Korumalı: Kairos Filminin Sonu mu geliyor?

Bu içerik parola ile korunmaktadır. Görmek için lütfen aşağı parolanızı girin:

Gizli Network Marketing Sırları

Network Marketing’de Fark Yaratmak!

Değerli Networker Arkadaşım,

Bu yazıyı okuduktuktan sonra sen artık eski sen olmayacak ve network marketinge bakış açın tamamen değişecektir.

Buna hazır mısın?

O halde başlayalım..

Bu işte bir an evvel bir çekim kaynağına dönüşmek zorundasın. Başka alternatifin maalesef ki yok! Sponsorların, liderlerin sürekli sana davet yap adaylara ulaş diyorlar değil mi? Arayan sen olmamalısın! Seni bulan ve seni arayan, sana ulaşan adaylar olmalı. Seni adaylar aramalı. Biliyorum, liderlerin farklı söylüyorlar. Şu an şok olduğunun farkındayım, belki yadırgadın ama gerçekler bazen sert gelebilir.

Doğru soruları sorabilmemiz gerekir. Eğer, soru doğru değilse yanıtın bir önemi yoktur. Ben şunu bilirim ; ben eğer doğru soruyu sorabilirsem bu doğru soru eninde sonunda beni doğru yanıta götürecektir. Belki sorunun yanıtını o an için bilmiyorumdur ancak, beni sonunda doğru yanıta götürür. Belki de “Ne yapmam lazım ki adaylar beni arasın?” sorusu bu sektörde ve günümüz internet ve bilgi dünyasında kendimize sormamız gereken belki de en doğru sorudur. Yanıtını (henüz) bilmiyor olsak dahi…

Sadece network marketing endüstrisinde de değil, ürün ve/veya hizmetlerin servis edildiği tüm ticaret yaşamında kimin kiminle ilk olarak kontak kurduğu, kimin bilgi talebinde bulundugu ciddi anlamda önemlidir. Bizim sektör network olduğundan dolayı gel biz kendi dilimizi konuşalım.

Networkte davet etmek, daveti doğru yapabilmek işini inşa ederken ilk ve belki de en doğru yapman gereken adımdır.

phone-call-300x300

Networkteki adımlar sırasıyla şudur ;

Reklam yap > Davet et > Sunumu yap > Müşteri veya Distribütör olarak kaydet > Eğit

 Network sektöründe bu aşamaların hiç birisinde iyi değilsen dahi, DAVET konusunda iyiysen, devasa bir network işi inşa edebilirsin ve ciddi anlamda zenginleşebilirsin. Sadece DAVET konusunda kendisini geliştirmiş o kadar çok network milyoneri var ki…

DAVETte madem ki bu kadar önemli ve madem ki kimin ilk olarak kiminle kontak kurduğu önemli o halde davet edilen kişi aday değil sen olmalısın. Adaylar seni davet ediyor durumda olmalı. Geleceğini dizayn ederken kurguyu buna göre yapmalısın. Kurgu ve mekanik bu olmalı. Tekrar ediyorum DAVET EDİLEN SEN OLMALISIN! Ya da diğer bir deyişle KENDİNİ İNSANLARA DAVET ETTİRMELİSİN! 

mailservice

Kendimi adaylara nasıl davet ettireceğim parazan bunu bana açıklar mısın sadede gel artık dediğini duyar gibiyim 🙂

Ben de başarısızlıklar yaşadım ve davet yaptım sunum yaptım olmadı. Ve her başarısızlığımda sponsorlarım bana bu işin %100 kopyalanabilir bir iş olduğunu, eğer başarılı olamıyorsam insanlarla daha doğru bir şekilde iletişime geçmem gerektiğini, daveti daha iyi yapmam gerektiğini, daha fazla adayla görüşmem gerektiğini, daha fazla sunum yapmam gerektiğini, daha fazla eğitim toplantısına  gitmem gerektiğini söylüyorlardı. Onlar söylüyorlardı da ben çabalarımın karşılığını  alamıyordum ki… Sözün özü değerli dostum artık usanmıştım. Yorulmuştum. Tükenmiştim. Bitmiştim. Ve tabi ki pes etmeye çok yakındım. Durdum. Bu arada durmak networkte bırakmakla aynı anlamdadır. 

Duramazsınız ekibiniz olsa bile durduğunuzda işiniz de geriler..

shutterstock_76925098

Değerli Dostumşunu bilmeni istiyorum; senin o muhteşem ürün ve/veya iş fırsatına bu dünyada hiç bir kimsenin zerre ihtiyacı yok!

Liste yap, insanları (adayları) arayıp -eğer telefonu açarlarsa tabi- davet edip onlara  inanılmaz fırsatını ve “harika” ürünlerini, firmanın bilmem kaç milyar dolarlık firma olduğunu boşu boşuna anlatma. Buna zahmet edip enerjini ve psikolojik gücünü boşu boşuna tüketme. Davette ne kadar iyi olursan ol, ben sana söyliyeyim, bunun hiç bir önemi yok. İnsanlar bunlarla gram ilgilenmiyorlar. Bunlar onların umurlarında değil!  

Önemli olan şey nedir biliyor musun ; kimin kiminle İLK olarak kontak kurduğudur. Bitti! Nokta.

ALFA liderler kimseyi davet etmezler. İnsanlar senin davetinle ilgilenmezler. İlgilenmeyecekler. Onların, senin sunduğun iş fırsatına ihtiyaçları yok. Onların aradığı şey nedir biliyor musun Dostum? Sorunlarına çözüm! İnsanlar, sorunlarına çözüm arıyorlar. Nokta. İnsanlar bunun derdindeler. Aslında aynen senin gibi…

Bu işe ilk başlamaya karar verdigin günü bir an için hatırla!

Sen bu işe networke bayıldığın için mi başlamıştın? Hayır. Zenginleşmek istiyordun. Para kazanmak istiyordun. Networkte kazanacağın paranın bir çok sorununa çözüm olabileceğini düşündüğün için başlamıştın networke. Hafızanı bir an için zorla ve hatırlamaya çalış! O güne gitmeye çalış. Senin için geçerli olan bu durum diğer insanlar için de aynen geçerlidir.

Özetle bir şeyi tekrar ediyorum ;  Kıymetli Networker Kardeşim, sana kendilerini ispatlamadıkları, senin zamanını talep etmedikleri sürece hiç kimseye ürününden ve/veya fırsatından bahsetme!

Asla…

Bunu kendi iyiliğin için n’olur yapma!

Kendine ve o insanlara bu kötülüğü yapma.

Önce o insanlara, sonra da kendine istemeden zarar vermiş olursun.

Bak, şu anda bir yol ayrımındasın.

Ve oturup bir karar vermelisin.

Sen mi adaylara gideceksin, yoksa adaylar mı sana gelecek ?

İlk arayan sen mi olacaksin, yoksa onlar mı?

İşte, doğal çekiciliği olan, profesyonel, ALFA networkçüler ile itici, can sıkıcı, geveze, amatör networkçüler arasindaki en temel fark budur.
 

def3f3678833b026dab017fa419813d3

ALFA Olmak Zorundasın!

Network işinde mutlaka bir lider olmalısın. Bir ALFA olmalısın.

Nasıl ALFA olursun?

Cevabı çok basit. ALFA‘larla birlikte olarak! Alfa‘larla kontakta olarak. ALFA‘larla takılarak. ALFA‘larla iletişimde kalarak.

İnternette bir varlığa sahip olmalısın. Websayfası veya Blog. Ben bloğu tercih ederim. Blogların Google, Yahoo, Bing gibi arama motorları tarafından algılanma ve bulunabilirlik oranı Websayfalarına göre daha yüksek. Ben şahsen WordPress kullanıyorum. Yazılarımı WordPress ile yazıyorum ve yayınlıyorum. Tavsiye ederim. WordPress blogunu öneririm. Tabiki WordPress şart degil. Bu blog veya websitenden tüm dünyaya liderligini ve uzmanlığını sunuyor durumda olmalısın.

Stratejin ne olmalı?

Stratejin özetle şu olmalı ; ilk kez tanıştığın bir insana veya arkadaşına veya komşuna ilk olarak ürün ve fırsatını sunmamak. Önce kendini, uzmanlığını, liderliğini, bilgini sunmak. İnsanların seninle kontak kurmaları ve senden ürün ve fırsatın hakkında bilgi talebinde bulunmak onların fikri olmalı. Bunu onların fikri haline getirmeyi öğrenmelisin. Ve ben de sana bunu nasıl yapacağını öğretmek için buradayım. Evet, insanlar seni niçin aramalı? Veya, niçin seni aramalılar ? Bazı insanları çekici yapan özellikler nelerdir ? Mesela, bir kişiyi ünlü, meşhur yapan şey nedir, hiç düşündün mü ? Ya da, örneğin bazı erkekler, aslında çok çirkin olmalarına rağmen niçin birçok kadına -genellikle- çekici gelir ?

Evvet! İşte Asıl Network Marketing Şimdi Başlıyoooooooor..

İşte , Network Marketingin başladığı yer aslında burası. Yani başlamamız gereken yer aslında burası. Başka şeylerle zaman geçirmeyi bırakalım, birbirimizi, kendimizi kandırmaya son verelim ve işin özüne girelim. Ne dersin ? Sence de daha akıllıca değil mi ? Senle biraz gerilere gitmemiz gerekecek. Çok gerilere değil ! Sadece bir kaç on milyon yıl(cık) kadar gerilere…

Neden? Çünkü, sorunun yanıtı aslında insan davranışlarında, insan psikolojisinde gizli. Önce insan davranışlarını, sebeplerini ve sonuçlarını öğrenmemiz ve bilmemiz gerekiyor.

tas-devri-27193-x

Kilit Kural

Çekici olmak bir seçim değil, biyolojik bir yanıttır!

Evet bu cümlenin altını çiz lütfen. Konunun evveliyatına, özüne, orjinine bakalım dersek milyonlarca yıl öncesine dayandığını görürüz. “Mağara adamlığı” zamanlarımıza geri gitmemiz gerekir. Hazır mısın ? Başlıyoruz. Arada nefes almayı unutma sakın. Insanlar doğası gereği sosyal gruplar halinde yaşarlar. Lider (ALFA) bu grubun gerek mental gerekse fiziki kuvvet anlamında en üst noktasında olan kişidir.

Zirvededir. Liderdir. Birinci görevi GRUBU KORUMAKTIR. Bunun karşılığında gruptan talebi, kendisine bağlılıktır. Farkında mısın, ortada, her iki tarafın da uymak durumunda olduğu bir ANLAŞMA vardır aslında. Bu adına “insan” denilen varlık için yaşamsal bir kural, bir döngüdür. Ölüm-kalım meselesidir. Genlerimize işlemiştir. İçimizden atamadıgımız bir dürtü halini almıştır. Milyonlarca yıldır süregelen bir şeydir. Eskiden durum şöyleydi ; grubun hayatı, varlığı, yaşamı ciddi anlamda tehlikedeydi. Lider (ALFA), grup için çok değerliydi. Grubu koruyan ve kollayan oydu. Gruba, grubun  yaşamına değer katıyordu.

ALFA‘ların duruşlarına, bakışlarına dikkat et. Sakin, cool duruşları vardır. Bakışları da öyledir.

007‘yi izlemişsindir mutlaka…

site

Şu 2 şeyi mutlaka not al;

1.Bilinçaltımız bizi liderlik özellikleri bulunan, hayatımıza değer katan, profil olarak bizden daha üstte bulunan insanlara karşı yöneltir.

2.Network Marketing’de bir servet sahibi olmak istiyorsan öğrenmeli ve öğretmelisin.

Ortaya değer anlamında bir şeyler sunan, başkalarının hayatlarina değer anlamında bir şeyler katan bir insan olduğun zaman çok kazanırsın. Bu sadece ve sadece bilgiyle mümkün olur. Geçmişte bu fiziki güçle oluyordu, şimdi ise bilgiyle oluyor. Günümüzde mutlak güç bilgidir. Grubundaki distribütörlerinde veya işe henüz başlamamış olan adaylarında bu özellikler yoksa işin ciddi anlamda zor. Bu özellikleri öğrenene kadar çok ciddi şekilde bocalayacaklardır.

Bu bocalama süreci bazıları için çok kısa bazıları için ise aylar belki de yıllarca sürecektir. Çoğunluğu da yarı yolda pes edeceklerdir. Psikolojik ve sabır kondisyonları bu zor yolculuğa daha fazla dayanamayacaktır. Şunu bil ; Network Marketing’de insanlar firmana katılmazlar, sana katılırlar. Kültüre katılırlar. Eğer ortada yaratılabilmiş ciddi anlamda çalışkan insanların bir birine inandığı ve güvendiği bir kültür varsa tabi ki…

Hayatta insanlar temelde 3 kategoriye ayrılır ;

1. Alfa (baskın, lider)

2. Kırık Alfa (yarı baskın)

3. Beta (pasif-etkisiz eleman)

Aslında bunları temelde “liderler” ve “takipçileri” olarak 2 kategori altında toplayabiliriz.

Sen hangi kategoriye giriyorsun ? Belki çok fazla bilimsel dayanağı olmayacak ancak, belki de şöyle basit bir test yapalım mı, ne dersin ?

Diyelim ki bir ortamdasın. Restoran, parti, sokak, herhangi bir yer..O ortamda tanımadığın birisi ile bir an gözgöze geldin. Bu durum eminim ki daha önce çok kez başına gelmiştir. Şimdi, sana sorum şu ; gözlerini ilk önce hanginiz kaçırır? Sen mi yoksa, o mu ? Eğer sensen, çok büyük ihtimalle sen bir Betasın veya Kırık Alfasın. Karşı taraf gözlerini senden kaçırana kadar bakmaya devam eden taraf eğer sensen, çok büyük ihtimalle bir Alfa’sın. Alfa olup olmadığının tek testi tabi ki bu test değil ancak, senin hangi kategoriye girdiğin ile ilgili ciddi fikir verebilir.

Eğer gözlerini ilk kaçıran taraf sen olduysan, daha sonra kendine su soruyu sorduğun oldu mu hiç ;

Benim hakkımda ne düşündü acaba ?

alpha-erkek-nasil-olunur

Bunu düşünüp, kendinle ilgili endişeye kapıldığın oldu mu? Yanıt eğer ki “evet” ise, çok büyük ihtimalle Beta veya Kırık Alfa’sın. Bak sana enteresan bir şey daha söyliyeyim. Sen “sen” olarak, sahip olduğun paranın miktarı ile veya, mevcut tecrüben ile, veya mevcut durumdaki mesleğin ile asla yargılanmazsın. İnsanlar seni bunlar için asla yargılamazlar. Seni, mevcut düşünce tarzınla, mevcut kafa yapınla, duruşunla, mevcut mentalitenle yargılarlar. İnsanlar seni bunlar için yargılarlar. Network Marketing işinde, insanlar seni ya takip edilecek bir lider olarak tanırlar ya da, onlara bir şeyleri zorla dayatan birisi olarak tanırlar. Bu durum da senin nasıl bir marka olduğunu belirler.

Yazının deva için tıkla..

images (1)

Kopyalama ve Zaman Kaldıracı Nedir?

Network Marketingi büyülü kılan en önemli kavramlar

Network Marketing iş modelini diğer sektörlerden farklı ve güçlü yapan en önemli iki özelliğini inceleyeceğim; Kopyalama Ve Zaman Kaldıracı

Zenginliğe Açılan Kapı; Kopyalama

indir

 

Network Marketing sektöründe “Kopyalama” diye adlandırılan bu kavrama “Katlama” da diyebiliriz. Kopyalamanın/katlamanın gücünü sıkça verilen şu örnekle anlatabiliriz; varsayalım ki, size iki seçenek sunsam, şuan vereceğim 1 milyon lirayı mı istersiniz, yoksa kendini 30 gün boyunca kendini katlayan 1 lirayı mı? Evet, ilk bakışta 1 milyon, 1 liradan -kendini katlayan ifadesi bulunsa da- küçük gözüküyor. Hâlbuki, kendini katlayan 1 lira, 20. günde 1 milyonu geçiyor. Bu katlama faktörünü kendiniz 3 veya 2 ile katlama hesaplaması yaparak da gözlemleyebilirsiniz. Mesela, 1 lira 20 günde 1 milyon oluyor ama büyük rakamlar son 3-4 günde oluşmaya başlıyor. Ve 30. günde ne oluyor biliyor musunuz? 1 milyarı geçiyor. Kısacası katlama faktöründe mükemmel bir güç vardır. İş dünyası için düşünürsek, katlama faktörünü aktif kullanmak bir ağ ile mümkündür. Katlama faktörünün en belirgin şekilde gözlemlendiği alanlar franchise(bayilik) sistemleri(Burger King, Starbucks vb.) ve kullanıcı bazlı internet projeleri(Facebook, Twitter vb.) örnek verilebilir.

Katlama faktörünün en mükemmel işlediği ve gözlemlendiği yer hiç şüphesiz Network Marketing iş modelidir. Katlama faktörü Network Marketing sektörü içerisinde genelde kopyalama olarak adlandırılır. Network Marketing işinde kopyalama mantığı basittir; işi öğrenirsin, ekibine dâhil ettiğin kişilere de öğretirsin ve öğretmeyi öğretirsin.

Azim ve sabırla çalışarak bir süre sonra kopyalanarak/katlanarak büyüyen bir ağ oluşturabilirsin.

Öncelikle, balık tutmayı öğrenirsiniz. Sonra, balık tutmayı öğretmeyi öğrenirsiniz. Ve bu öğrendiğinizi ekibinize öğretirsiniz…

Özgürlüğün Diğer Adı; Zaman Kaldıracı

http://www.volpeypir.com/

Zaman kaldıracı, kopyalama ile alakalı farklı bir terimdir. Zaman kaldıracını “İş gücünüzün dışında kalan iş gücü/gelir kaynağı oluşturmak” diye tanımlayabiliriz. Bir nevi “para için çalışmak yerine zaman için çalışmak” da denilebilir. Yani siz şuan öyle şeyler yapacaksınız ki, ilerleyen zamanda sizin iş gücünüzün dışında size ait bir iş gücü (gelir kaynağı) oluşacak.

Zaman kaldıracına uygun proje veya sektör örnekleri verebilirdim fakat zaman kaldıracını çalıştırmak daha çok işin kendisine değil, sizin planlamanıza bağlıdır.

Örneğin, bir şirket kurdunuz ve gerekli çalışmalarla zaman içerisinde iyi bir noktaya getirdiniz. Şirketinizdeki çalışan sayısı 100 olsun, her kişinin günde 8 saat çalıştığını varsayarsak sizin şahsi iş gücünüzün haricinde kalan iş gücünüz günlük 800(8×100) saattir. Buradaki püf nokta şudur; Kurduğunuz sistem siz olmadan işliyorsa zaman kaldıracını aktif ve gerektiği şekilde kullanmışsınızdır.

Sistemin –uzun vadede- iş gücünüze bağımlı kalmaması çok önemlidir.

Katlama faktöründe olduğu gibi zaman kaldıracının da en iyi kullanıldığı iş modeli Network Marketingdir. Fakat çok önemli bir nokta var; Network Marketing işinde ekibinizdeki insanlar sizin zaman kaldıracınızı oluşturduğu gibi, kendilerinin de zaman kaldıracını oluştururlar. Bu da Network Marketingi eşsiz yapan bir durumdur. İnsanlar burada bir veya birkaç kişi için çalışmaz, herkes birbirine güç verir, birbiri için çalışır.

Bu durum “1 Kişinin %100lük emeği yerine, 100 kişinin %1lik” emeğini kullanarak imece usulü ortak kuvvet oluşturmaktadır.

Özetle, Network Marketing, Kopyalama ve Zaman Kaldıracı kavramlarından dolayı özgürlük ve zenginlik fırsatı sunan en iddialı iş modelidir. Bu iş modelinin ilerleyen yıllarda çok daha parlak yerlere geleceği, girişimcilerin gözdesi olacağı şüphe götürmez bir gerçektir.

Son olarak şunu hatırlamakta da fayda var; “Network Marketing, insanları zengin ve özgür yapmaz; zengin ve özgür olmak için gerekli ortamı ve fırsatı sunar.

CNkh9vDUkAA4U3n

 

 

 Bana bir dayanak noktası (kaldıraç) verin Dünya’yı yerinden oynatayım.”  Arşimet

Saadet Zinciri (Titan) Sistemleri Tanımanın Formülü!

Saadet Zinciri (Titan) Sistemleri Tanımanın Formülü!

 

 

Grow-LinkedIn-Network

Bana yöneltilen bir çok sorudan çıkardığım kadarıyla; insanlar yapılan birçok bilgilendirmeye rağmen şirket seçimi yaparken saadet zinciri mi değil mi diye emin olamıyor, titan tarzı dolandırıcılık barındıran network sistemleri tanımakta zorluk çekebiliyor. Size bu tarz firmaları hakkıyla işini yapan firmalardan ayırmanın yönteminden bahsedeceğim.

Daha önceki yazılarımda bahsettiğim gibi net ve kesinkin çizgilerle belirlenmiş bir kuraldan tekrar söz edeyim. Etik network marketing sistemlerinde üründen para kazanılır, titan dolandırıcılıkları barındıran network sistemlerinde ise paradan para kazanılır. Fakat, bu titan sistemler bir ürünle maskelendiğinden, paradan mı, üründen mi para kazanıldığını anlamak biraz zorlaşabiliyor. Yinede ne kadar maskelenmiş olursa olsun titan sistemlerde ürünün pek önemi yoktur, bu nettir. Şirketin pazarlama ağı ne kadar büyürse büyüsün, ürün hep dağıtımcılar arasında kullanılır. Yani insanlar ürünün içeriğiyle ve fiyatıyla fazla ilgilenmez, kazanacağı paraya odaklanır. Şayet bu ürün(mevcut fiyatıyla), sistem olmaksızın, tek başına emsal ürünlerle karşılaştırıldığında bi anlam ifade etmiyorsa(değersizse) o halde hiçtir.. Etik network sistemlerinde ise distribütör ağı ve müşteri ağı diye iki farklı kavram vardır; distribütör ağı genişledikçe müşteri ağı da genişler. Yani o sistemden para kazanmamasına rağmen o ürünü veya ürünleri kullananlar/satın alanlar vardır.

Bu bilgiler ışığında iki farklı açıdan saadet zinciri (titan, dolandırıcılık) sistem tespiti yapabilirsiniz.

1 – Şirketin yukarıda bahsettiğim şekilde distribütör ve müşteri oranını gözlemlersiniz. Eğer müşteri kavramı yok ya da hiç denecek kadar azsa büyük ihtimal sorunlu bir sistemdir.
Önemli Not: Yeni şirketler birkaç sene sadece ağ kurmaya odaklandıkları için, bu yöntem yeni şirketlerde yanıltıcı olabilmektedir.

2 – Şirketin kurduğu sistem içerisinden, kazanç sistemini çıkarınca geriye ne kalıyor? Eğer titan sistemse büyük ihtimal hiç yanından bile geçmeyeceğiniz bir ürün ve fiyat politikası görürsünüz.

SAADET

Çok Kazandıran ve Büyük Bir Şirket..

Çok büyük bir şirket olması da, çok para kazandırması da, sponsorluk reklam anlaşmaları olması, etik olduğu, titan olmadığı anlamına gelmez. Türkiye’de, sektördeki diğer tüm şirket çalışanlarının titan olduğu konusunda hemfikir olduğu bir şirket çok büyük bir başarı yakalamıştı, birçok etik network şirketini geçmişti. Yani etik olmakla, çok para kazandırmak kavramları birbirinden tamamen ayrıdır.

Sonuç olarak, anahtar nokta ürün, etik işler yapmak istiyorsanız önce ürüne odaklanmalısınız. Sonra ne kadar kazanabileceğinizle ilgilenirsiniz. Takdir edersiniz ki, -eğer dikkatli olunmazsa- kaybedebileceğimiz bazı değerler maddiyat ile satın alınamaz derecede değerlidir. Namus, şeref gibi…

 

Dürüstçe çalışan network marketing firmalarında seçim yapmanız konusunda umarım faydalı olabilmişimdir.

Yorumlarınızı esirgemeyiniz, lütfen

Haftada 5 gün 40 saat tek maaşa çalışmak kaderiniz mi?

İşte Başka Bir Hayatın İpuçları

Para kazanmaktan servet elde etmeye giden yol bana hep Tolstoy’un “İnsana ne kadar toprak lazım” hikayesini çağrıştırır.

Evet, çok büyük paraların açgözlülüğü ve hırsı insanı insan olmaktan çıkarıyor. Para araç olmaktan çıkıp amaca dönüşüveriyor.

Ama diğer yandan artık dünya da değişiyor.

Bugünün sistemi çalışana ne sunuyor?

“Pazartesi sabah işe başla, Cuma akşamına kadar sadece akşamları evet yatıp uyumaya git-gel. Cumartesi-Pazar kendine gelip biraz enerji topla sonra da tekrar işbaşı yap, ben de bunun karşılığında sana günlük 100 lira vereyim (Günlük 100 lira 2200 TL’lik maaşa tekabul ediyor)”

İşte tam olarak bunu sunuyor, eksiği yok, fazlası var. 

Peki bir de şu iki bilgiye göz atalım;

–  Çalışanların %68’i çalıştığı işinden hemen bugün ayrılmak istiyor.
 
–  Ayrılmak isteyenlerin %75’i manevi tatminsizlikten, mobbing’den, saygı görememekten, değersiz hissetmekten dolayı ayrılmak istiyor. (Kaynak: Konda)

 

Concept of pressure with boss screaming on the megaphone

 

Yani hadi desek ki, “Evet, günlük 100 lira veriyor ama seni geliştiriyor, motive ediyor, değerli hissettiriyor, yani manevi tatmin sağlıyor.”

E, o da yok…

Üstelik, ilkokul bitince ortaokula, ortaokul bitince liseye, lise bitince üniversiteye, üniversite bitince bir işe kapağı atmaktan başka hedefi olmayan bir birey, iş hayatı boyunca da emekliliği hayal ediyor.

Yani aslında kendimizi bildiğimiz andan itibaren sürekli bir sonraki aşamaya geçmeye çalışa, hayalleri ve güzel bir yaşamı erteleye erteleye gidip muhtemelen romatizma, kalp ve şekerle boğuşacağımız emeklilik günlerine öteliyoruz.

Peki böyle bir hayat gerçekten yaşamaya değer mi?

Sürekli ayın sonunu getirmeye, sürekli kartın asgarisini ödemeye dayalı bir hayat sırasında manevi olarak mutlu olabilir mi insan?

***

 

is

PEKİ NEDEN BÖYLE BİR HAYAT YAŞIYORUZ?

Son iki yılda hem araştırmalarım, hem tanıştığım çok çeşitli hayat hikayeleri çok farklı bir projeksiyon çizdi bana.

Şunu anladım; hayat insana “az ama garanti bir para” sunuyor. Karşılığında da “Çok ama herkesin de vermekte olduğu bir değerli zamanını” istiyor.

İnsan da nasılsa herkes aynı durumda diye bundan rahatsızlık duymuyor.

Konfor alanı yani günlük 100 lira garanti para da riske girmekten daha kolay geliyor.

***

EVET, BAŞKA BİR HAYAT MÜMKÜN?

Peki nasıl olacak?

Öncelikle bu sisteme karşı çıkmanın en doğru yolu bilinçli ve planlı şekilde bu sisteme girmek. Yani “iş hayatına girmeyelim” diye bir öneride bulunmuyorum. Girelim, ama akılcılığımızı kaybetmeden, ne yaptığımızı bilerek girelim, 20’li yaşlarda emeklilik hayalleriyle değil.

Mesela, algılarımız sürekli açık olacak, sürekli yeni fırsatlar kovalayacağız. Fırsat kovalamaktan kastım da biraz daha yüksek maaşlı bir iş olmayacak.

BİR ÖRNEK

Şahit olduğum bir örnekte, çalıştığı şirket ve aldığı maaş kendisine dar gelen bir beyaz yakalı arkadaşım patronuna gidip ona bir öneride bulundu.

Haftada 2 gün geleyim, işleri e-posta ile sürekli takip edeyim, sen de maaşımın yarısını öde.

Patron bu teklifi kabul etti. Arkadaşım geriye kalan 5 gününden bir gününü başka bir şirkete, diğer gününü de diğer bir şirkete “kiraya verdi, yine ilk maaşının yarısı karşılığında.

Danışman gibi çalışmanın avantajıyla patron(ları) artık onu şirketin bir malı gibi görmemeye başladı. Esnek saatlerde gidebilir hale geldi, sabahları eşiyle kahvaltı yapmaya, biraz daha geç kalkmaya, çocuğunu sevmeye fırsatı olmaya başladı.

O da ilginç bir şekilde “Nasılsa önümde uzun bir hafta var, yarın yaparım, sonraki gün yaparım” demeyip “Süre belli, bir tek bugün buradayım” diyerek bütün işlerini hızlıca yapmaya başladı.

Üstüne üstlük birkaç şirketin danışmanlığı onun deneyimine çarpan etkisi yapmaya başladı.Konferans ve eğitimlere davet edilmeye, oralardan da ücretler almaya başladı.

Bu güzel-yoğun hayat onu daha da “önemli” biri haline getirdi. Üç şirketin danışmanı ve bu alanda bir eğitimci olunca haliyle bir dergide yazma teklifi geldi. Kendi alanında TV ekranlarında görünmeye başladı.

Şimdi o ilk tam zamanlı maaşının tam 3.5 katını alıyor.

Ve o maaşı terk edeli sadece 1 yıl oldu.

***

BU ÖRNEK BİR İSTİSNA MI?

Hayır, bu örnek bir istisna değil, bir bakış açısı değişimi, bir farkındalık hikayesi.

O arkadaşım patronuna o ilk teklifini yapmasaydı haftaiçi saat 10’da kahvaltı yaparken klavyesindeki tuşların arasına simit susamı ekmeye devam edecekti.

***

PEKİ YA MAVİ YAKALI?

Diyebilirsiniz ki, hadi o iş e-posta ile ilerleyebiliyordu. Peki ya bilek gücüyle, tezgahta yapılan işler?

İşte bir örnek daha.

Meral isminde bir genç kızın hikayesi, yine yakından tanıdığım bir hikaye.

Bir matbaada çalışan, satış temsilcisi türevi bir iş yapan ama matbaanın bütün iş yükünü üstlenmiş bir genç kız. Gelen siparişleri üretime bildiriyor, siparişini alıyor, faturasını kesiyor, tahsilatını yapıyor.

Yani şirketlerde çalışan yüzbinlerce genç kızdan biri.

Matbaa işi yaptıkları için reklam ajansları da onlara iş yaptırıyor.

Meral işini o kadar titiz, o kadar temiz yapıyor ki reklam ajanslarından birinde ona iş yaptıran kişinin dikkatini çekiyor.

Kendi ajanslarında çalışan, Meral’den 3 kat daha fazla maaş alan kızlardan çok daha tertipli, çalışkan olduğuna kanaat getirip yöneticilerine Meral’den bahsediyor.

Ve yine gerçek olan bir külkedisi masalı daha..

Bugün Türkiye’nin uluslarası ortaklı dev bir ajansının üst düzey yöneticisi Meral.

Kendisini öyle güzel yetiştirmiş ki işe girdikten sonra, yükselmeye de kendisini geliştirmeye de hep devam etmiş.

***

ALTERNATİF İŞLER

Bu hikayeler biraz daha kurumiçi girişimcilik öyküleri.

Peki bir yerde çalışırken oradan ayrılmadan ya da patron teklifinizi kabul etmezse ne yapabilirsiniz?

O zaman da alternatif gelir kaynakları, alternatif iş imkanları var.

Bunlardan biri de Network Marketing.

Kötüye kullanan, sistemi tek taraflı kurgulayan şirketlerden dolayı adı kötü anılsa da uluslararası dev network marketing şirketleri var. Dahası Türkiye’de henüz olmasa da bazı global markalar bazı ülkelerde tüm satışlarını network marketing üzerinden gerçekleştiriyor.

Doğru ve size uygun bir şirketle çalışarak ek gelirler oluşturabilirsiniz.

Ama bu noktada önerim; son paranızla gireceğiniz bir iş olmasın network marketing, çok hızlı para kazanma stresi sizi daha da olumsuz etkiler, başarılı olma potansiyeliniz varsa da olamazsınız.

Eğer yeni bir cep telefonu alacak paranız var da onunla farklı bir şeyler denemek istiyorsanız işte o zaman, tekraren söylüyorum, doğru şirketi araştırarak, ince eleyip sık dokuyarak bulacağınız bir şirkette deneyebilirsiniz.

***

Daha çok örnek var, okuyup da ikna olmazsanız e-posta gönderin, başka örnekleri de bir başka yazıda yazabilirim.

***

Şanlıurfa’da ORTA SALON buluşmaları adında bir konferansa katıldım.

Genç MEMUR-SEN Genel Başkanı Eyüp Beyhan, Genç BİRLİK Genel Başkanı Ahmet Öznaneci ve Türkiye’nin en genç belediye başkanı Karaköprü Belediye Başkanı Metin Baydilli ile çok keyifli bir buluşma oldu.

Şanlıurfa parlayan yıldızı olacak güneydoğunun. Buna kalpten inanıyorum. Çünkü her yıl en az 3-4 kez gittiğim Şanlıurfa’da her gidişimde yepyeni gelişmeler görüyorum.

 

haber.star.com.tr yazarı : Ömer Ekinci

Kaynak: http://haber.star.com.tr/yazar/haftada-5-gun-40-saat-tek-maasa-calismak-kaderiniz-mi-iste-baska-bir-hayatin-ipuclari/yazi-1111357

İncir.com iflas etti

İncir.com  İflas Etti!

incir-logoSosyal e-ticaret platformu incir.com iflas etti. Binlerce girişimcisi olan incir.com girişimi, iflas açıklamasıyla herkesi üzdü.

 

 

 

sonmail

 

 

 

Network Marketing Fırsat mı Tuzak mı?

Network Marketing Nedir?

 

network marketing

Çok kapsamlı geniş kaynaklı bir yazıdır. Arkanıza yaslanın ve detaylı bilginin tadını çıkartın 🙂

1)Network Marketing Tarihçesi

Multi-level marketing sistemi, ilk olarak 19.yy ortalarında ABD’de ortaya çıktı. 1850’li yıllarda aslında bugün networker dediğimiz kişilere ‘‘canvassers[1], seyyar satıcı, davulcu’’ denmekteydi. Bu kişiler gün geçtikçe büyüyen satış organizasyonlarının oluşmasına sebep oldu. Örneğin bugün dünyaca ünlü olan ‘‘Heinze’’ ketçapları eski bir seyyar satıcı olan Henry Heinz’ın kurduğu 400 kişilik satış örgütü ile ortaya çıkmıştır. Yine aynı şekilde bir başka eski doğrudan satışçı Dr. Asa Candler, 1887 yılında iş arkadaşı olan Pemberton’dan pek de bilinmeyen Coca-Cola’nın formülünü 2.300 dolara satın alıp 500 kişilik doğrudan satış örgütüyle Coca-Cola markasını yaratmıştır. 1906 yılında sadece 375 dolar ile yatırım yapan Alfred Fuller, 270 kişilik bayilik ekibiyle 1960 yılında cirosu 109 milyon dolar olan bir şirketin temellerini atmıştır. İşte network ağı bu kadar eskilere dayanmaktadır ve network tarihi bunun gibi başarılı örneklerle doludur. İlk ‘resmi’ network marketing sisteminin kurucusu ise 1945 yılında bu işi yapmaya başlayan Carl Rehnborg’tur.

2)Nedir bu Network Marketing?

Multi-Level marketing, doğrudan satış yönteminin şu anki en çağdaş versiyonudur. Doğrudan satış, yüz yüze yapılan satış faaliyetini ifade etmektedir. Network marketing de ‘‘doğrudan satış’’ın bir türüdür. Türkiye’de kurulmuş olan Doğrudan Satış Derneği (DSD) ile Avrupa Doğrudan Satış Dernekleri Federasyonu (FEDSA) ise doğrudan satışı; ürün veya hizmetlerin, bir pazarlamacı tarafından müşterilere evinde, başkalarına ait bir evde, iş yerinde veya ‘satış noktası olmayan’ bir başka yerde doğrudan pazarlanması olarak tanımlamaktadır.

Mulit-level marketing sektöründeki şirketlerin temel amacı, normal ticarette var olan aradaki aracıları (komisyoncu, reklamcı, taşımacılık şirketleri) olabildiğince azaltıp ürünü daha makul bir fiyata müşteriye sunmaktır. Elde kalan, yani aracılara dağıtılmayan para da yine müşterilere dağıtılır. Peki sistemi neden tavsiye ederiz? Şöyle örnekleyelim. Bir restauranta gittik ve dedik ki: ‘‘Adamlar bir kebap yapıyor mutlaka deneyin.’’ Restaurant bize bunun karşılığında ödeme yapıyor mu? Hayır. İşte network marketing şirketleri, bize yaptığımız tavsiyelerden para kazanma fırsatını sunar. Bizim sayemizde alınan her üründen bize komisyon verilir. Asıl güzel tarafı ise, bizim tavsiye ettiğimiz kişilerin başkalarına tavsiyeleri de bize komisyon kazandırmaya devam eder. Çünkü multi-level marketing şirketler reklam yapmazlar, bunu dünya üzerindeki en iyi reklam olan ‘‘ağız yoluyla’’(word of mouth) reklam yönetimi ile gerçekleştirirler ve buradan ettikleri tasarrufun %80’ini networkerlar yani bizlerle paylaşırlar. Ayırca bu sayede şirket, bizim bir ağ kurmamıza ve bu ağdan kalıcı gelir elde etmemize olanak sağlar. İşte bu nedenle bu sektör “21. yüzyılın en modern ticaret sistemi”dir.

Bu sistemle çalışan şirketlerin ortak özelliği müşteri odaklı çalışmalarıdır. Çünkü müşterileri memnun kalmazsa veya problem yaşarsa, o şirketin satışları ve reklamı için yardımcı olmayacaklardır. Bu da şirketin bindiği dalı kesmesiyle eşdeğer bir hatadır. Bu yüzden MLM şirketleri ürün kalitesi ve müşteri memnuniyeti konularına titizlikle yaklaşır. Bu sebeple özellikle gıda sektöründe network-marketing yapan şirketlerin ürünlerinde hataya rastlamak neredeyse imkansızdır.

Şüphesiz ki multi level marketing sistemi, kökleri 19.yy’a dayanan ve 21. yüzyıla damga vuracak bir ticaret sistemidir. Nitekim bunu gören birçok dev şirket(Coca Cola, Dell, IBM, McDonalds, Philips vb.) kendi network sektörünü oluşturmaktadır. Örneğin Türkiye’de en yeni network şirketlerinden biri olan Dore, Ülker’in de sahibi olan Yıldız Holding’in Türkiye’deki network marketing şirketidir. (Şu an aktif olarak faaliyet göstermemektedir)

Multi level marketing sisteminin tüm katılımcılara eşit fırsat sunması, çalışma saatlerinin bireyin kendisi tarafından belirlenmesi ve emek verdiğin ölçüde ‘zenginlik’ sunması gibi başlıca özellikleriyle sistemi, çağımızın vazgeçilmezi yapmaktadır. Çok katlı pazarlama sisteminde iki yol ile para kazanmak mümkündür:

1)Şirketten kendisi için satın aldığı ürünleri satması (Bu para kazanma yöntemi kesinlikle çok risklidir zira ürünleri kendisi kullanıp etkisini test etmeyen networkerlar, sistemin tıkanmasına ve sisteme yeni networkerların eklenmesine negatif etki yapacaktır. Bu konuyu şöyle örnekleyelim: 1000 liralık bir ürün aldım ve şirketin bana vermiş olduğu %20 iskonto hakkıyla ürünü gidip başka birine 1200 liraya sattım. Peki elimizde ne kaldı? Sadece bir defalığına mahsus olmak üzere 200 lira kar ve ‘0’ üye. Oysaki network marketing sisteminde asıl ve ‘düzenli’ kazanç sisteme üye kazandırmakla elde edilir. Bu nedenle iyi bir networker ürünü ilk önce kendi kullanmalıdır ancak bu yolla ürünün etkisini görüp, o ürünü somut örneklerle önerebilecektir. Çünkü çok katlı pazarlama, tavsiye üzerine kurulu bir satış sistemidir. Ürünü alır, kullanır ve tavsiye edersiniz. Nitekim araştırmalara göre bu tavsiyenin, bir satıcı tarafından yapılan sunumdan çok daha etkili olduğu tespit edilmiştir.)

2)Oluşturmuş olduğu ekiplerin yapmış olduğu satışlardan, yani kazandırdığı üyelerin yaptığı satışlardan doğan kazanç(İşte gerçek network kazancı burada doğmaktadır[2]. Networker her ne kadar kişisel referansları ile yapmış olduğu satışlardan para kazanır ise de önemli olan oluşturmuş olduğu ekip cirosu üzerinden almaya hak kazanacağı prim tutarıdır[3]. Bu primler, çok katlı pazarlama sisteminin dinamosudur. Zira amaç 1 kişinin %100 emeği yerine, 100 kişinin %1 emeği ile aynı verimi el etmektir. Bu noktada Adam Smith’in yaptığı deney sonucu paylaşmak faydalı olacaktır. Deneye göre 1 işçi günde 20 iğne üretirken, 10 işçi birlikte çalıştıklarında 4800 iğne üretmişlerdir. İşte network marketing sistemi ile de yapılmak istenen tam olarak budur.)

Çok katlı pazarlama uygulamaları, geleneksel doğrudan satış uygulamalarından daha fazla girişimciliği ön plana çıkararak, üyelerini, doğrudan ve dolaylı satışlar için ödüllendirirken bu üyelere, yeni insanlar bulma ve eğitme sorumluluğunu da yüklemektedir[4]. Üst hatlar genellikle, ‘sistemi anlatmak, sorulara yanıt vermek, sunum yapmak, eğitim vermek, referans sağlamak, hedef oluşturmaya yardım etmek, motive etmek, moral destek vermek’ türünden desteklerle, çok katlı pazarlama işini inşa etmesi için alt hattına yardımcı olur. Alt hatlardan beklenenler ise genel olarak, şirket ve ürünler hakkında bilgi sahibi olması, hedef oluşturması, toplantılara katılması, ürün satması, yeni üyeler edinmesi, eğitim verme ve liderlik becerilerini geliştirmesi olarak özetlenebilir[5]. İlişkileri geliştirmek ve devam ettirmek, doğrudan satış sektöründe büyük önem taşımaktadır. Çünkü doğrudan satışçılar, bu sayede mevcut müşterilerin tekrar satın almalarını sağlayabilecek ve en iyi müşterilerini, zamanla satış ağına katabilecekleri olası satışçı adaylarına dönüştürebileceklerdir[6]. Doğrudan satış faaliyeti göründüğünden çok daha zordur ve satışçılar arasında işi bırakma oranı oldukça yüksektir[7]. Bu sebeple, doğrudan satışçıları bir araya getiren toplantılar sıkça tekrarlanarak motivasyonun sağlanması gerekir.

3)Bir Şirket Neden Network Marketing Yapar? Bu Sistemin Gayesi Nedir?

Hepimiz biliyoruz ki, dünya üzerinde belirli aralıklarla global krizler yaşanmaktadır. Haliyle bu krizler dev şirketlerin gelecek planlamalarını ve öngörülerini zamanla değiştirdi. Gözlemler sonucunda multi level marketing sistemlerinin, global krizlerden zarar görmeden planan hedeflere ulaştığı tespit edildi.

Bu sistemin en temel amacı insanların kullandıkları veya ihtiyaç duydukları ürünleri direkt, herhangi bir aracı kullanmadan tüketicilere ulaştırmak ve aynı zamanda eğer tüketiciler ürünlerden memnun kalırlarsa bunu yakın çevresindeki insanlara tavsiye etmelerini sağlarken tavsiye ettikleri ürün miktarınca kazanç elde etmelerini sağlamaktır. Peki şirketin çıkarı nedir?

1)Şirket hiçbir şekilde reklam gider yapmamakta, üstüne üstlük dünya üzerindeki en iyi reklam yöntemi olan ‘‘ağız yoluyla’’(word of mouth) reklam yönetimi[8] ile insanlara ürünlerini tanıtırlar.

2)Şirketin normal şartlarda 100 liraya ürettiği bir ürününü sadece 100 lira kar ile(yani 200 liraya) elden çıkarır ancak bu ürün tüketicisine ulaştığında 1000 liraya ulaşır. İşte şirket, aradaki komisyoncu, reklam giderleri, bayi, perakendeci, personel giderleri, nakliye gibi birçok masrafı aradan kaldırır ve 1000 liralık ürün üzerinden 500 liralık karı kendisi alıp, 500 lirasını da zaten ürününü alan ‘tüketici’ ile paylaşır. Bu sayede hem daha fazla kar yapmış olur, hem de müşterinin ürünü ucuza almasını sağlayıp aynı zamanda bundan kazanç elde etmesini sağlar. Bu sayede ürünü alan ‘distribütör’, hem müşteri, hem de ürünlerin dağıtımını üstlenen bağımsız, kendi kendini istihdam eden bir patron görünümündedir[9]. Michael Gerber ‘‘Girişimcilik Tutkusu’’ isimli kitabında şu konuya dikkat çeker: ‘‘Bir insanın içinde ‘üç’ insan vardır; teknisyen (sadece uygular, fikirlerle ilgilenmez), yönetici (yönetici olmazsa işler yürümez), girişimci (girişimci olmazsa yönetilecek bir iş olmaz). Bu nedenle ancak bu üç kişiliği dengeleyebilenler başarıya ulaşabilirler[10].’’. İşte network marketing sistemi bu başarı sırrını sistem içinde bireylere sunmaktadır. Zira network marketing sisteminde birey, teknisyenlikle yola başlar, yeni üyeler kazandırır, onlara işi öğretir, motive eder ve yöneticilik yapmaya başlar, ardından organizasyon ağı(üye sayısı) genişledikçe artık işe vakit ayırması gerekmediğinden kendini geliştirebilmek için bol vakti kalacak ve yeni yöntemler keşfetmesinde zaman ve bol perspektif bulacaktır. Ve son aşama olan girişimcilik de böylece tamamlanacaktır.

Bugün Türkiye’de ‘‘Kendi işinizi kurmanın önündeki en büyük engel nedir?’’ sorusuna bireylerin çoğu ‘‘başlangıç sermayesinin olmayışı’’, ‘‘başarısız olma korkusu’’ yanıtları vermektedir. İşte çok katlı pazarlama sistemi, bu sorunları ortadan kaldırmış ve çok küçük bir yatırımla kendi işinin sahibi olma imkanını bireylere sunmuştur.

‘‘Madem bu sistem bu kadar para kazandırıyor neden herkes yapmıyor?’’ dediğinizi duyar gibiyim. Ben de size bir soru sormak istiyorum: ‘‘1000 tane o işi bilen işçi olsa ve o işe 100 kişi alınacak olsa, o işten para kazanma olasılığınız ve oranınız nedir?’’ Gördüğünüz gibi cevap aslında bu kadar basittir. Herkesin yaptığı bir işten yeterince para kazanamazsınız, üstelik Türkiye gibi gelenekçi bir toplumun bu sistemi hemen benimsemesini beklemek hata olur çünkü aykırı oluşumlara hep şüpheyle bakıyoruz, lakin bu fırsatı görüp yola şimdi koyulanlar önümüzdeki 10 sene içerisinde ciddi miktarlarda düzenli gelir elde edebilmenin eşiğindeler. Herkes kazanacak mı? Tabii ki, hayır. Ancak işini düzgün yapan, hırslı, ikna kabiliyeti olan ve işin kısa vadede para kazandırmasından çok, ürünün gerçekten kaliteli olduğunu görüp tavsiyede bulunmayı ilk amaç edinen kişiler bu işten çok para kazanacaklardır. O nedenle korkmadan, paniklemeden network işine girilmelidir zira dünya üzerinde 1000 lira verip ve sadece sisteme tavsiyelerde bulunacak üye kazandırarak size binlerce lira kazandırmayı garanti eden başka bir sistem yoktur.

Sadece 30 yıllık bir olgunluk dönemine sahip bu sisteme entegre olmuş 135 milyon insanın her biri hata yapmış olabilir mi? ABD’de sayısı 500.000 üzerindeki milyonerlerin %20’sinin, servetlerini son 10 yılda multi-level marketing ile elde ettiğini biliyor muydunuz? Veyahut geleceği olmayan bir sistem olsa idi, Harvard Business School gibi birçok gelişmiş ülkenin önde gelen üniversitelerinde ders olarak ‘çok katlı pazarlama’ okutulur muydu?

4)Network Marketing, Titan (Saadet Zinciri) Sistemi midir? Yasal mıdır?

Tarihteki en ünlü titan sistemi, 1920 yılında A.B.D.’de Charles Ponzi tarafından oluşturulmuştur[11]. Bu nedenle piramit satış, literatürde “Ponzi şeması” olarak da isimlendirilmektedir. Ponzi, kendisi ile birlikte on arkadaşının 150 dolar katılım ücreti yatırmasını sağlayarak işe başlamış ve arkadaşlarına yatırımlarının %50’sinin 90 gün içinde kendilerine geri döneceğini vaat etmiştir. Daha sonra aynı şekilde bir arkadaş grubuna daha aynı miktarda katılım ücreti yatırtmış ve sözde yatırımcılardan oluşan orijinal grubun da onlara yatırımlarını aynı süre zarfında döndüreceğini anlatarak zinciri başlatmıştır[12]. Piramidin başında yer alan öncü katılımcılar, vaat edilen geri dönüşün 90 günden çok daha kısa sürede gerçekleşmesinden hoşnut kalmış, diğer katılımcıları da bu coşkuyla piramit şemaya dahil edebilmişlerdir. Ponzi, 9 ayda 9 milyon dolardan fazla kazanmış olup, piramide sonradan katılanlara da bu rakamın yaklaşık on katı borçlanmış ve sahtekarlıktan tutuklanmıştır[13].

(bkz) : Ponzi oyunu nedir? öğrenmek için tıkla!

Türkiye’nin Ponzisi ise 90’lı yıllarda varlık gösteren Titan Saadet Zinciri’nin yöneticisi Kenan Şeranoğlu idi. 1998 yılında devlet müdahalesi ile şirket kapatılmış ve Şeranoğlu, 25 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır.

Çok katlı pazarlama sistemi, bir üreticinin, şirket dışından insanlara, ürün ve hizmetlerini doğrudan tüketiciye ulaştırması için para ödediği bir sistemdir[14]. Ponzi şeması ise(Türkiye’de Titan-Saadet zinciri), programa daha önce katılanlara ödeme yapmak için yeni katılanların parasını kullanan bir sistemdir[15]. Titan sistemlerde, gerçek ticaretle çok az ilgisi bulunan bir para oyunu olup birçok organizasyonda, ortada ürünün olmadığı, sadece paranın el değiştirdiği görülmektedir[16].
Çok katlı pazarlamada kişi eklendikçe distibütöre verilecek primlerin artması, bu pazarlama konseptinin, sıklıkla “piramit satış”, “sonsuz zincir”, “Ponzi şeması”[17] şeklinde adlandırılan illegal organizasyonlar ile karşılaştırılmasına ve hatta karıştırılmasına neden olmaktadır. Çok katlı pazarlama ile piramit satış arasında yapısal bir benzerlik bulunmakla birlikte, bu iki yapı birbirinden tamamen farklıdır[18]. Network marketing ilk olarak A.B.D.’de hayata geçirildiğinde hükümet, bunun yasal olmadığı kanısına vararak network şirketine dava açmış ve davanın sonucunda network şirketi davayı kazanmıştır. Bu tarihten sonra network marketing sektörünün yasallığından faydalanan bazı dolandırıcılar çeşitli ülkelerde – hemen hemen her sektörde olduğu gibi- bu sektörde de işin içine hile karıştırmaya başlamışlardır. Bu nedenle bugün A.B.D.’de, bu tür özelliklere sahip titan organizasyonları çok katlı pazarlama şirketlerinden ayırt etmek amacıyla bazı vakıf ve bürolar (Direct Selling Education Foundation, Better Business Bureau, Federal Trade Commission) vatandaşlara yardımcı olmaktadır[19].

Ülkemizde de network marketing şirketleri, hukuk kuralları çerçevesinde yasal ve güvenlidir. Her satuş %20 stopajla vergilendirilmektedir. 28 Mayıs 2014 tarihinde kabul edilen yeni tüketici kanunu[20] ile de network marketing sistemleri, titan zincirleri karşısında koruma altına alınmıştır. Gerçek ürünler sunan, gerçek başarı hikayelerini gösteren, gerçek şirketler hiçbir yönüyle 90’lı yıllardaki titan zincirleriyle kıyaslanamaz, kıyaslanmamalıdır. Nitekim yasa koyucu, bu şirketleri Türkiye’de koruyabilmek adına tüketici kanununu yenilemek zorunda kalmıştır. Son yasa değişikliği ile birlikte titan zincirleri tamamen yasaklanmıştır ve network marketingle arasına keskin bir hat çizilmiştir.

5)Bu Kadar Çok Para Kazandıran Bir Sistemi Neden TV’lerde Tanıtmıyorlar?

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi network marketing şirketleri, reklam için para ödemezler zira bunu bizzat insanların birbirlerine tavsiyeleri ile gerçekleştirirler. Nitekim doğrudan satış şirketinin, bir reklam kanalı ile anlaşarak firmanın distribütörlerini aradan kaldırarak satış yapması veya distribütör temin etmesi, hem network marketing sistemine aykırı hem de distribütörlere büyük bir darbe olur ki, bu durumda şirket kendi dalını kesmiş olacaktır. İşte tam olarak bu noktada network şirketlerinin karşılarına kocaman bir düşman çıkar ‘medya’. Günümüzde televizyon, radyo, gazete gibi kuruluşlar sadece reklamlardan para kazanırlar. Yani tek gelir kapıları reklamdır. Medya üzerinden reklamı reddedip, her şeyi bireyler arası ilişkilere dayandıran bu sektörü karalamak üzere yayın yapmaları veyahut şaşırtıcı başlıklar atmaları gayet normal. Bu bakımdan da network marketing onların rakibi olarak da değerlendirilebilir. Hatta bazıları bu sektörü bitirmek için ellerinden geleni yaparlar, yaptılar da. Ama bu sistemi yıkma ihtimalleri yok çünkü bu sektör 21.yy’ın sektörü…

6)Memur Network Marketing Yapabilir mi?
26.08.2011 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan 650 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan Devlet Memurları Kanununun memurların ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunma yasağını düzenleyen maddesindeki değişiklikliklerle beraber devlet memurları bir anonim şirkete ortak olabiliyorlar. Yine Devlet memurlarının görev yaptıkları kurumun kuruluş kanununda özel bir düzenleme olmaması halinde, şirket ana sözleşmesinde kuruluş sırasında şirketi idare ve temsil edecek olanlar arasında belirtilmemiş olması ile yönetim ve denetimde görev almaması kaydıyla limited şirket ortağı olması mümkün bulunmaktadır. Nitekim limited şirket ortağı olmanın ticaretle uğraşmak sayılmayacağı yolunda Danıştay dairelerinin vermiş olduğu birçok yargı kararı da bulunmaktadır.

Memurlar, Türk Ticaret Kanununa göre tacir veya esnaf sayılmalarını gerektirecek bir faaliyette bulunamazlar. Ancak network marketing şirketi, kişileri bağımsız tacir ‘yardımcısı’ yapmaktadır. Bu nedenle memurlar tacir sayılmamaktadırlar. Zira sistem içerisinde memurlar ayrıca ‘müşteri’ konumundadırlar.

7)Network Marketing sisteminin, klasik ticaretten farkları nelerdir?

1)Başlangıç sermayesi çok azdır[21]. (Sizden binlerce dolar yatırım istenmez. Titan modellerinde organizasyona katılacaklardan yüksek meblağlı bir başlangıç bedeli talep edilmektedir[22].)

2)Risksizdir. (Aktif çalışan bir kişinin zarar etmesi gibi bir şey söz konusu bile değildir.)

3)Hiç bir tecrübe veya eğitim gerekmiyor. (İşi ‘doğru’ anlatmak ve işe odaklanmak yeterli.)

4)İkinci bir iş olarak çok iyi bir kazanç kaynağıdır. Çünkü part time yapılabilir. (İstediğiniz zaman istediğiniz yerde yapabilirsiniz.)

5)Sistemin her türlü desteği sizinledir. Bu destek ve yardım, hem şirket tarafından hem de iş ortaklarınız tarafından yapılır. (Sponsorlarınız sizin başarınız için size yardım etmeye her zaman açıktır.)

6)Pasif kazanç imkanı sağlar. Eğer birisi kısa vadede(4-6 sene) bir organizasyon kurarsa ondan sonra kazancı sonsuza kadar hatta kendisinden sonra da devam eder. (Erken ve güvenli emeklilik.)

7)Yolculuk için size fırsat yaratır. (Çünkü organizasyonunuz aynı zamanda farklı şehirlerde ve farklı ülkelerde genişleyerek çalışabilme olanağı sunmaktadır.)

8)Network marketing şirketlerinin genelde iyi çalışan serbest girişimcilerine yönelik ödüllendirmeleri olmaktadır. (Bedava yurt dışı – yurt içi süper ödül seyahatler, muhtelif değerli promosyonlar vs.)

9)Network marketing kişisel gelişimle ilgili size bir çok fırsat sunacaktır. Siz bir çok eğitim motivasyon ve kişisel gelişim programlarıyla, kendi kişiliğinizi iyi bir lider haline getirmek için fırsat bulacaksınız. (Daha fazla kitap okumaya başlarsınız, sizi araştırmaya teşvik eder.)

10)Bu ticarette dünyanın her köşesinden insanlarla tanışma fırsatı bulursunuz.

8)Network Marketing Şirketlerini, Titan Zincirlerinden Nasıl Ayırırız?

1)Gerçek ve fiyatı ile kalitesi orantılı olan bir ürünün ya da hizmetin pazarlama faaliyeti vardır. (750 liralık bir internet sitesini, 2000 liraya pazarlıyorlarsa oradan hemen uzaklaşın[23].)

2)Hem şirketin hem de distribütörlerin gelirleri üyelik yenileme ücretlerinden değil, satışlardan[24] sağlanmaktadır. (Ürünü tanıtmadan, kalitesini ortaya koymadan, ‘‘sen şu kadar para ver 1 sene sonra zenginsin’’ diyorlarsa oradan hemen uzaklaşın.)

3)Şirketin sattığı ürünü, iş fırsatı olmasa dahi kullanır mıydınız? Bu soruya cevabınız ‘evet’ ise, doğru yoldasınız demektir.

4)En çok parayı ilk girenler kazanıyor ve sizin onun yerini alma şansınız yoksa[25], o şirketten uzak durun çünkü artık olgunluk dönemine girmiş ve kar marjı düşük bir şirkettir. Nitekim iyi network marketing şirketlerinde, ilk kaydı yapan kişinin en zengin olduğu bir örnek bulunmamaktadır. İyi ve gerçek network şirketlerinde birey, büyük bir satış ekibi kurarak kendisinden önce organizasyona katılanlardan daha çok kazanabilme fırsatına her zaman sahiptir[26].

Sonuç

Yukarıda da açıkça görüldüğü gibi kitlesel pazarlama, tüm dünyada yerini bireysel pazarlamaya bırakmaya başlamıştır.[27] Hiper rekabet ortamında bu teknikleri başarıyla uygulayan doğrudan pazarlama şirketleri de adlarından daha sık söz ettirmeye başlamışlardır[28]. Her yıl, ‘çok katlı pazarlama’ metodunu benimseyen birçok yeni işletme, faaliyete geçmekte[29] ya da geleneksel pazarlama metotlarıyla faaliyet gösteren mevcut işletmeler, kısmen ya da tamamen bu alternatif dağıtım kanalını kullanmak üzere çok katlı pazarlamaya yönelmektedirler[30]. 2007 yılı içinde, Avrupa Doğrudan Satış Dernekleri Federasyonu (FEDSA) tarafından Ipsos MORI’ye yaptırılan araştırmanın sonuçlarına göre, doğrudan satışın Avrupa’daki 2006 yılı cirosu 20 milyar euro olup, doğrudan satış sektörü %9,6 oranında büyüme göstermiştir. Zamanında bu sektörü kötüye kullanmış kişilerin çıkması sektörde çalışanları etkileyebiliyor olsa da gün geçtikçe bilinçlenen toplum sektörün büyüklüğünün farkına daha iyi varmaktadır. %14’lük işsizlik oranını minimuma indirmeyi hedefleyen bir ticari sistemin bu dakikadan sonra durdurulabilme ihtimali yoktur.

Sistemin adını kötüye çıkaran kişileri, reklam geliri alamıyor diye bu sisteme düşman kesilen medyayı, ismini bile vermeden karalama kampanyalarına girişen kişilerin internet üzerindeki yorumlarını ciddiye almayın. Ciddiye alacağınız şeyler; şirketin misyonu, işi size sunanların vizyonu, ürünün kalitesi ve ekibin ne kadar aile şeklinde hareket edebildiği olmalıdır.

Sütten ağzı yanan bir toplumuz ancak bir şirkete önyargı ile yaklaşmak ile şirketi iyi araştırmak sonra karar vermek farklı şeylerdir. Türkiye’de ‘Saadet Zinciri’ ve ‘Titan’ olarak duyulan, tamamen insanları dolandırmaya dayalı oluşumların network marketingle karıştırıldığı dönemler de artık yavaş yavaş geride kalmaktadır. Sadece organizasyon şeması olarak birbirine benzediği için iki sektöre de aynı gözle bakmak, dört ayağı var diye aslanla çakalı bir tutmaktan farklı değildir. Bir hukukçu olarak belirtmeliyim ki, sistemde yasal anlamda hiçbir açık yoktur ve yeni tüketici kanunu ile birlikte de artık olmayacaktır. Tüm dünya üzerinde 350 milyon kişinin oluşturduğu network ağına güvenmemek komploculuktan başka bir şey değildir(Üstteki sağlıklı şartları içeren network şirketleri).

Network marketing sistemindeki başarınızı sizin bu işe olan bakış açınız, inancınız, sabrınız, cesaretiniz ve dayanıklılığınız belirleyecektir. Bunlardan daha önemli olan ise kuracağınız organisazyonunuzun bu işe bakış açısı, inancı, cesareti, dayanıklılığı, vizyonu ve düşünce çerçevesidir. Siz bu işi ne kadar ciddiye alırsanız, eğitimlere katılırsanız ekibiniz de sizi takip edip kopyalayacak ve onlarda bu işi ciddiye alıp, eğitimlere katılıp başarılı olmanın yollarını arayacaktır. Network marketingde esas olan çok kişiye sponsor olmak değil doğru kişilere sponsor olmaktır. Bu işi bir ev hanımının yapabileceği kadar basitlikte olduğunu insanlara göstermek, aynı zamanda bu işin eğitim alınmadığında çok zor olduğunu da söylemek gerekir. Bu iş yapılabilir basitlikte lakin kolay değildir… İşimizi kolay göstererek insanlara sponsor olup onları işe dahil etmek yapılan en büyük yanlışlardandır.

Koşmayın sakin olun, öncelikle emekleyin. Çıraklık yapmadan, usta olmayı istemeyin. Herkes yerine, bu işi yapacak ruha ve enerjiye sahip kişilere tavsiyede bulunun. Hayalleri ve hedefleri olan kişilerden oluşan ekibinizi yönetmek, yönlendirmek, gelişimlerini sağlamak ve onları lider olarak yetiştirmek aşamasına ulaşmış iseniz sizi artık kimse durduramaz. Ekibinizle disiplinli, özverili, paylaşım odaklı stratejik planlar çerçevesinde çalışarak yeni liderlerin doğmasını sağlamak sizin elinizde. Henry Ford’un dediği gibi: ‘‘Başarı vermekle başlar.’’

Görüldüğü üzere network marketing sistemi çağımıza damga vurmaya hazırlanıyor. Peki bu sisteme giren herkes kazanacak mı? Tabii ki, herkes kazanmayacak. Lakin;

1-Üstte bahsettiğim özellikler doğrultusunda doğru firmayı seçen

2-Network marketinge katılmasında amacı ve hedefi olan

3-Hırslı ve ikna kabiliyeti yüksek, güven veren

4-Bireysel kazanımları değil de, ekipsel devinimde kazanımları amaç tutan (İyi bir takım oyuncusu değilseniz network sisteminde ömrünüz bir kelebek kadar kısa olacaktır.)

5-‘Aşk olmadan, meşk olmaz’ mantığıyla ilerleyip yaptığı işi seven

6-Başarılı bir liderle birlikte çalışan, boş vakitlerinde eğitime katılan, öğrenmeye ve öğretmeye açık (Çünkü NM’yi ayakta tutan kişilerdir; kişileri ayakta tutan ise, eğitimler…)

7-Ve en önemlisi, ‘‘-Ekonomik özgürlük- istiyorum gerisi teferruat!’’ diyen tüm bireyler kesinlikle düzenli olarak çok yüksek meblağlar kazanacaklardır.

Sonuç olarak, hala tereddütleriniz varsa şu soruları cevaplandırmanızı rica ediyorum.

1)Sabah kaçta kalkacağınıza siz mi karar veriyorsunuz?

2)Yılda 5 kere 5 yıldızlı otele tatile gidebiliyor musunuz?

3)Restauranta oturduğunuzda ilk önce fiyat listesine mi bakıyorsunuz?

4)Bir iletişim şirketine iki arkadaşını götürüp, telefon faturanı o ay ödemeyerek ödüllendirildiğin network sistemini yapmana rağmen, hala bu sisteme karşı ön yargı mı besliyorsun?

5)Bir kahve evine gidip arkadaşlarına ‘‘Kahveleri çok güzel mutlaka deneyin’’ dediğinde, kahve evi sana yaptığın reklam karşılığında para ödüyor mu?

6)Emekli olacağın vakit geldiğin 1500 TL’lik emeklilik aylığının sana yetmeyeceğinin ve ikinci bir iş yapmak zorunda kalacağının farkında mısın?

‘‘Bir adama balık vererek onu bir günlüğüne beslemiş olursunuz. Ona balık tutmayı öğreterek, hayatı boyunca aç kalmamasını sağlarsınız.’’

Avukat Alperen Cihan ÇETİNKAYA

KAYNAKÇA
1.Berkowitz, Eric, Roger A. Kerin, Steven W. Hartley, William Rudelius, Marketing, USA: Mc Graw Hill 1997

2.Clothier, Peter. Multi Level Marketing, A Practical Guide to Successful Network Selling London: Kogan Page 1997

3.Ergün, T. (2004). “Geleceğe Bakış” Boğaziçi Ünv. Uluslar arası Doğrudan Satış Forumu 6 Mayıs 2004, İstanbul

4.Failla, Don. How to Build a Large Successful Multi-Level-Marketing Organization. USA: MLM Int. 1995

5.Kerin, Roger A., Robert A. Peterson. Strategic Marketing Problems USA:Prentice Hall, 2001

6. Kishel, Gregory F., Patricia Gunter Kishel. Start and Succeed in Multilevel Marketing. USA: John Wiley & Sons Inc. 1999
7.Koehn,Daryl, Ethical Issues Connected with Multi-level Marketing Schemes, Journal of Business Ethics, 2001, 29.
8.Kotler, Philip, Gary Armstrong. Principles of Marketing. USA: Prentice Hall, 2001

9.Kotler, Philip, Kotler ve Pazarlama, 1.Basım İstanbul : Sistem Yay. 2003

10.Nat, Peter Jay Vander ve William W. Keep, Marketing Fraud An Approach for Differetiating Multilevel Marketing from Pyramid Schemes. Journal of Public Policy & Marketing. 2002 Vol.21 (1) s.139-151

11.Özdemir, G., (2008), Destinasyon Pazarlaması, Ankara:Detay Yay.

12.Özmoralı, H. (2004). “Yeni Alanlara Yepyeni bir Satış ve Dağıtım Modeli”

13.Özçağlayan, M. (1998). Yeni İletişim Teknolojileri ve Değişim. İstanbul:Alfa Yay. Peppers, D. (2002). Yarının İş Dünyasına Hazırlananlar İçin – Birebir Pazarlama. İstanbul: Capital Dergisi Eki.

14.Tek, Ömer Baybars. Pazarlama İlkeleri. İstanbul: Cem Yay.1997

15. Yarnell, Mark, Kevin B. McCommon. Power Multi-Level Marketing 5.Basım USA: Power House Publications 1990

16. Yarnell, Mark, Rene Yarnell. Your First Year in Network Marketing. New York : Three Rivers Press, 1998

17. Ziglar,Z. & Hayes, J.P. (2001). Network Marketing For Dummies. New York: Hungry Minds Inc

[1] Sipariş toplayan kimse ve propagandacı anlamına gelmektedir.

[2] Clothier, s.26.

[3] Kerin & Peterson, s.333.

[4] Nat & Keep, s.140.

[5] Kishel, s.108.

[6] Kishel, s.83.

[7] Nat & Keep, s.140.

[8] Yarnell & Mc Common, s.13.

[9] Clothier, s.28.

[10] Gerber, s.44.

[11] Clothier, s.29.

[12] Koehn, s.154.

[13] Clothier, s.29.

[14] Harris, s.2.

[15] Ziglar & Hayes, s.27.

[16] Harris, s.3.

[17] Koehn, s.153.

[18] Ziglar & Hayes, s.26.

[19] Nat & Keep, s.140-141.

[20] Piramit satış sistemleri

MADDE 80- (1) Piramit satış; katılımcılarına bir miktar para veya malvarlığı ortaya koymak karşılığında, sisteme aynı şartlar altında başka katılımcılar bulma koşuluyla bir para veya malvarlığı kazancı olanağı ümidi veren ve malvarlığı kazancının elde edilmesini tamamen veya kısmen diğer katılımcıların da koşullara uygun davranmasına bağlı kılan, gerçekçi olmayan veya gerçekleşmesi çok güç olan kazanç beklentisi sistemidir.

(2) Piramit satış sisteminin kurulması, yayılması veya tavsiye edilmesi yasaktır.

[21] Clothier, s.18.

[22] Nat & Keep, s.140.

[23] Robinson, s.166.

[24] Kustin & Jones, s.60.

[25] Ziglar & Hayes, s.2.

[26] Failla, s.13.

[27] Kotler, s.41.

[28] Berkowitz, s.480.

[29] Pardue & Wolfson, s.21

[30] Sands, s.1-2.

 

ÖNEMLİ DİPNOP:

Yazıyı okumayacak kadar tembelseniz sadece videoyu izlemeniz de network marketing(tavsiye pazarlaması) hakkında bir bakış açısı kazanmanızı sağlayacaktır. İyi seyirler dilerim tembel kardeşim 🙂 . Ama unutmadan söyleyeyim şayet öğrenmeye ve gelişmeye açık biri değilsen, network marketingi kısa yoldan zengin olma yöntemi sanıyorsan Network Marketing sektörü sana göre bir sektör olmayabilir.

Network Marketing (Tavsiye Pazarlaması) ile para kazanmak.

Ağ pazarlama(Network Marketing)’in vizyonunu anlatan en eğlenceli ve en açıklayıcı video pablo ve bruno adlı karakterlerin Boru hattı öyküsü animasyonudur.

Boru Hattı Öyküsü

networkmarketing

 

               Tüketici Mevzuatında Doğrudan Satış ve Yetki Belgesi

Her şeyden önce 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, bir firmanın Türkiye sınırları içinde doğrudan satış yapabilmesi için bu belgeye sahip olmasını şart koşuyor.

Şart koşuyor da, bir firma yetki belgesini almadan doğrudan satış yaparsa yaptırım var mı? Var: 100.000 TL para cezası!

Kanunun ardından, “İş Yeri Dışında Kurulan Sözleşmeler Yönetmeliği” de bu zorunluluğu tekrar ediyor ve söz konusu yetki belgesinin başvuru prosedürünü açıklıyor. Başvuru değerlendirilirken, “Bakanlıkça yapılan denetimler ile tüketici şikayetleri de dikkate alınır,” diyor.

Network yapan arkadaşlar ekiplerini şayet burada yazan bilgilerle donatırlarsa kimse onları durduramaz. Ekiplerinizle bu bilgileri paylaşın. Bu arada network yapmayanların da yapanların da görüşleri çok değerli. Yorumlarınızı da paylaşmanızı rica ediyorum.

Ponzi Oyunu nedir?

Ponzi Oyunu, (Ponzi Düzeni, Ponzi Scheme), yatırımcılara kendi paralarından geri dönenle veya sonraki yatırımcılardan gelen paralarla ödemenin yapıldığı bir dolandırıcılık yöntemidir.

İktisadi olarak iyi konumda olan bir ülkede faiz oranları oldukça düşüktür. Bu bir nedenle fona ihtiyacı olan kişiler için ucuz borçlanma demek olduğu kadar birikimlerini değerlendirmek için faiz geliri talep edenler için de düşük kazanç demektir. İşte bu noktada kişi, finansal kurumların vaadettiğinden daha fazla faiz getirisi önererek yatırımcı kazanmaya çalışır. Örneğin ülkedeki faiz oranı %3 ise Ponzi Oyunu oynayan kişi yatırımcılara %10 faiz önerir. Ardından %10 faiz getirisi vaadettiği kişilerin parasını ödemek için yeni yatırımcılara %11 faiz önerir. Aynı şekilde %11 faiz önerdiği kişilerin parasını ödemek için yatırımcılara daha yüksek faiz önerir. Bu döngü sayesinde -ülkede finansal istikrar sürdüğü sürece- hem oyunu oynayan kişi hem de yatırımcılar kazanmış olur.

Tarihte bilinen ilk ponzi oyunu, bu sisteme adını veren Charles Ponzi tarafından 1920 yılında gerçekleştirilmiştir. Ponzi, bu oyun sayesinde kısa sürece 10.000 yatırımcıyı posta pullarını kullanarak bir arbitraj karı elde ettiğine inandırmış; ancak aslında ortada olmayan bu karlar nedeniyle oyun daha fazla sürdürülememiş ve sistem kısa sürede çökmüstür.

Piramit sistemi de denen bu model, herhangi bir ürün veya hizmet almaksızın, her bir katılımcının, sadece bir defa belli bir para ödeyerek, diğer katılımcıların ödediği paralardan üstel olarak artan sürekli bir gelir elde etmesi prensibine dayanıyor. Hedge fonlar, kanunların dolandırıcılık olarak kabul ettiği bu sistemi yeniden düzenleyerek, yatırımcılara, anormal düzeylerde karlar vaat eden bir iş modeli oluşturmuşlardır.

Örneğin aylık %20 getiri vaat eden bir hedge fon, bu getiriyi sağlamak için global currency arbitraj, future işlemler, yüksek getirili yatırımlar veya offshore yatırımlar gibi değişik enstrumanlar kullanacağını söyler. Fakat bu işlemlerin hiç birini yapmaz. Hedge fonların tüm işlemleri kayıt dışı olduğu için, bu suistimal kolayca fark edilmez. Kar rakamı herkesi kışkırttığı için giderek daha fazla yatırımcı fona para yatırmaya başlar. Sıra ilk giren yatırımcıların karını ödemeye geldiğinde, para başta vaat edildiği gibi sermaye piyasası işlemlerinden değil, yeni giren yatırımcıların verdikleri paralardan sağlanacaktır. Yani D yatırımcısı fona para verdiğinde A, B ve C yatırımcısının faiz ödemesi yapılacaktır. Çark böylece devam eder. Fon yöneticisinin tek amacı fondan para çıkışlarını minimize etmektir. Kayıplar arttıkça getiri vaatleri artacak ve sonunda da sistem çökecektir.

Türkiye’de saadet ve titan zinciri adıyla bilinen yöntemler ponzi oyununa örnek olarak verilebilir. Türkiye’de hakkıyla dürüstçe Network Marketing yani ağ pazarlama işi(doğrudan satış) yapan firmalar vardır. Fakat saadet zinciri ve kötü niyetli firmalarla karıştırılmaktadır. Bunun sebebi kötü niyetli firmaların kullandıkları piramit şemasının network marketing firmalarınca da kullanılıyor olmasıdır. Bunu şu örnekle daha net açıklayabiliriz. Bir ateş düşünün ki kötü birinin elinde orman yakar. İyi niyetli biri ise onu yemek pişirmek yada başka faydalı işler için kullanır. Aradaki farkları daha iyi anlamak için Network Marketing hakkında bilgi içeren yazımızı incelemenizi öneririz.

FİNANSAL PİYASALARDA PONZİ OYUNU VE MADOFF SKANDALI

Madoff Securities adlı hedge fonun sahibi Bernard L.Madoff, New York polisi tarafından yakalanıp hapse atıldı. Tutuklanma nedeni dolandırıcılık. Madoff’un şirketten ayrılırken çalışanlara söylediği son sözler, yaşadığımız krizin ahlaki çöküşte ulaştığı son noktayı yeterince gösteriyor sanırız. Madoff, şirketini “Bir büyük yalan!..” olarak tanımlayarak, kendisine yatırım yapanlara verdiği zararın 50 milyar $’ı bulabileceğini belirtti. Gerçekten yüksek bir tutar. Peki, görevi riskleri hedge ederek yüksek gelir elde etmek olan bir hedge fon, nasıl olur da 50 milyar $ kaybedebilir. İşte, hikayenin 3. dünya ülkelerinde yaşanmış olsa bile şaşıracağımız kısmı burası. Madoff, bu yıkımı nasıl yarattığını, yakalanmadan önce çalışma arkadaşlarına kısaca şöyle özetledi: “Dev bir Ponzi şeması!”

“Bu güne kadar yaşanmış bir kişi tarafından yapılan en büyük dolandırıcılık olayı!”

ABD tarihinin en büyük ekonomik skandallarından birine imza atan ve piyasayı 65 milyar dolar dolandırmak suçuyla 150 yıl hapis cezasına çarptırılan ABD’li finansçı Bernard Madoff’un, adeta yakalanmak istediği ancak ABD’li müfettişlerin Madoff’un oyununu bir türlü fark edemediği ortaya çıktı.Tarihin en büyük dolandırıcılık oyununa imza atan, ABD’li yatırım danışmanı Bernard Madoff, bünyesindeki yatırımcılarının yaklaşık olarak 50 milyar dolarını dolandırdı. Bu miktar 100 dolarlık banknotlar halinde, kamyonlarla taşınacak olsaydı, 50 milyar dolar için 33.5 aracın kullanılması gerekirdi.

Bernard Madoff 1938’de New York City yakınlarında dünyaya geldi. Hofstra Universitesi Siyaset Bilimi bölümünden mezun oldu.Daha sonra Brooklyn Law School’a başladı ancak buradaki öğrenimine devam etmedi. Hayırsever birisi olarak bilinen Bernard Madoff, Nasdaq’ın kurucularından biri ve eski başkanlarındandır.

Nasdaq’dan Madoff LLC’ye

Madoff üniversitede okurken, cep harçlığı için yaptığı cankurtaranlık ve bahçe bakıcılığı gibi işlerden biriktirdiği 5.000 dolarla 1960 yılında kendi adıyla bir yatırım şirketi kurdu. 1980’lere gelindiğinde şirketi Bernard L. Madoff Investment Securities LLC sektörün en büyüklerinden birisi olmuştu. 1989 yılında, şirketinin ticaret hacmi New York Borsası’nın yüzde beşi kadardı. Wall Street’in en zenginleri arasına giren Madoff, 1990’da finans sektörünün geleceği olarak gördüğü elektronik borsa Nasdaq’ın başkanlığına getirildi. 2000 yılına gelindiğinde, şirketinin piyasa değeri 300 milyon doları buluyordu. Bu arada kurduğu Wall Street imparatorluğu sayesinde lise aşkı eşi Ruth Madoff ile birlikte New York’un en tanınmış hayırseverleri arasına girdi. Madoff Ailesi Vakfı aracılığıyla hem birçok musevi vakfına destek veriyor hem de diğer eğitim ve tiyatro vakıflarına yardım yapıyorlardı. 2008 yılında ise; Bernard L. Madoff Investment Securities LLC, Wall Street’in 6. büyük şirketi seçilerek en iyi market maker’lardan (piyasa yapıcı) birisi oldu.


2007 krizi, 9 Aralık 2008 ve Oyunun Sonu…

İlk defa 1992 yılında, emektar muhasebecisi Avellino ve ortağının oluşturduğu bir Ponzi mekanizması ortaya çıkınca kafalarda Madoff hakkında da soru işaretleri oluştu, ama Madoff o zaman bu sorundan kurtuldu. Yine de o tarihten itibaren hakkında sekiz soruşturma açıldı. 1999’dan itibaren Madoff’un izini süren Boston’lı özel dedektif Harry Makropoulos, SEC’in (US Security Exchange Commission – Amerika Menkul Kıymetler Komisyonu) Madoff hakkında soruşturma başlatmasını 2005 yılında başardı, ancak Madoff bu soruşturmadan da aklandı.

Madoff’un sonunu ekonomik kriz hazırladı. Krizin etkisiyle Ponzi Şeması’na taze para akışı yavaşlayıp, yatırımcılar sistemden bir anda 7 milyar dolara yakın nakit çekince Madoff’un Ponzi Şeması çöktü. Artan baskıya dayanamayan Madoff, önce 9 Aralık 2008’de kardeşi Peter Madoff’a ertesi gün oğulları Andrew ve Mark’a firmanın varlık yönetimi kısmının büyük bir ponzi oyunu olduğunu açıkladı ve oğulları da bu bilgiyi yetkililere aktardı. Ertesi gün FBI ajanları Madoff’u “menkul kıymet dolandırıcılığı” suçlaması ile tutukladı. 11 Aralık’ta Manhattan’daki evinde tutuklandıysa da 10 milyon dolarlık kefalet karşılığı serbest bırakıldı ve 12 Mart Perşembe günü yapılan ilk duruşmasına kadar evde göz hapsinde kaldı. İlk duruşmasında Madoff kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etti. Mahkeme, Madoff’un tutuklu olarak yargılanmasına karar verdi. Menkul kıymetlerde sahtecilik, yatırım danışmanı olarak suistimal, kara para aklama, yalan bildirim, mali tablolarda tahrifat, bireysel emeklilik fonlarının paralarının çalınması gibi başlıklarda tam onbir suçlama ile yargılanan Madoff’un, bu davaların hepsinden 150 yıl hapsi istendi. 29 Haziran 2009’da kendisine yöneltilen iddianamedeki 11 suçun tamamından toplam 150 yıl hapse mahkûm edildi.

“Bir büyük yalan!” ve “Dev bir Ponzi Şeması!”

11 Aralık 2008’de Madoff’u polise ihbar eden Andrew ve Mark Madoff, o tarihten beri babalarıyla konuşmuyorlar. Madoff, çocuklarının olayla hiçbir ilgisi olmadığını ısrarla ifade etse de bu ısrarlı tutumu 1999’dan beri Madoff’un izini süren savcı Harry Markopolos’u ikna etmedi: “Bu tür işlerde, en güvendiğiniz insanlarla birlikte hareket etmek zorundasınız.” Karar verilene kadar hiç açıklama yapmayan Madoff’un karısı da dava sona erince konuştu: “İtirafıyla hepimiz şoke olduk” diye başladığı sözlerine eşinin suçunu kendisine, tutuklanmasına kısa bir süre kala anlattığını açıklayarak devam etti.

SEC ve Friehling&Horowitz
SEC başmüfettişi David Kotz’un hapiste Madoff’la yaptığı görüşmenin kayıtları açıklandığında; şirketini defalarca inceleyen SEC müfettişlerinin yıllarca yalnız ‘saçma suçlar’ bulduğundan yakınan Madoff, “Keşke beni 6 yıl, 8 yıl önce yakalasalardı” dedi. SEC’in 16 yılda Madoff’la ilgili 6 önemli ihbar aldığı, ancak deneyimsiz çalışanlar nedeniyle durumun fark edilmediği belirtildi.

Madoff, “Ponzi oyununu fark etmek çok kolay. İşlemleri üçüncü bir kaynaktan kontrol edersiniz. Bu, muhasebeye giriş dersinde öğretilir” diye konuştu. Bir SEC müfettişine de ‘aptal’ diyen Madoff, “SEC’in aklına bu işin Ponzi olduğu bir türlü gelmedi” dedi.

Madoff’un şirketinin denetiminden sorumlu olan Friehling&Horowitz, özel şirketlere Amerika denetleme standartlarını uygulayan bir denetim firmasıdır. Firma şu anda American Institue of Certified Public Accountants (AICPA) tarafından soruşturulmaktadır. Ancak denetim firması, AICPA’ya 15 yıldır söz konusu hesapların denetimini yapmadığını, bu durumun sadece Madoff için geçerli olduğunu açıkladı. Firmanın adı ve imzası Madoff’un 31 Ekim 2006 tarihli denetim raporunda “bilanço ve mali durum” bölümünde menkul değerlerin görüldüğünü belirten AICPA temsilcisi Bill Roberts, firmanın dikkatlice inceleme yapmadığını ve denetim yapmış gibi gösterdiğini açıkladı ve etik soruşturması başlatıldığını belirtti.

Kimler, Ne Kadar Kaybetti?

Madoff’un kurbanları arasında Kuzey ve Güney Amerika ile Avrupa’daki hedge fonlar, bankalar, yahudi vakıflarının yanı sıra zengin ve küçük yatırımcılar da bulunuyor. Madoff’un dolandırdığı bazı kurum ve kişiler ve tahmini kayıp tutarları şöyle:

Danışmanlık şirketi Fairfield Greenwich Group 7.5 milyar dolar muhtemel kaybı olduğunu beyan etti. Fransız bankası BNP Paribas yaptığı yazılı açıklamada; söz konusu yolsuzluk olayında 470 milyon dolar kayba uğramış olabileceğini duyurdu. Açıklamada Madoff’un spekülatif fonlarına doğrudan yatırım yapılmadığının altını çizildi. Bununla birlikte “piyasa faaliyetleri yoluyla” olumsuz etkilere maruz kalındığı çünkü Madoff’un fonlarına yatırım yapan yüzlerce fona para aktarıldığı ifade edildi. BNP Paribas, bu aktiflerin tamamen yok olması halinde bankanın kaybının 470 milyon dolara ulaşabileceğini kaydetti.

Fransa’nın dördüncü büyük bankası olan Natixis ise 605 milyon dolarlık bir zarara uğradığını açıkladı. Banka Madoff’un yönettiği hedge fonlara doğrudan yatırım yapmamıştı. Ancak bazı müşterilerinin Madoff’un şirketlerine yatırım yapan üçüncü tarafların yönettiği fonlara yatırım yaptığını açıkladı. İspanya’nın en büyük bankalarından Santander yaptığı açıklamada; bir başka fon aracılığıyla Madoff’un ürünlerine kendi hesabından 17 milyon euro yatırım yaptığını bildirdi. Banka ayrıca müşterilerinin Madoff’un ürünlerine yaptığı yatırımın 3,1 milyar dolar düzeyinde olduğunu açıkladı. El Mundo gazetesine göre; Banka, dev yolsuzluğun İspanya’ya olumsuz etkilerini araştırmak amacıyla soruşturma başlattı. İtalya’nın ikinci büyük bankası olan UniCredit, Madoff ile bağlantılı yatırımlara 75 milyon dolar aktardıklarını açıkladı.

İtalya Ulusal Borsası “Commissione Nazionale per le Societa’e la Borsa – Consob” yetkilileri de skandalın İtalya’ya yansımasını araştırmak amacıyla banka ve yatırımcılar nezdinde soruşturma başlattı. Royal Bank of Scotland ise Bernard L. Madoff Investment Securities LLC’nin varlıklarının değerinin sıfırlanması durumunda, potansiyel kayıplarının 595 milyon doları bulabileceğini kaydetti. İskoçya’nın yanı sıra Japonya’nın en büyük aracı kurumu olan Nomura Holding’in de Madoff’un yatırımlarına maruz kalan parası 302 milyon dolar düzeyinde. Servet yönetiminde uzmanlaşmış İsviçreli bankacıların da 5 milyar dolar kadar kayba uğrayabilecekleri belirtildi. Diğer taraftan merkezi İsviçre’de bulunan Reichmuth & Co Bankası 329,1 milyon dolarının tehlikede olduğunu bildirdi. Japonya’da orta ölçekli bir banka olan Aozora bankası, yolsuzlukta doğrudan olmasa bile dolaylı muhtemel kaybının 137 milyon dolar olduğunu açıkladı.

Bunlardan başka Madoff’a para kaptırıp miktarı bilinmeyenler ise; Madoff’un pek çok müşteriyi bulduğu Palm Beach Kulübü, Senatör Frank Lautenberg’in Aile Vakfı, ünlü yönetmen Steven Spielberg’in Wunderkinder Vakfı, ABD Milli Futbol Ligi’ndeki Philadelphia Eagles takımının eski sahibi Norman Braman, beyzbol takımı New York Mets’in sahibi Fred Wilpon, GMAC Financial Services’in Başkanı J. Ezra Merkin, CNN’in ‘sohbet yüzü’ Larry King, aktörler John Malkovich, Kevin Bacon, Kyra Sedgwick ile Nobel Barış Ödülü sahibi Elie Wiesel.

Madoff Skandalı, şu ana kadar tek kişi tarafından gerçekleştirilen tarihin en büyük yatırımcı dolandırıcılığı olarak tanımlanmaktadır. Madoff’un yaklaşık 65 Milyar dolar borcu olduğu açıklanmıştır ve sadece Amerika’daki değil diğer ülkelerdeki bankalar da bu olay sonucunda milyarca dolar kaybetmişlerdir.

1999’dan bu yana finansal uzmanlar tarafından SEC’e Madoff’un ponzi oyunu yönettiği suçlamasıyla birçok uyarı yapılmış, ancak bu kuruluş 10 yıl boyunca Madoff’un yatırımlarına ilişkin rutin bir inceleme yapmamıştır. Amerika’nın en büyük emlak kredi yatırımcılarından yatırım bankası Lehman Brothers’ın iflasının üzerinden sadece 2 ay geçtikten sonra patlak veren bu yolsuzluk, Avrupa bankalarında da deprem etkisi yaratmıştır. Zarar görenler arasında büyük uluslararası bankalar, özel bankalar ve zengin ailelerin servetini yöneten Aile Ofisleri (family offices) yer almaktadır.

Akılda Kalan Sorular

Tarihin en büyük Ponzi vakası 50 milyar doları buharlaştırmıştır. Piyasaların iyi olduğu dönemlerde, sürekli akan sıcak para bu tip istismarların ortaya çıkmasını ertelemektedir. Fakat piyasalar gerilemeye başladığında, insanlar parasını geri ister ve böylece zincir çöker. Son finansal krizde 1.9 trilyon doları bulan hedge fon varlıklarının 1.1 trilyon dolara gerilemesi, acaba Madoff şekliyle yönetilen kaç fonun olduğu sorusunu akla getiriyor. Madoff’un hikayesi tüm yatırım sektörünün hikayesinden ne kadar farklı?

Şimdi, ABD’de Wall Street’teki genel işleyişin -Madoff örneğinde olduğu gibi- sistem yürüdüğü sürece yatırımcılarına büyük paralar kazandıran saadet zincirlerinden ne farkı var? Sonuçta, Wall Street’in balon finans sektöründe büyük paralar kazanan –belki de “kazandırılması” gereken- zenginler, gerçeklik duygusunun altını oyarak yatırımcılarının sağduyusunu azalttılar.

Bu arada, yıllardır ABD’de en parlak gençlerin bilimden, kamu hizmetinden ve diğer alanlardan uzaklaşıp yatırım bankacılığına yönelmesi ile bireysel refahın mıknatısla çekilmiş gibi çabucak yok olması ABD’nin ve dolayısıyla Dünya’nın geleceğini ne kadar zedeledi dersiniz?

Sonuç ve Çıkarılacak Dersler

Madoff skandalında olduğu gibi, günümüzde bu tarz oyunlara başvuranlar; örneğin aylık %20 getiri vaat eden bir hedge fon, bu getiriyi sağlamak için global currency arbitraj, future işlemler, yüksek getirili veya offshore yatırımlar gibi değişik enstrümanlar kullanacağını söyler. Fakat bu işlemlerin hiç birini yapmaz. Hedge fonların tüm işlemleri kayıt dışı olduğu için, bu suiistimal kolayca fark edilmez. Kâr rakamı herkesi kışkırttığı için giderek daha fazla yatırımcı fona para yatırmaya başlar. Sıra ilk giren yatırımcıların kârını ödemeye geldiğinde, para başta vaat edildiği gibi sermaye piyasası işlemlerinden değil, yeni giren yatırımcıların verdikleri paralardan sağlanacaktır. Yani D yatırımcısı fona para verdiğinde A, B ve C yatırımcısının faiz ödemesi yapılacaktır. Çark böylece dönmeye devam eder. Fon yöneticisinin tek amacı fondan para çıkışlarını minimize etmektir. Kayıplar arttıkça getiri vaatleri artacak ve sonunda da sistem çökecektir. İşte Wall Street’te de olan budur.

Madoff, sırrını itiraf ettiğinden beri ABD’de tartışılan bir sorunun cevabı tam anlamıyla verilebilmiş değil. “Finansal piyasalarda başka kimler Ponzi Oyunu yönetiyor ve piyasalardaki kazancın ne kadarı gerçek? “ Önce ABD’yi sonra Avrupa ülkelerini ve giderek dünyayı finansal krize sürükleyen gelişmeler, saadet zincirlerinden fazlasıyla etkilenmiş görünüyor.

Ülkemizde de bu olay ile ilgili tepkiler son derece yerinde ve dikkat çekicidir. Örneğin; 27.12.2008 tarihli Referans Gazetesinde yazan Güven Sak, şu ifadeleri çok önemlidir; “Televizyon ekranlarında SEC’den yakınanlar arasında yürek sızlatanlar, yalnızca ve yalnızca, devasa finansal kuruluşların yöneticileridir. Çünkü onlar, bilgi sahibidir ve SEC’yi suçlama hakları yoktur. Bu işte, bilgi sahibi olmayan bir yatırımcı para kaybetse, suçlusu SEC’dir, hatta tüm kamu düzenleyici kuruluşlarıdır. Düzenleyici kuruluşların ödevi “yatırımcının aptal yerine konulmasını engellemek”tir, ancak hiçbir zaman “yatırımcının aptallık etmesini engellemek” değildir. Olmamalıdır da. Santander, HSBC gibi bankaların Madoff vasıtasıyla şimdilik 36 milyar doları bulan kayıpları için ne denebilir? “Aptallık etmeseydiniz” denebilir yalnızca. Bu birinci tespittir. Ancak olayın yaygınlığı son dönemde sistemin selameti açısından bilgi sahibi yatırımcı için dahi, daha ayrıntılı bir kamuyu aydınlatma düzenlemesinin zorunlu olduğunu göstermektedir. Bu çerçevede, finansal sistemde, yapılan işlemlerle ilgili olarak daha ayrıntılı bilgi sağlanması için yeni bir düzenleme çerçevesine ihtiyaç vardır. Düzenleme yapılırken kamuyu aydınlatma sisteminin kapsamı, yatırımcının bilgi sahibi olup olmamasına dayalı olarak daraltılıp, genişletilmemelidir. Olayların bize gösterdiği, bilgi setinin geniş tutulması zorunluluğudur. Bu da ikinci tespittir. Üçüncü tespit ise şudur: Devasa finansal kurumların yöneticileri, umalım ki, ne yaptıklarını bilmeden, başkasının parası ile kumar oynamışlardır. Bu işten en çok ceza alması gerekenler onlardır. Eşkıyaya yataklık eden de eşkıya kadar suçlu kabul edilmelidir. Dördüncü tespit zaten çıkmadı mı? Ne derdi Dr. Hikmet Kıvılcımlı, o kendine özgü diliyle tamamen farklı bir çerçevede, emperyalizmi anlatırken? “Eşkıya, yatağı olmadan, eşkıyalık edemez” derdi. Aynen öyle. İşbirlikçiler de en ağır cezaya çarptırılmalıdır.”

 

Casablanca filmini hatırlayanlar olacaktır. Polis şefinin, her gün kumar oynadığı barın sahibine, “Şaşırdım, gerçekten şaşırdım! Burada kumar oynanıyormuş…” derkenki sahte ve işgüzar bakışları, bugünkü finansal sistemi fazlasıyla açıklıyor sanırız. Acaba yakında tüm Wall Street’in bir Ponzi şeması gibi çöktüğünü de görecek miyiz?

Ponzi şeması ve finansal krizdeki tüm Ponzi şemaları ile ilgili ayrıntılı bilgiye Finansal Krizin Gizli Doğası: Maça Kızı Efekti adlı kitaptan ulaşılabilinir.

 

 

 

ÜYE OL!

Giriş Yap