Gizli Network Marketing Sırları

Network Marketing’de Fark Yaratmak!

Değerli Networker Arkadaşım,

Bu yazıyı okuduktuktan sonra sen artık eski sen olmayacak ve network marketinge bakış açın tamamen değişecektir.

Buna hazır mısın?

O halde başlayalım..

Bu işte bir an evvel bir çekim kaynağına dönüşmek zorundasın. Başka alternatifin maalesef ki yok! Sponsorların, liderlerin sürekli sana davet yap adaylara ulaş diyorlar değil mi? Arayan sen olmamalısın! Seni bulan ve seni arayan, sana ulaşan adaylar olmalı. Seni adaylar aramalı. Biliyorum, liderlerin farklı söylüyorlar. Şu an şok olduğunun farkındayım, belki yadırgadın ama gerçekler bazen sert gelebilir.

Doğru soruları sorabilmemiz gerekir. Eğer, soru doğru değilse yanıtın bir önemi yoktur. Ben şunu bilirim ; ben eğer doğru soruyu sorabilirsem bu doğru soru eninde sonunda beni doğru yanıta götürecektir. Belki sorunun yanıtını o an için bilmiyorumdur ancak, beni sonunda doğru yanıta götürür. Belki de “Ne yapmam lazım ki adaylar beni arasın?” sorusu bu sektörde ve günümüz internet ve bilgi dünyasında kendimize sormamız gereken belki de en doğru sorudur. Yanıtını (henüz) bilmiyor olsak dahi…

Sadece network marketing endüstrisinde de değil, ürün ve/veya hizmetlerin servis edildiği tüm ticaret yaşamında kimin kiminle ilk olarak kontak kurduğu, kimin bilgi talebinde bulundugu ciddi anlamda önemlidir. Bizim sektör network olduğundan dolayı gel biz kendi dilimizi konuşalım.

Networkte davet etmek, daveti doğru yapabilmek işini inşa ederken ilk ve belki de en doğru yapman gereken adımdır.

phone-call-300x300

Networkteki adımlar sırasıyla şudur ;

Reklam yap > Davet et > Sunumu yap > Müşteri veya Distribütör olarak kaydet > Eğit

 Network sektöründe bu aşamaların hiç birisinde iyi değilsen dahi, DAVET konusunda iyiysen, devasa bir network işi inşa edebilirsin ve ciddi anlamda zenginleşebilirsin. Sadece DAVET konusunda kendisini geliştirmiş o kadar çok network milyoneri var ki…

DAVETte madem ki bu kadar önemli ve madem ki kimin ilk olarak kiminle kontak kurduğu önemli o halde davet edilen kişi aday değil sen olmalısın. Adaylar seni davet ediyor durumda olmalı. Geleceğini dizayn ederken kurguyu buna göre yapmalısın. Kurgu ve mekanik bu olmalı. Tekrar ediyorum DAVET EDİLEN SEN OLMALISIN! Ya da diğer bir deyişle KENDİNİ İNSANLARA DAVET ETTİRMELİSİN! 

mailservice

Kendimi adaylara nasıl davet ettireceğim parazan bunu bana açıklar mısın sadede gel artık dediğini duyar gibiyim 🙂

Ben de başarısızlıklar yaşadım ve davet yaptım sunum yaptım olmadı. Ve her başarısızlığımda sponsorlarım bana bu işin %100 kopyalanabilir bir iş olduğunu, eğer başarılı olamıyorsam insanlarla daha doğru bir şekilde iletişime geçmem gerektiğini, daveti daha iyi yapmam gerektiğini, daha fazla adayla görüşmem gerektiğini, daha fazla sunum yapmam gerektiğini, daha fazla eğitim toplantısına  gitmem gerektiğini söylüyorlardı. Onlar söylüyorlardı da ben çabalarımın karşılığını  alamıyordum ki… Sözün özü değerli dostum artık usanmıştım. Yorulmuştum. Tükenmiştim. Bitmiştim. Ve tabi ki pes etmeye çok yakındım. Durdum. Bu arada durmak networkte bırakmakla aynı anlamdadır. 

Duramazsınız ekibiniz olsa bile durduğunuzda işiniz de geriler..

shutterstock_76925098

Değerli Dostumşunu bilmeni istiyorum; senin o muhteşem ürün ve/veya iş fırsatına bu dünyada hiç bir kimsenin zerre ihtiyacı yok!

Liste yap, insanları (adayları) arayıp -eğer telefonu açarlarsa tabi- davet edip onlara  inanılmaz fırsatını ve “harika” ürünlerini, firmanın bilmem kaç milyar dolarlık firma olduğunu boşu boşuna anlatma. Buna zahmet edip enerjini ve psikolojik gücünü boşu boşuna tüketme. Davette ne kadar iyi olursan ol, ben sana söyliyeyim, bunun hiç bir önemi yok. İnsanlar bunlarla gram ilgilenmiyorlar. Bunlar onların umurlarında değil!  

Önemli olan şey nedir biliyor musun ; kimin kiminle İLK olarak kontak kurduğudur. Bitti! Nokta.

ALFA liderler kimseyi davet etmezler. İnsanlar senin davetinle ilgilenmezler. İlgilenmeyecekler. Onların, senin sunduğun iş fırsatına ihtiyaçları yok. Onların aradığı şey nedir biliyor musun Dostum? Sorunlarına çözüm! İnsanlar, sorunlarına çözüm arıyorlar. Nokta. İnsanlar bunun derdindeler. Aslında aynen senin gibi…

Bu işe ilk başlamaya karar verdigin günü bir an için hatırla!

Sen bu işe networke bayıldığın için mi başlamıştın? Hayır. Zenginleşmek istiyordun. Para kazanmak istiyordun. Networkte kazanacağın paranın bir çok sorununa çözüm olabileceğini düşündüğün için başlamıştın networke. Hafızanı bir an için zorla ve hatırlamaya çalış! O güne gitmeye çalış. Senin için geçerli olan bu durum diğer insanlar için de aynen geçerlidir.

Özetle bir şeyi tekrar ediyorum ;  Kıymetli Networker Kardeşim, sana kendilerini ispatlamadıkları, senin zamanını talep etmedikleri sürece hiç kimseye ürününden ve/veya fırsatından bahsetme!

Asla…

Bunu kendi iyiliğin için n’olur yapma!

Kendine ve o insanlara bu kötülüğü yapma.

Önce o insanlara, sonra da kendine istemeden zarar vermiş olursun.

Bak, şu anda bir yol ayrımındasın.

Ve oturup bir karar vermelisin.

Sen mi adaylara gideceksin, yoksa adaylar mı sana gelecek ?

İlk arayan sen mi olacaksin, yoksa onlar mı?

İşte, doğal çekiciliği olan, profesyonel, ALFA networkçüler ile itici, can sıkıcı, geveze, amatör networkçüler arasindaki en temel fark budur.
 

def3f3678833b026dab017fa419813d3

ALFA Olmak Zorundasın!

Network işinde mutlaka bir lider olmalısın. Bir ALFA olmalısın.

Nasıl ALFA olursun?

Cevabı çok basit. ALFA‘larla birlikte olarak! Alfa‘larla kontakta olarak. ALFA‘larla takılarak. ALFA‘larla iletişimde kalarak.

İnternette bir varlığa sahip olmalısın. Websayfası veya Blog. Ben bloğu tercih ederim. Blogların Google, Yahoo, Bing gibi arama motorları tarafından algılanma ve bulunabilirlik oranı Websayfalarına göre daha yüksek. Ben şahsen WordPress kullanıyorum. Yazılarımı WordPress ile yazıyorum ve yayınlıyorum. Tavsiye ederim. WordPress blogunu öneririm. Tabiki WordPress şart degil. Bu blog veya websitenden tüm dünyaya liderligini ve uzmanlığını sunuyor durumda olmalısın.

Stratejin ne olmalı?

Stratejin özetle şu olmalı ; ilk kez tanıştığın bir insana veya arkadaşına veya komşuna ilk olarak ürün ve fırsatını sunmamak. Önce kendini, uzmanlığını, liderliğini, bilgini sunmak. İnsanların seninle kontak kurmaları ve senden ürün ve fırsatın hakkında bilgi talebinde bulunmak onların fikri olmalı. Bunu onların fikri haline getirmeyi öğrenmelisin. Ve ben de sana bunu nasıl yapacağını öğretmek için buradayım. Evet, insanlar seni niçin aramalı? Veya, niçin seni aramalılar ? Bazı insanları çekici yapan özellikler nelerdir ? Mesela, bir kişiyi ünlü, meşhur yapan şey nedir, hiç düşündün mü ? Ya da, örneğin bazı erkekler, aslında çok çirkin olmalarına rağmen niçin birçok kadına -genellikle- çekici gelir ?

Evvet! İşte Asıl Network Marketing Şimdi Başlıyoooooooor..

İşte , Network Marketingin başladığı yer aslında burası. Yani başlamamız gereken yer aslında burası. Başka şeylerle zaman geçirmeyi bırakalım, birbirimizi, kendimizi kandırmaya son verelim ve işin özüne girelim. Ne dersin ? Sence de daha akıllıca değil mi ? Senle biraz gerilere gitmemiz gerekecek. Çok gerilere değil ! Sadece bir kaç on milyon yıl(cık) kadar gerilere…

Neden? Çünkü, sorunun yanıtı aslında insan davranışlarında, insan psikolojisinde gizli. Önce insan davranışlarını, sebeplerini ve sonuçlarını öğrenmemiz ve bilmemiz gerekiyor.

tas-devri-27193-x

Kilit Kural

Çekici olmak bir seçim değil, biyolojik bir yanıttır!

Evet bu cümlenin altını çiz lütfen. Konunun evveliyatına, özüne, orjinine bakalım dersek milyonlarca yıl öncesine dayandığını görürüz. “Mağara adamlığı” zamanlarımıza geri gitmemiz gerekir. Hazır mısın ? Başlıyoruz. Arada nefes almayı unutma sakın. Insanlar doğası gereği sosyal gruplar halinde yaşarlar. Lider (ALFA) bu grubun gerek mental gerekse fiziki kuvvet anlamında en üst noktasında olan kişidir.

Zirvededir. Liderdir. Birinci görevi GRUBU KORUMAKTIR. Bunun karşılığında gruptan talebi, kendisine bağlılıktır. Farkında mısın, ortada, her iki tarafın da uymak durumunda olduğu bir ANLAŞMA vardır aslında. Bu adına “insan” denilen varlık için yaşamsal bir kural, bir döngüdür. Ölüm-kalım meselesidir. Genlerimize işlemiştir. İçimizden atamadıgımız bir dürtü halini almıştır. Milyonlarca yıldır süregelen bir şeydir. Eskiden durum şöyleydi ; grubun hayatı, varlığı, yaşamı ciddi anlamda tehlikedeydi. Lider (ALFA), grup için çok değerliydi. Grubu koruyan ve kollayan oydu. Gruba, grubun  yaşamına değer katıyordu.

ALFA‘ların duruşlarına, bakışlarına dikkat et. Sakin, cool duruşları vardır. Bakışları da öyledir.

007‘yi izlemişsindir mutlaka…

site

Şu 2 şeyi mutlaka not al;

1.Bilinçaltımız bizi liderlik özellikleri bulunan, hayatımıza değer katan, profil olarak bizden daha üstte bulunan insanlara karşı yöneltir.

2.Network Marketing’de bir servet sahibi olmak istiyorsan öğrenmeli ve öğretmelisin.

Ortaya değer anlamında bir şeyler sunan, başkalarının hayatlarina değer anlamında bir şeyler katan bir insan olduğun zaman çok kazanırsın. Bu sadece ve sadece bilgiyle mümkün olur. Geçmişte bu fiziki güçle oluyordu, şimdi ise bilgiyle oluyor. Günümüzde mutlak güç bilgidir. Grubundaki distribütörlerinde veya işe henüz başlamamış olan adaylarında bu özellikler yoksa işin ciddi anlamda zor. Bu özellikleri öğrenene kadar çok ciddi şekilde bocalayacaklardır.

Bu bocalama süreci bazıları için çok kısa bazıları için ise aylar belki de yıllarca sürecektir. Çoğunluğu da yarı yolda pes edeceklerdir. Psikolojik ve sabır kondisyonları bu zor yolculuğa daha fazla dayanamayacaktır. Şunu bil ; Network Marketing’de insanlar firmana katılmazlar, sana katılırlar. Kültüre katılırlar. Eğer ortada yaratılabilmiş ciddi anlamda çalışkan insanların bir birine inandığı ve güvendiği bir kültür varsa tabi ki…

Hayatta insanlar temelde 3 kategoriye ayrılır ;

1. Alfa (baskın, lider)

2. Kırık Alfa (yarı baskın)

3. Beta (pasif-etkisiz eleman)

Aslında bunları temelde “liderler” ve “takipçileri” olarak 2 kategori altında toplayabiliriz.

Sen hangi kategoriye giriyorsun ? Belki çok fazla bilimsel dayanağı olmayacak ancak, belki de şöyle basit bir test yapalım mı, ne dersin ?

Diyelim ki bir ortamdasın. Restoran, parti, sokak, herhangi bir yer..O ortamda tanımadığın birisi ile bir an gözgöze geldin. Bu durum eminim ki daha önce çok kez başına gelmiştir. Şimdi, sana sorum şu ; gözlerini ilk önce hanginiz kaçırır? Sen mi yoksa, o mu ? Eğer sensen, çok büyük ihtimalle sen bir Betasın veya Kırık Alfasın. Karşı taraf gözlerini senden kaçırana kadar bakmaya devam eden taraf eğer sensen, çok büyük ihtimalle bir Alfa’sın. Alfa olup olmadığının tek testi tabi ki bu test değil ancak, senin hangi kategoriye girdiğin ile ilgili ciddi fikir verebilir.

Eğer gözlerini ilk kaçıran taraf sen olduysan, daha sonra kendine su soruyu sorduğun oldu mu hiç ;

Benim hakkımda ne düşündü acaba ?

alpha-erkek-nasil-olunur

Bunu düşünüp, kendinle ilgili endişeye kapıldığın oldu mu? Yanıt eğer ki “evet” ise, çok büyük ihtimalle Beta veya Kırık Alfa’sın. Bak sana enteresan bir şey daha söyliyeyim. Sen “sen” olarak, sahip olduğun paranın miktarı ile veya, mevcut tecrüben ile, veya mevcut durumdaki mesleğin ile asla yargılanmazsın. İnsanlar seni bunlar için asla yargılamazlar. Seni, mevcut düşünce tarzınla, mevcut kafa yapınla, duruşunla, mevcut mentalitenle yargılarlar. İnsanlar seni bunlar için yargılarlar. Network Marketing işinde, insanlar seni ya takip edilecek bir lider olarak tanırlar ya da, onlara bir şeyleri zorla dayatan birisi olarak tanırlar. Bu durum da senin nasıl bir marka olduğunu belirler.

Yazının deva için tıkla..

images (1)

Haftada 5 gün 40 saat tek maaşa çalışmak kaderiniz mi?

İşte Başka Bir Hayatın İpuçları

Para kazanmaktan servet elde etmeye giden yol bana hep Tolstoy’un “İnsana ne kadar toprak lazım” hikayesini çağrıştırır.

Evet, çok büyük paraların açgözlülüğü ve hırsı insanı insan olmaktan çıkarıyor. Para araç olmaktan çıkıp amaca dönüşüveriyor.

Ama diğer yandan artık dünya da değişiyor.

Bugünün sistemi çalışana ne sunuyor?

“Pazartesi sabah işe başla, Cuma akşamına kadar sadece akşamları evet yatıp uyumaya git-gel. Cumartesi-Pazar kendine gelip biraz enerji topla sonra da tekrar işbaşı yap, ben de bunun karşılığında sana günlük 100 lira vereyim (Günlük 100 lira 2200 TL’lik maaşa tekabul ediyor)”

İşte tam olarak bunu sunuyor, eksiği yok, fazlası var. 

Peki bir de şu iki bilgiye göz atalım;

–  Çalışanların %68’i çalıştığı işinden hemen bugün ayrılmak istiyor.
 
–  Ayrılmak isteyenlerin %75’i manevi tatminsizlikten, mobbing’den, saygı görememekten, değersiz hissetmekten dolayı ayrılmak istiyor. (Kaynak: Konda)

 

Concept of pressure with boss screaming on the megaphone

 

Yani hadi desek ki, “Evet, günlük 100 lira veriyor ama seni geliştiriyor, motive ediyor, değerli hissettiriyor, yani manevi tatmin sağlıyor.”

E, o da yok…

Üstelik, ilkokul bitince ortaokula, ortaokul bitince liseye, lise bitince üniversiteye, üniversite bitince bir işe kapağı atmaktan başka hedefi olmayan bir birey, iş hayatı boyunca da emekliliği hayal ediyor.

Yani aslında kendimizi bildiğimiz andan itibaren sürekli bir sonraki aşamaya geçmeye çalışa, hayalleri ve güzel bir yaşamı erteleye erteleye gidip muhtemelen romatizma, kalp ve şekerle boğuşacağımız emeklilik günlerine öteliyoruz.

Peki böyle bir hayat gerçekten yaşamaya değer mi?

Sürekli ayın sonunu getirmeye, sürekli kartın asgarisini ödemeye dayalı bir hayat sırasında manevi olarak mutlu olabilir mi insan?

***

 

is

PEKİ NEDEN BÖYLE BİR HAYAT YAŞIYORUZ?

Son iki yılda hem araştırmalarım, hem tanıştığım çok çeşitli hayat hikayeleri çok farklı bir projeksiyon çizdi bana.

Şunu anladım; hayat insana “az ama garanti bir para” sunuyor. Karşılığında da “Çok ama herkesin de vermekte olduğu bir değerli zamanını” istiyor.

İnsan da nasılsa herkes aynı durumda diye bundan rahatsızlık duymuyor.

Konfor alanı yani günlük 100 lira garanti para da riske girmekten daha kolay geliyor.

***

EVET, BAŞKA BİR HAYAT MÜMKÜN?

Peki nasıl olacak?

Öncelikle bu sisteme karşı çıkmanın en doğru yolu bilinçli ve planlı şekilde bu sisteme girmek. Yani “iş hayatına girmeyelim” diye bir öneride bulunmuyorum. Girelim, ama akılcılığımızı kaybetmeden, ne yaptığımızı bilerek girelim, 20’li yaşlarda emeklilik hayalleriyle değil.

Mesela, algılarımız sürekli açık olacak, sürekli yeni fırsatlar kovalayacağız. Fırsat kovalamaktan kastım da biraz daha yüksek maaşlı bir iş olmayacak.

BİR ÖRNEK

Şahit olduğum bir örnekte, çalıştığı şirket ve aldığı maaş kendisine dar gelen bir beyaz yakalı arkadaşım patronuna gidip ona bir öneride bulundu.

Haftada 2 gün geleyim, işleri e-posta ile sürekli takip edeyim, sen de maaşımın yarısını öde.

Patron bu teklifi kabul etti. Arkadaşım geriye kalan 5 gününden bir gününü başka bir şirkete, diğer gününü de diğer bir şirkete “kiraya verdi, yine ilk maaşının yarısı karşılığında.

Danışman gibi çalışmanın avantajıyla patron(ları) artık onu şirketin bir malı gibi görmemeye başladı. Esnek saatlerde gidebilir hale geldi, sabahları eşiyle kahvaltı yapmaya, biraz daha geç kalkmaya, çocuğunu sevmeye fırsatı olmaya başladı.

O da ilginç bir şekilde “Nasılsa önümde uzun bir hafta var, yarın yaparım, sonraki gün yaparım” demeyip “Süre belli, bir tek bugün buradayım” diyerek bütün işlerini hızlıca yapmaya başladı.

Üstüne üstlük birkaç şirketin danışmanlığı onun deneyimine çarpan etkisi yapmaya başladı.Konferans ve eğitimlere davet edilmeye, oralardan da ücretler almaya başladı.

Bu güzel-yoğun hayat onu daha da “önemli” biri haline getirdi. Üç şirketin danışmanı ve bu alanda bir eğitimci olunca haliyle bir dergide yazma teklifi geldi. Kendi alanında TV ekranlarında görünmeye başladı.

Şimdi o ilk tam zamanlı maaşının tam 3.5 katını alıyor.

Ve o maaşı terk edeli sadece 1 yıl oldu.

***

BU ÖRNEK BİR İSTİSNA MI?

Hayır, bu örnek bir istisna değil, bir bakış açısı değişimi, bir farkındalık hikayesi.

O arkadaşım patronuna o ilk teklifini yapmasaydı haftaiçi saat 10’da kahvaltı yaparken klavyesindeki tuşların arasına simit susamı ekmeye devam edecekti.

***

PEKİ YA MAVİ YAKALI?

Diyebilirsiniz ki, hadi o iş e-posta ile ilerleyebiliyordu. Peki ya bilek gücüyle, tezgahta yapılan işler?

İşte bir örnek daha.

Meral isminde bir genç kızın hikayesi, yine yakından tanıdığım bir hikaye.

Bir matbaada çalışan, satış temsilcisi türevi bir iş yapan ama matbaanın bütün iş yükünü üstlenmiş bir genç kız. Gelen siparişleri üretime bildiriyor, siparişini alıyor, faturasını kesiyor, tahsilatını yapıyor.

Yani şirketlerde çalışan yüzbinlerce genç kızdan biri.

Matbaa işi yaptıkları için reklam ajansları da onlara iş yaptırıyor.

Meral işini o kadar titiz, o kadar temiz yapıyor ki reklam ajanslarından birinde ona iş yaptıran kişinin dikkatini çekiyor.

Kendi ajanslarında çalışan, Meral’den 3 kat daha fazla maaş alan kızlardan çok daha tertipli, çalışkan olduğuna kanaat getirip yöneticilerine Meral’den bahsediyor.

Ve yine gerçek olan bir külkedisi masalı daha..

Bugün Türkiye’nin uluslarası ortaklı dev bir ajansının üst düzey yöneticisi Meral.

Kendisini öyle güzel yetiştirmiş ki işe girdikten sonra, yükselmeye de kendisini geliştirmeye de hep devam etmiş.

***

ALTERNATİF İŞLER

Bu hikayeler biraz daha kurumiçi girişimcilik öyküleri.

Peki bir yerde çalışırken oradan ayrılmadan ya da patron teklifinizi kabul etmezse ne yapabilirsiniz?

O zaman da alternatif gelir kaynakları, alternatif iş imkanları var.

Bunlardan biri de Network Marketing.

Kötüye kullanan, sistemi tek taraflı kurgulayan şirketlerden dolayı adı kötü anılsa da uluslararası dev network marketing şirketleri var. Dahası Türkiye’de henüz olmasa da bazı global markalar bazı ülkelerde tüm satışlarını network marketing üzerinden gerçekleştiriyor.

Doğru ve size uygun bir şirketle çalışarak ek gelirler oluşturabilirsiniz.

Ama bu noktada önerim; son paranızla gireceğiniz bir iş olmasın network marketing, çok hızlı para kazanma stresi sizi daha da olumsuz etkiler, başarılı olma potansiyeliniz varsa da olamazsınız.

Eğer yeni bir cep telefonu alacak paranız var da onunla farklı bir şeyler denemek istiyorsanız işte o zaman, tekraren söylüyorum, doğru şirketi araştırarak, ince eleyip sık dokuyarak bulacağınız bir şirkette deneyebilirsiniz.

***

Daha çok örnek var, okuyup da ikna olmazsanız e-posta gönderin, başka örnekleri de bir başka yazıda yazabilirim.

***

Şanlıurfa’da ORTA SALON buluşmaları adında bir konferansa katıldım.

Genç MEMUR-SEN Genel Başkanı Eyüp Beyhan, Genç BİRLİK Genel Başkanı Ahmet Öznaneci ve Türkiye’nin en genç belediye başkanı Karaköprü Belediye Başkanı Metin Baydilli ile çok keyifli bir buluşma oldu.

Şanlıurfa parlayan yıldızı olacak güneydoğunun. Buna kalpten inanıyorum. Çünkü her yıl en az 3-4 kez gittiğim Şanlıurfa’da her gidişimde yepyeni gelişmeler görüyorum.

 

haber.star.com.tr yazarı : Ömer Ekinci

Kaynak: http://haber.star.com.tr/yazar/haftada-5-gun-40-saat-tek-maasa-calismak-kaderiniz-mi-iste-baska-bir-hayatin-ipuclari/yazi-1111357

İncir.com iflas etti

İncir.com  İflas Etti!

incir-logoSosyal e-ticaret platformu incir.com iflas etti. Binlerce girişimcisi olan incir.com girişimi, iflas açıklamasıyla herkesi üzdü.

 

 

 

sonmail

 

 

 

Network Marketing Fırsat mı Tuzak mı?

Network Marketing Nedir?

 

network marketing

Çok kapsamlı geniş kaynaklı bir yazıdır. Arkanıza yaslanın ve detaylı bilginin tadını çıkartın 🙂

1)Network Marketing Tarihçesi

Multi-level marketing sistemi, ilk olarak 19.yy ortalarında ABD’de ortaya çıktı. 1850’li yıllarda aslında bugün networker dediğimiz kişilere ‘‘canvassers[1], seyyar satıcı, davulcu’’ denmekteydi. Bu kişiler gün geçtikçe büyüyen satış organizasyonlarının oluşmasına sebep oldu. Örneğin bugün dünyaca ünlü olan ‘‘Heinze’’ ketçapları eski bir seyyar satıcı olan Henry Heinz’ın kurduğu 400 kişilik satış örgütü ile ortaya çıkmıştır. Yine aynı şekilde bir başka eski doğrudan satışçı Dr. Asa Candler, 1887 yılında iş arkadaşı olan Pemberton’dan pek de bilinmeyen Coca-Cola’nın formülünü 2.300 dolara satın alıp 500 kişilik doğrudan satış örgütüyle Coca-Cola markasını yaratmıştır. 1906 yılında sadece 375 dolar ile yatırım yapan Alfred Fuller, 270 kişilik bayilik ekibiyle 1960 yılında cirosu 109 milyon dolar olan bir şirketin temellerini atmıştır. İşte network ağı bu kadar eskilere dayanmaktadır ve network tarihi bunun gibi başarılı örneklerle doludur. İlk ‘resmi’ network marketing sisteminin kurucusu ise 1945 yılında bu işi yapmaya başlayan Carl Rehnborg’tur.

2)Nedir bu Network Marketing?

Multi-Level marketing, doğrudan satış yönteminin şu anki en çağdaş versiyonudur. Doğrudan satış, yüz yüze yapılan satış faaliyetini ifade etmektedir. Network marketing de ‘‘doğrudan satış’’ın bir türüdür. Türkiye’de kurulmuş olan Doğrudan Satış Derneği (DSD) ile Avrupa Doğrudan Satış Dernekleri Federasyonu (FEDSA) ise doğrudan satışı; ürün veya hizmetlerin, bir pazarlamacı tarafından müşterilere evinde, başkalarına ait bir evde, iş yerinde veya ‘satış noktası olmayan’ bir başka yerde doğrudan pazarlanması olarak tanımlamaktadır.

Mulit-level marketing sektöründeki şirketlerin temel amacı, normal ticarette var olan aradaki aracıları (komisyoncu, reklamcı, taşımacılık şirketleri) olabildiğince azaltıp ürünü daha makul bir fiyata müşteriye sunmaktır. Elde kalan, yani aracılara dağıtılmayan para da yine müşterilere dağıtılır. Peki sistemi neden tavsiye ederiz? Şöyle örnekleyelim. Bir restauranta gittik ve dedik ki: ‘‘Adamlar bir kebap yapıyor mutlaka deneyin.’’ Restaurant bize bunun karşılığında ödeme yapıyor mu? Hayır. İşte network marketing şirketleri, bize yaptığımız tavsiyelerden para kazanma fırsatını sunar. Bizim sayemizde alınan her üründen bize komisyon verilir. Asıl güzel tarafı ise, bizim tavsiye ettiğimiz kişilerin başkalarına tavsiyeleri de bize komisyon kazandırmaya devam eder. Çünkü multi-level marketing şirketler reklam yapmazlar, bunu dünya üzerindeki en iyi reklam olan ‘‘ağız yoluyla’’(word of mouth) reklam yönetimi ile gerçekleştirirler ve buradan ettikleri tasarrufun %80’ini networkerlar yani bizlerle paylaşırlar. Ayırca bu sayede şirket, bizim bir ağ kurmamıza ve bu ağdan kalıcı gelir elde etmemize olanak sağlar. İşte bu nedenle bu sektör “21. yüzyılın en modern ticaret sistemi”dir.

Bu sistemle çalışan şirketlerin ortak özelliği müşteri odaklı çalışmalarıdır. Çünkü müşterileri memnun kalmazsa veya problem yaşarsa, o şirketin satışları ve reklamı için yardımcı olmayacaklardır. Bu da şirketin bindiği dalı kesmesiyle eşdeğer bir hatadır. Bu yüzden MLM şirketleri ürün kalitesi ve müşteri memnuniyeti konularına titizlikle yaklaşır. Bu sebeple özellikle gıda sektöründe network-marketing yapan şirketlerin ürünlerinde hataya rastlamak neredeyse imkansızdır.

Şüphesiz ki multi level marketing sistemi, kökleri 19.yy’a dayanan ve 21. yüzyıla damga vuracak bir ticaret sistemidir. Nitekim bunu gören birçok dev şirket(Coca Cola, Dell, IBM, McDonalds, Philips vb.) kendi network sektörünü oluşturmaktadır. Örneğin Türkiye’de en yeni network şirketlerinden biri olan Dore, Ülker’in de sahibi olan Yıldız Holding’in Türkiye’deki network marketing şirketidir. (Şu an aktif olarak faaliyet göstermemektedir)

Multi level marketing sisteminin tüm katılımcılara eşit fırsat sunması, çalışma saatlerinin bireyin kendisi tarafından belirlenmesi ve emek verdiğin ölçüde ‘zenginlik’ sunması gibi başlıca özellikleriyle sistemi, çağımızın vazgeçilmezi yapmaktadır. Çok katlı pazarlama sisteminde iki yol ile para kazanmak mümkündür:

1)Şirketten kendisi için satın aldığı ürünleri satması (Bu para kazanma yöntemi kesinlikle çok risklidir zira ürünleri kendisi kullanıp etkisini test etmeyen networkerlar, sistemin tıkanmasına ve sisteme yeni networkerların eklenmesine negatif etki yapacaktır. Bu konuyu şöyle örnekleyelim: 1000 liralık bir ürün aldım ve şirketin bana vermiş olduğu %20 iskonto hakkıyla ürünü gidip başka birine 1200 liraya sattım. Peki elimizde ne kaldı? Sadece bir defalığına mahsus olmak üzere 200 lira kar ve ‘0’ üye. Oysaki network marketing sisteminde asıl ve ‘düzenli’ kazanç sisteme üye kazandırmakla elde edilir. Bu nedenle iyi bir networker ürünü ilk önce kendi kullanmalıdır ancak bu yolla ürünün etkisini görüp, o ürünü somut örneklerle önerebilecektir. Çünkü çok katlı pazarlama, tavsiye üzerine kurulu bir satış sistemidir. Ürünü alır, kullanır ve tavsiye edersiniz. Nitekim araştırmalara göre bu tavsiyenin, bir satıcı tarafından yapılan sunumdan çok daha etkili olduğu tespit edilmiştir.)

2)Oluşturmuş olduğu ekiplerin yapmış olduğu satışlardan, yani kazandırdığı üyelerin yaptığı satışlardan doğan kazanç(İşte gerçek network kazancı burada doğmaktadır[2]. Networker her ne kadar kişisel referansları ile yapmış olduğu satışlardan para kazanır ise de önemli olan oluşturmuş olduğu ekip cirosu üzerinden almaya hak kazanacağı prim tutarıdır[3]. Bu primler, çok katlı pazarlama sisteminin dinamosudur. Zira amaç 1 kişinin %100 emeği yerine, 100 kişinin %1 emeği ile aynı verimi el etmektir. Bu noktada Adam Smith’in yaptığı deney sonucu paylaşmak faydalı olacaktır. Deneye göre 1 işçi günde 20 iğne üretirken, 10 işçi birlikte çalıştıklarında 4800 iğne üretmişlerdir. İşte network marketing sistemi ile de yapılmak istenen tam olarak budur.)

Çok katlı pazarlama uygulamaları, geleneksel doğrudan satış uygulamalarından daha fazla girişimciliği ön plana çıkararak, üyelerini, doğrudan ve dolaylı satışlar için ödüllendirirken bu üyelere, yeni insanlar bulma ve eğitme sorumluluğunu da yüklemektedir[4]. Üst hatlar genellikle, ‘sistemi anlatmak, sorulara yanıt vermek, sunum yapmak, eğitim vermek, referans sağlamak, hedef oluşturmaya yardım etmek, motive etmek, moral destek vermek’ türünden desteklerle, çok katlı pazarlama işini inşa etmesi için alt hattına yardımcı olur. Alt hatlardan beklenenler ise genel olarak, şirket ve ürünler hakkında bilgi sahibi olması, hedef oluşturması, toplantılara katılması, ürün satması, yeni üyeler edinmesi, eğitim verme ve liderlik becerilerini geliştirmesi olarak özetlenebilir[5]. İlişkileri geliştirmek ve devam ettirmek, doğrudan satış sektöründe büyük önem taşımaktadır. Çünkü doğrudan satışçılar, bu sayede mevcut müşterilerin tekrar satın almalarını sağlayabilecek ve en iyi müşterilerini, zamanla satış ağına katabilecekleri olası satışçı adaylarına dönüştürebileceklerdir[6]. Doğrudan satış faaliyeti göründüğünden çok daha zordur ve satışçılar arasında işi bırakma oranı oldukça yüksektir[7]. Bu sebeple, doğrudan satışçıları bir araya getiren toplantılar sıkça tekrarlanarak motivasyonun sağlanması gerekir.

3)Bir Şirket Neden Network Marketing Yapar? Bu Sistemin Gayesi Nedir?

Hepimiz biliyoruz ki, dünya üzerinde belirli aralıklarla global krizler yaşanmaktadır. Haliyle bu krizler dev şirketlerin gelecek planlamalarını ve öngörülerini zamanla değiştirdi. Gözlemler sonucunda multi level marketing sistemlerinin, global krizlerden zarar görmeden planan hedeflere ulaştığı tespit edildi.

Bu sistemin en temel amacı insanların kullandıkları veya ihtiyaç duydukları ürünleri direkt, herhangi bir aracı kullanmadan tüketicilere ulaştırmak ve aynı zamanda eğer tüketiciler ürünlerden memnun kalırlarsa bunu yakın çevresindeki insanlara tavsiye etmelerini sağlarken tavsiye ettikleri ürün miktarınca kazanç elde etmelerini sağlamaktır. Peki şirketin çıkarı nedir?

1)Şirket hiçbir şekilde reklam gider yapmamakta, üstüne üstlük dünya üzerindeki en iyi reklam yöntemi olan ‘‘ağız yoluyla’’(word of mouth) reklam yönetimi[8] ile insanlara ürünlerini tanıtırlar.

2)Şirketin normal şartlarda 100 liraya ürettiği bir ürününü sadece 100 lira kar ile(yani 200 liraya) elden çıkarır ancak bu ürün tüketicisine ulaştığında 1000 liraya ulaşır. İşte şirket, aradaki komisyoncu, reklam giderleri, bayi, perakendeci, personel giderleri, nakliye gibi birçok masrafı aradan kaldırır ve 1000 liralık ürün üzerinden 500 liralık karı kendisi alıp, 500 lirasını da zaten ürününü alan ‘tüketici’ ile paylaşır. Bu sayede hem daha fazla kar yapmış olur, hem de müşterinin ürünü ucuza almasını sağlayıp aynı zamanda bundan kazanç elde etmesini sağlar. Bu sayede ürünü alan ‘distribütör’, hem müşteri, hem de ürünlerin dağıtımını üstlenen bağımsız, kendi kendini istihdam eden bir patron görünümündedir[9]. Michael Gerber ‘‘Girişimcilik Tutkusu’’ isimli kitabında şu konuya dikkat çeker: ‘‘Bir insanın içinde ‘üç’ insan vardır; teknisyen (sadece uygular, fikirlerle ilgilenmez), yönetici (yönetici olmazsa işler yürümez), girişimci (girişimci olmazsa yönetilecek bir iş olmaz). Bu nedenle ancak bu üç kişiliği dengeleyebilenler başarıya ulaşabilirler[10].’’. İşte network marketing sistemi bu başarı sırrını sistem içinde bireylere sunmaktadır. Zira network marketing sisteminde birey, teknisyenlikle yola başlar, yeni üyeler kazandırır, onlara işi öğretir, motive eder ve yöneticilik yapmaya başlar, ardından organizasyon ağı(üye sayısı) genişledikçe artık işe vakit ayırması gerekmediğinden kendini geliştirebilmek için bol vakti kalacak ve yeni yöntemler keşfetmesinde zaman ve bol perspektif bulacaktır. Ve son aşama olan girişimcilik de böylece tamamlanacaktır.

Bugün Türkiye’de ‘‘Kendi işinizi kurmanın önündeki en büyük engel nedir?’’ sorusuna bireylerin çoğu ‘‘başlangıç sermayesinin olmayışı’’, ‘‘başarısız olma korkusu’’ yanıtları vermektedir. İşte çok katlı pazarlama sistemi, bu sorunları ortadan kaldırmış ve çok küçük bir yatırımla kendi işinin sahibi olma imkanını bireylere sunmuştur.

‘‘Madem bu sistem bu kadar para kazandırıyor neden herkes yapmıyor?’’ dediğinizi duyar gibiyim. Ben de size bir soru sormak istiyorum: ‘‘1000 tane o işi bilen işçi olsa ve o işe 100 kişi alınacak olsa, o işten para kazanma olasılığınız ve oranınız nedir?’’ Gördüğünüz gibi cevap aslında bu kadar basittir. Herkesin yaptığı bir işten yeterince para kazanamazsınız, üstelik Türkiye gibi gelenekçi bir toplumun bu sistemi hemen benimsemesini beklemek hata olur çünkü aykırı oluşumlara hep şüpheyle bakıyoruz, lakin bu fırsatı görüp yola şimdi koyulanlar önümüzdeki 10 sene içerisinde ciddi miktarlarda düzenli gelir elde edebilmenin eşiğindeler. Herkes kazanacak mı? Tabii ki, hayır. Ancak işini düzgün yapan, hırslı, ikna kabiliyeti olan ve işin kısa vadede para kazandırmasından çok, ürünün gerçekten kaliteli olduğunu görüp tavsiyede bulunmayı ilk amaç edinen kişiler bu işten çok para kazanacaklardır. O nedenle korkmadan, paniklemeden network işine girilmelidir zira dünya üzerinde 1000 lira verip ve sadece sisteme tavsiyelerde bulunacak üye kazandırarak size binlerce lira kazandırmayı garanti eden başka bir sistem yoktur.

Sadece 30 yıllık bir olgunluk dönemine sahip bu sisteme entegre olmuş 135 milyon insanın her biri hata yapmış olabilir mi? ABD’de sayısı 500.000 üzerindeki milyonerlerin %20’sinin, servetlerini son 10 yılda multi-level marketing ile elde ettiğini biliyor muydunuz? Veyahut geleceği olmayan bir sistem olsa idi, Harvard Business School gibi birçok gelişmiş ülkenin önde gelen üniversitelerinde ders olarak ‘çok katlı pazarlama’ okutulur muydu?

4)Network Marketing, Titan (Saadet Zinciri) Sistemi midir? Yasal mıdır?

Tarihteki en ünlü titan sistemi, 1920 yılında A.B.D.’de Charles Ponzi tarafından oluşturulmuştur[11]. Bu nedenle piramit satış, literatürde “Ponzi şeması” olarak da isimlendirilmektedir. Ponzi, kendisi ile birlikte on arkadaşının 150 dolar katılım ücreti yatırmasını sağlayarak işe başlamış ve arkadaşlarına yatırımlarının %50’sinin 90 gün içinde kendilerine geri döneceğini vaat etmiştir. Daha sonra aynı şekilde bir arkadaş grubuna daha aynı miktarda katılım ücreti yatırtmış ve sözde yatırımcılardan oluşan orijinal grubun da onlara yatırımlarını aynı süre zarfında döndüreceğini anlatarak zinciri başlatmıştır[12]. Piramidin başında yer alan öncü katılımcılar, vaat edilen geri dönüşün 90 günden çok daha kısa sürede gerçekleşmesinden hoşnut kalmış, diğer katılımcıları da bu coşkuyla piramit şemaya dahil edebilmişlerdir. Ponzi, 9 ayda 9 milyon dolardan fazla kazanmış olup, piramide sonradan katılanlara da bu rakamın yaklaşık on katı borçlanmış ve sahtekarlıktan tutuklanmıştır[13].

(bkz) : Ponzi oyunu nedir? öğrenmek için tıkla!

Türkiye’nin Ponzisi ise 90’lı yıllarda varlık gösteren Titan Saadet Zinciri’nin yöneticisi Kenan Şeranoğlu idi. 1998 yılında devlet müdahalesi ile şirket kapatılmış ve Şeranoğlu, 25 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır.

Çok katlı pazarlama sistemi, bir üreticinin, şirket dışından insanlara, ürün ve hizmetlerini doğrudan tüketiciye ulaştırması için para ödediği bir sistemdir[14]. Ponzi şeması ise(Türkiye’de Titan-Saadet zinciri), programa daha önce katılanlara ödeme yapmak için yeni katılanların parasını kullanan bir sistemdir[15]. Titan sistemlerde, gerçek ticaretle çok az ilgisi bulunan bir para oyunu olup birçok organizasyonda, ortada ürünün olmadığı, sadece paranın el değiştirdiği görülmektedir[16].
Çok katlı pazarlamada kişi eklendikçe distibütöre verilecek primlerin artması, bu pazarlama konseptinin, sıklıkla “piramit satış”, “sonsuz zincir”, “Ponzi şeması”[17] şeklinde adlandırılan illegal organizasyonlar ile karşılaştırılmasına ve hatta karıştırılmasına neden olmaktadır. Çok katlı pazarlama ile piramit satış arasında yapısal bir benzerlik bulunmakla birlikte, bu iki yapı birbirinden tamamen farklıdır[18]. Network marketing ilk olarak A.B.D.’de hayata geçirildiğinde hükümet, bunun yasal olmadığı kanısına vararak network şirketine dava açmış ve davanın sonucunda network şirketi davayı kazanmıştır. Bu tarihten sonra network marketing sektörünün yasallığından faydalanan bazı dolandırıcılar çeşitli ülkelerde – hemen hemen her sektörde olduğu gibi- bu sektörde de işin içine hile karıştırmaya başlamışlardır. Bu nedenle bugün A.B.D.’de, bu tür özelliklere sahip titan organizasyonları çok katlı pazarlama şirketlerinden ayırt etmek amacıyla bazı vakıf ve bürolar (Direct Selling Education Foundation, Better Business Bureau, Federal Trade Commission) vatandaşlara yardımcı olmaktadır[19].

Ülkemizde de network marketing şirketleri, hukuk kuralları çerçevesinde yasal ve güvenlidir. Her satuş %20 stopajla vergilendirilmektedir. 28 Mayıs 2014 tarihinde kabul edilen yeni tüketici kanunu[20] ile de network marketing sistemleri, titan zincirleri karşısında koruma altına alınmıştır. Gerçek ürünler sunan, gerçek başarı hikayelerini gösteren, gerçek şirketler hiçbir yönüyle 90’lı yıllardaki titan zincirleriyle kıyaslanamaz, kıyaslanmamalıdır. Nitekim yasa koyucu, bu şirketleri Türkiye’de koruyabilmek adına tüketici kanununu yenilemek zorunda kalmıştır. Son yasa değişikliği ile birlikte titan zincirleri tamamen yasaklanmıştır ve network marketingle arasına keskin bir hat çizilmiştir.

5)Bu Kadar Çok Para Kazandıran Bir Sistemi Neden TV’lerde Tanıtmıyorlar?

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi network marketing şirketleri, reklam için para ödemezler zira bunu bizzat insanların birbirlerine tavsiyeleri ile gerçekleştirirler. Nitekim doğrudan satış şirketinin, bir reklam kanalı ile anlaşarak firmanın distribütörlerini aradan kaldırarak satış yapması veya distribütör temin etmesi, hem network marketing sistemine aykırı hem de distribütörlere büyük bir darbe olur ki, bu durumda şirket kendi dalını kesmiş olacaktır. İşte tam olarak bu noktada network şirketlerinin karşılarına kocaman bir düşman çıkar ‘medya’. Günümüzde televizyon, radyo, gazete gibi kuruluşlar sadece reklamlardan para kazanırlar. Yani tek gelir kapıları reklamdır. Medya üzerinden reklamı reddedip, her şeyi bireyler arası ilişkilere dayandıran bu sektörü karalamak üzere yayın yapmaları veyahut şaşırtıcı başlıklar atmaları gayet normal. Bu bakımdan da network marketing onların rakibi olarak da değerlendirilebilir. Hatta bazıları bu sektörü bitirmek için ellerinden geleni yaparlar, yaptılar da. Ama bu sistemi yıkma ihtimalleri yok çünkü bu sektör 21.yy’ın sektörü…

6)Memur Network Marketing Yapabilir mi?
26.08.2011 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan 650 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan Devlet Memurları Kanununun memurların ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunma yasağını düzenleyen maddesindeki değişiklikliklerle beraber devlet memurları bir anonim şirkete ortak olabiliyorlar. Yine Devlet memurlarının görev yaptıkları kurumun kuruluş kanununda özel bir düzenleme olmaması halinde, şirket ana sözleşmesinde kuruluş sırasında şirketi idare ve temsil edecek olanlar arasında belirtilmemiş olması ile yönetim ve denetimde görev almaması kaydıyla limited şirket ortağı olması mümkün bulunmaktadır. Nitekim limited şirket ortağı olmanın ticaretle uğraşmak sayılmayacağı yolunda Danıştay dairelerinin vermiş olduğu birçok yargı kararı da bulunmaktadır.

Memurlar, Türk Ticaret Kanununa göre tacir veya esnaf sayılmalarını gerektirecek bir faaliyette bulunamazlar. Ancak network marketing şirketi, kişileri bağımsız tacir ‘yardımcısı’ yapmaktadır. Bu nedenle memurlar tacir sayılmamaktadırlar. Zira sistem içerisinde memurlar ayrıca ‘müşteri’ konumundadırlar.

7)Network Marketing sisteminin, klasik ticaretten farkları nelerdir?

1)Başlangıç sermayesi çok azdır[21]. (Sizden binlerce dolar yatırım istenmez. Titan modellerinde organizasyona katılacaklardan yüksek meblağlı bir başlangıç bedeli talep edilmektedir[22].)

2)Risksizdir. (Aktif çalışan bir kişinin zarar etmesi gibi bir şey söz konusu bile değildir.)

3)Hiç bir tecrübe veya eğitim gerekmiyor. (İşi ‘doğru’ anlatmak ve işe odaklanmak yeterli.)

4)İkinci bir iş olarak çok iyi bir kazanç kaynağıdır. Çünkü part time yapılabilir. (İstediğiniz zaman istediğiniz yerde yapabilirsiniz.)

5)Sistemin her türlü desteği sizinledir. Bu destek ve yardım, hem şirket tarafından hem de iş ortaklarınız tarafından yapılır. (Sponsorlarınız sizin başarınız için size yardım etmeye her zaman açıktır.)

6)Pasif kazanç imkanı sağlar. Eğer birisi kısa vadede(4-6 sene) bir organizasyon kurarsa ondan sonra kazancı sonsuza kadar hatta kendisinden sonra da devam eder. (Erken ve güvenli emeklilik.)

7)Yolculuk için size fırsat yaratır. (Çünkü organizasyonunuz aynı zamanda farklı şehirlerde ve farklı ülkelerde genişleyerek çalışabilme olanağı sunmaktadır.)

8)Network marketing şirketlerinin genelde iyi çalışan serbest girişimcilerine yönelik ödüllendirmeleri olmaktadır. (Bedava yurt dışı – yurt içi süper ödül seyahatler, muhtelif değerli promosyonlar vs.)

9)Network marketing kişisel gelişimle ilgili size bir çok fırsat sunacaktır. Siz bir çok eğitim motivasyon ve kişisel gelişim programlarıyla, kendi kişiliğinizi iyi bir lider haline getirmek için fırsat bulacaksınız. (Daha fazla kitap okumaya başlarsınız, sizi araştırmaya teşvik eder.)

10)Bu ticarette dünyanın her köşesinden insanlarla tanışma fırsatı bulursunuz.

8)Network Marketing Şirketlerini, Titan Zincirlerinden Nasıl Ayırırız?

1)Gerçek ve fiyatı ile kalitesi orantılı olan bir ürünün ya da hizmetin pazarlama faaliyeti vardır. (750 liralık bir internet sitesini, 2000 liraya pazarlıyorlarsa oradan hemen uzaklaşın[23].)

2)Hem şirketin hem de distribütörlerin gelirleri üyelik yenileme ücretlerinden değil, satışlardan[24] sağlanmaktadır. (Ürünü tanıtmadan, kalitesini ortaya koymadan, ‘‘sen şu kadar para ver 1 sene sonra zenginsin’’ diyorlarsa oradan hemen uzaklaşın.)

3)Şirketin sattığı ürünü, iş fırsatı olmasa dahi kullanır mıydınız? Bu soruya cevabınız ‘evet’ ise, doğru yoldasınız demektir.

4)En çok parayı ilk girenler kazanıyor ve sizin onun yerini alma şansınız yoksa[25], o şirketten uzak durun çünkü artık olgunluk dönemine girmiş ve kar marjı düşük bir şirkettir. Nitekim iyi network marketing şirketlerinde, ilk kaydı yapan kişinin en zengin olduğu bir örnek bulunmamaktadır. İyi ve gerçek network şirketlerinde birey, büyük bir satış ekibi kurarak kendisinden önce organizasyona katılanlardan daha çok kazanabilme fırsatına her zaman sahiptir[26].

Sonuç

Yukarıda da açıkça görüldüğü gibi kitlesel pazarlama, tüm dünyada yerini bireysel pazarlamaya bırakmaya başlamıştır.[27] Hiper rekabet ortamında bu teknikleri başarıyla uygulayan doğrudan pazarlama şirketleri de adlarından daha sık söz ettirmeye başlamışlardır[28]. Her yıl, ‘çok katlı pazarlama’ metodunu benimseyen birçok yeni işletme, faaliyete geçmekte[29] ya da geleneksel pazarlama metotlarıyla faaliyet gösteren mevcut işletmeler, kısmen ya da tamamen bu alternatif dağıtım kanalını kullanmak üzere çok katlı pazarlamaya yönelmektedirler[30]. 2007 yılı içinde, Avrupa Doğrudan Satış Dernekleri Federasyonu (FEDSA) tarafından Ipsos MORI’ye yaptırılan araştırmanın sonuçlarına göre, doğrudan satışın Avrupa’daki 2006 yılı cirosu 20 milyar euro olup, doğrudan satış sektörü %9,6 oranında büyüme göstermiştir. Zamanında bu sektörü kötüye kullanmış kişilerin çıkması sektörde çalışanları etkileyebiliyor olsa da gün geçtikçe bilinçlenen toplum sektörün büyüklüğünün farkına daha iyi varmaktadır. %14’lük işsizlik oranını minimuma indirmeyi hedefleyen bir ticari sistemin bu dakikadan sonra durdurulabilme ihtimali yoktur.

Sistemin adını kötüye çıkaran kişileri, reklam geliri alamıyor diye bu sisteme düşman kesilen medyayı, ismini bile vermeden karalama kampanyalarına girişen kişilerin internet üzerindeki yorumlarını ciddiye almayın. Ciddiye alacağınız şeyler; şirketin misyonu, işi size sunanların vizyonu, ürünün kalitesi ve ekibin ne kadar aile şeklinde hareket edebildiği olmalıdır.

Sütten ağzı yanan bir toplumuz ancak bir şirkete önyargı ile yaklaşmak ile şirketi iyi araştırmak sonra karar vermek farklı şeylerdir. Türkiye’de ‘Saadet Zinciri’ ve ‘Titan’ olarak duyulan, tamamen insanları dolandırmaya dayalı oluşumların network marketingle karıştırıldığı dönemler de artık yavaş yavaş geride kalmaktadır. Sadece organizasyon şeması olarak birbirine benzediği için iki sektöre de aynı gözle bakmak, dört ayağı var diye aslanla çakalı bir tutmaktan farklı değildir. Bir hukukçu olarak belirtmeliyim ki, sistemde yasal anlamda hiçbir açık yoktur ve yeni tüketici kanunu ile birlikte de artık olmayacaktır. Tüm dünya üzerinde 350 milyon kişinin oluşturduğu network ağına güvenmemek komploculuktan başka bir şey değildir(Üstteki sağlıklı şartları içeren network şirketleri).

Network marketing sistemindeki başarınızı sizin bu işe olan bakış açınız, inancınız, sabrınız, cesaretiniz ve dayanıklılığınız belirleyecektir. Bunlardan daha önemli olan ise kuracağınız organisazyonunuzun bu işe bakış açısı, inancı, cesareti, dayanıklılığı, vizyonu ve düşünce çerçevesidir. Siz bu işi ne kadar ciddiye alırsanız, eğitimlere katılırsanız ekibiniz de sizi takip edip kopyalayacak ve onlarda bu işi ciddiye alıp, eğitimlere katılıp başarılı olmanın yollarını arayacaktır. Network marketingde esas olan çok kişiye sponsor olmak değil doğru kişilere sponsor olmaktır. Bu işi bir ev hanımının yapabileceği kadar basitlikte olduğunu insanlara göstermek, aynı zamanda bu işin eğitim alınmadığında çok zor olduğunu da söylemek gerekir. Bu iş yapılabilir basitlikte lakin kolay değildir… İşimizi kolay göstererek insanlara sponsor olup onları işe dahil etmek yapılan en büyük yanlışlardandır.

Koşmayın sakin olun, öncelikle emekleyin. Çıraklık yapmadan, usta olmayı istemeyin. Herkes yerine, bu işi yapacak ruha ve enerjiye sahip kişilere tavsiyede bulunun. Hayalleri ve hedefleri olan kişilerden oluşan ekibinizi yönetmek, yönlendirmek, gelişimlerini sağlamak ve onları lider olarak yetiştirmek aşamasına ulaşmış iseniz sizi artık kimse durduramaz. Ekibinizle disiplinli, özverili, paylaşım odaklı stratejik planlar çerçevesinde çalışarak yeni liderlerin doğmasını sağlamak sizin elinizde. Henry Ford’un dediği gibi: ‘‘Başarı vermekle başlar.’’

Görüldüğü üzere network marketing sistemi çağımıza damga vurmaya hazırlanıyor. Peki bu sisteme giren herkes kazanacak mı? Tabii ki, herkes kazanmayacak. Lakin;

1-Üstte bahsettiğim özellikler doğrultusunda doğru firmayı seçen

2-Network marketinge katılmasında amacı ve hedefi olan

3-Hırslı ve ikna kabiliyeti yüksek, güven veren

4-Bireysel kazanımları değil de, ekipsel devinimde kazanımları amaç tutan (İyi bir takım oyuncusu değilseniz network sisteminde ömrünüz bir kelebek kadar kısa olacaktır.)

5-‘Aşk olmadan, meşk olmaz’ mantığıyla ilerleyip yaptığı işi seven

6-Başarılı bir liderle birlikte çalışan, boş vakitlerinde eğitime katılan, öğrenmeye ve öğretmeye açık (Çünkü NM’yi ayakta tutan kişilerdir; kişileri ayakta tutan ise, eğitimler…)

7-Ve en önemlisi, ‘‘-Ekonomik özgürlük- istiyorum gerisi teferruat!’’ diyen tüm bireyler kesinlikle düzenli olarak çok yüksek meblağlar kazanacaklardır.

Sonuç olarak, hala tereddütleriniz varsa şu soruları cevaplandırmanızı rica ediyorum.

1)Sabah kaçta kalkacağınıza siz mi karar veriyorsunuz?

2)Yılda 5 kere 5 yıldızlı otele tatile gidebiliyor musunuz?

3)Restauranta oturduğunuzda ilk önce fiyat listesine mi bakıyorsunuz?

4)Bir iletişim şirketine iki arkadaşını götürüp, telefon faturanı o ay ödemeyerek ödüllendirildiğin network sistemini yapmana rağmen, hala bu sisteme karşı ön yargı mı besliyorsun?

5)Bir kahve evine gidip arkadaşlarına ‘‘Kahveleri çok güzel mutlaka deneyin’’ dediğinde, kahve evi sana yaptığın reklam karşılığında para ödüyor mu?

6)Emekli olacağın vakit geldiğin 1500 TL’lik emeklilik aylığının sana yetmeyeceğinin ve ikinci bir iş yapmak zorunda kalacağının farkında mısın?

‘‘Bir adama balık vererek onu bir günlüğüne beslemiş olursunuz. Ona balık tutmayı öğreterek, hayatı boyunca aç kalmamasını sağlarsınız.’’

Avukat Alperen Cihan ÇETİNKAYA

KAYNAKÇA
1.Berkowitz, Eric, Roger A. Kerin, Steven W. Hartley, William Rudelius, Marketing, USA: Mc Graw Hill 1997

2.Clothier, Peter. Multi Level Marketing, A Practical Guide to Successful Network Selling London: Kogan Page 1997

3.Ergün, T. (2004). “Geleceğe Bakış” Boğaziçi Ünv. Uluslar arası Doğrudan Satış Forumu 6 Mayıs 2004, İstanbul

4.Failla, Don. How to Build a Large Successful Multi-Level-Marketing Organization. USA: MLM Int. 1995

5.Kerin, Roger A., Robert A. Peterson. Strategic Marketing Problems USA:Prentice Hall, 2001

6. Kishel, Gregory F., Patricia Gunter Kishel. Start and Succeed in Multilevel Marketing. USA: John Wiley & Sons Inc. 1999
7.Koehn,Daryl, Ethical Issues Connected with Multi-level Marketing Schemes, Journal of Business Ethics, 2001, 29.
8.Kotler, Philip, Gary Armstrong. Principles of Marketing. USA: Prentice Hall, 2001

9.Kotler, Philip, Kotler ve Pazarlama, 1.Basım İstanbul : Sistem Yay. 2003

10.Nat, Peter Jay Vander ve William W. Keep, Marketing Fraud An Approach for Differetiating Multilevel Marketing from Pyramid Schemes. Journal of Public Policy & Marketing. 2002 Vol.21 (1) s.139-151

11.Özdemir, G., (2008), Destinasyon Pazarlaması, Ankara:Detay Yay.

12.Özmoralı, H. (2004). “Yeni Alanlara Yepyeni bir Satış ve Dağıtım Modeli”

13.Özçağlayan, M. (1998). Yeni İletişim Teknolojileri ve Değişim. İstanbul:Alfa Yay. Peppers, D. (2002). Yarının İş Dünyasına Hazırlananlar İçin – Birebir Pazarlama. İstanbul: Capital Dergisi Eki.

14.Tek, Ömer Baybars. Pazarlama İlkeleri. İstanbul: Cem Yay.1997

15. Yarnell, Mark, Kevin B. McCommon. Power Multi-Level Marketing 5.Basım USA: Power House Publications 1990

16. Yarnell, Mark, Rene Yarnell. Your First Year in Network Marketing. New York : Three Rivers Press, 1998

17. Ziglar,Z. & Hayes, J.P. (2001). Network Marketing For Dummies. New York: Hungry Minds Inc

[1] Sipariş toplayan kimse ve propagandacı anlamına gelmektedir.

[2] Clothier, s.26.

[3] Kerin & Peterson, s.333.

[4] Nat & Keep, s.140.

[5] Kishel, s.108.

[6] Kishel, s.83.

[7] Nat & Keep, s.140.

[8] Yarnell & Mc Common, s.13.

[9] Clothier, s.28.

[10] Gerber, s.44.

[11] Clothier, s.29.

[12] Koehn, s.154.

[13] Clothier, s.29.

[14] Harris, s.2.

[15] Ziglar & Hayes, s.27.

[16] Harris, s.3.

[17] Koehn, s.153.

[18] Ziglar & Hayes, s.26.

[19] Nat & Keep, s.140-141.

[20] Piramit satış sistemleri

MADDE 80- (1) Piramit satış; katılımcılarına bir miktar para veya malvarlığı ortaya koymak karşılığında, sisteme aynı şartlar altında başka katılımcılar bulma koşuluyla bir para veya malvarlığı kazancı olanağı ümidi veren ve malvarlığı kazancının elde edilmesini tamamen veya kısmen diğer katılımcıların da koşullara uygun davranmasına bağlı kılan, gerçekçi olmayan veya gerçekleşmesi çok güç olan kazanç beklentisi sistemidir.

(2) Piramit satış sisteminin kurulması, yayılması veya tavsiye edilmesi yasaktır.

[21] Clothier, s.18.

[22] Nat & Keep, s.140.

[23] Robinson, s.166.

[24] Kustin & Jones, s.60.

[25] Ziglar & Hayes, s.2.

[26] Failla, s.13.

[27] Kotler, s.41.

[28] Berkowitz, s.480.

[29] Pardue & Wolfson, s.21

[30] Sands, s.1-2.

 

ÖNEMLİ DİPNOP:

Yazıyı okumayacak kadar tembelseniz sadece videoyu izlemeniz de network marketing(tavsiye pazarlaması) hakkında bir bakış açısı kazanmanızı sağlayacaktır. İyi seyirler dilerim tembel kardeşim 🙂 . Ama unutmadan söyleyeyim şayet öğrenmeye ve gelişmeye açık biri değilsen, network marketingi kısa yoldan zengin olma yöntemi sanıyorsan Network Marketing sektörü sana göre bir sektör olmayabilir.

Network Marketing (Tavsiye Pazarlaması) ile para kazanmak.

Ağ pazarlama(Network Marketing)’in vizyonunu anlatan en eğlenceli ve en açıklayıcı video pablo ve bruno adlı karakterlerin Boru hattı öyküsü animasyonudur.

Boru Hattı Öyküsü

networkmarketing

 

               Tüketici Mevzuatında Doğrudan Satış ve Yetki Belgesi

Her şeyden önce 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, bir firmanın Türkiye sınırları içinde doğrudan satış yapabilmesi için bu belgeye sahip olmasını şart koşuyor.

Şart koşuyor da, bir firma yetki belgesini almadan doğrudan satış yaparsa yaptırım var mı? Var: 100.000 TL para cezası!

Kanunun ardından, “İş Yeri Dışında Kurulan Sözleşmeler Yönetmeliği” de bu zorunluluğu tekrar ediyor ve söz konusu yetki belgesinin başvuru prosedürünü açıklıyor. Başvuru değerlendirilirken, “Bakanlıkça yapılan denetimler ile tüketici şikayetleri de dikkate alınır,” diyor.

Network yapan arkadaşlar ekiplerini şayet burada yazan bilgilerle donatırlarsa kimse onları durduramaz. Ekiplerinizle bu bilgileri paylaşın. Bu arada network yapmayanların da yapanların da görüşleri çok değerli. Yorumlarınızı da paylaşmanızı rica ediyorum.

ÜYE OL!

Giriş Yap