşunuza gittiyse, durumunuz da müsaitse toplayın bakalım bavulları. Ama siz de benim gibi “yeni bir hayata başlayıp kendimi yenilemem için taa elin Peru’suna gitmeme gerek yok” diyenlerdenseniz için ıhlamurunuzu ve oturun oturduğunuz yerde.

‘GAYRİ YASAL’ UYARI: ‘Çay terapisine’ katılanlar arasında az da olsa hayatını kaybedenler olduğundan siz siz olun özellikle kalp rahatsızlığınız varsa bu ‘ruhani trendi’ evde denemeyin.

Ayrıca 04 Ağustos 2014 Pazartesi  
w.gazetevatan.com/villada-olum-deneyimi-iddiasi-664643-gundem/">http://www.gazetevatan.com/villada-olum-deneyimi-iddiasi-664643-gundem/ adresinde yayınlanan “Villada ‘ölüm deneyimi’ iddiası” başlıklı haberi de sizlerle paylaşmak istiyorum.

 

Comments

yorumlar

parazan.com hakkında

Hakkımda kısmından yeterli bilgiye sahip olabilirsiniz

Etiket(ler): , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , .Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.