Gizli Network Marketing Sırları 13

Kara Kuşak Sponsorluk Stratejileri

siyah_kusak

Bu strateji 3 aşamalı bir stratejidir.

1. Davet Edil!

misafir-blogculuk

2. Çekicilik Üret!

mailservice

3. Etkili Takip!

images

Adım 1 : Davet Edil!

Telefonlarla aday arandığı, iş toplantılarına katılmak zorunda olunduğu, iş fırsatının adaylara sunulduğu, arkadaşların, dostların ve aile bireylerinin aynı zamanda iş ortakları yapılmaya çalışıldığı eski moda MLM aday trafiği sağlama teknikleri artık tarih olmuştur. Adaylar internet ortamındadır. Önemli olan onlarla nasıl iletişime geçileceğidir. İş için aday aramak neredeyse sona ermistir. Bir an durup düşünmeni istiyorum. Bugünün sosyal dünyasını 1990’ların sosyal dünyası ile kıyaslamanı istiyorum. İnsanlar bugün inanılmaz bilgi çamuru altında boğulmaktadır. Mevcut pazarlama gürültüsü insanların kulaklarını sağır etmektedir. Her gün telefonumuza gönderilen SMS veya e-posta kutumuza gelen e-posta (spam) mesajları gelen “beni al, beni al” diye bağırmaktadır. Hepimizi bıktırmıştır. İnsanlar kendilerine sunulan sonsuz seçenek karşısında ne yapacaklarını bilemez bir duruma gelmişlerdir. Bu senin için de benim içinde aynıdır.

Bu durum insanlara, her gün gelen bu yüzlerce firsat saldırısına karşı savunma duvarları inşa ettirmektedir. İnsanların satın alma kararını veren mekanizması olan “eski” beyni içgüdüsel olarak şu komutu vermektedir :

Sakın kimseye güvenme

İnternet

İnternet, insanlara neredeyse tek kuruş para harcamadan kendi işlerini kurabilecekleri ve çok ciddi miktarda para kazanabilecekleri sınırsız fırsatlar sunmaktadır. Anladığım kadarıyla bu akımdan etkilenmiş olan ve kendine azami fayda sağlamaya çalışan birisin yoksa, bu sitede ne işin vardı ?

Gerçekler

Evden kendi işlerini home-office olarak inşa etmek için yola çıkan insanların maalesef %95’i başarısız olmaktadır. Bunun sebebi, rekabetin had safhada olduğu internet dünyasının kurallarını, raconunu, tabiatını henüz bilmiyor ve öğrenmemiş olmalarıdır. Evet, işte sana internette başarılı bir oyuncu olmanın stratejisini veriyorum. Eğer birisine bir şey satmak istiyorsan, onun dünyasının başköşesine buyur edilen bir davetli olmalısın. Davetsiz misafir olmamalısın (negatif).

Şimdi önünde iki tane seçenek var değerli networker arkadaşım.

  1.  Ya sadece eski, kara düzen MLM teknikleriyle, rakamlarla oynayarak yeterli sayıda kişiyi arayıp başarılı olmaya çalışanlardan olursun ki, %95 çoğunluk bunlardan oluşuyor.
  2. Ya da, kendini MLM dünyasında öyle bir şekilde konumlandırırsın ki, adaylar seni bulur.

Çok bariz bir şekilde ikinci seçenek çok daha iyi bir tercih olacaktır.

Bunun tabiî ki bazı nedenleri var ama ben sana en önemlisini söyleyeyim ;

Kimin kiminle ilk olarak kontak kurduğu çok önemlidir.

Bu da benim bu yazı dizisinde anlattığım strateji ve taktiklerin özünü oluşturur.

1 nci seçenekte adayı kovalayan sensin.

2 nci seçenekte ise seni kovalayan adaydır.

Yanlış anlama, sadece interneti kullanmalısın demiyorum. Eski teknikleri kullan ama yeniyi de değerlendir diyorum.

Anlaştık mı ?

Artık MLM piyasasında uzmanlığı, kudreti ve her zaman sunacak değeri olan bir kişi konumundasın. Buradaki olay, dikkat et, aslında şudur. Aday(lar) seni kendi dünyasına davet ediyor ve her ne satıyorsan onu SENDEN satın almak istiyor.

İste sponsorluk sürecindeki kırılma anı bu andır. İşte bu andan itibaren sponsorluk sürecindeki tüm engelleri, sorunları (güven inşa etmek vb zaman alıcı bir yığın engeli kastediyorum) by-pass etmiş oluyorsun. Zaman kazanıyorsun. Efor kazanıyorsun. Moral kondisyonu kazanmış oluyorsun. Ve şuna da dikkat et, bu aslında bir satış değildir. Sen şu anda bilgisi satın alınan bir uzman ve peşine düşülen bir bilgi sağlayıcı konumundasın. Artık sen satmıyorsun. Onlar alıyorlar. Güven zaten inşa edilmiş durumda. Sürecin geldigi bu noktada “sponsor etmek” artık neredeyse hiç efor sarfedilmesine gerek kalmayan bir şey haline gelmiştir.

Sana, kendini günümüz MLM pazarındaki inanılmaz rekabet ve sonu yokmuş gibi görünen gürültünün dışında bırakmak için anahtar verdim.

Sır budur.

Satın alınan ol.

Satan olma.

Bu nasıl mümkün olacak ?

Çok basit.

Silah deponda sahip olduğun en önemli silah SENSİN.

Pazarda tonlarca fırsat ve firsat sunucusu var ama, sen TEKSİN.

Kendini SUNMALISIN(PAZARLAMALISIN).

Çoğunluk her zaman yanılır değerli networker dostum, bunu asla unutma.

Çoğunluk her zaman yanılır. Çoğunluğun yaptığı gibi fırsatını satmaya çalışma.

Herkes gibi olma.

Herkes gibi iş tanıtımı yapma.

Adaylar seni görünce “işte bu kişide benim işime yarayacak bir değer var” demeli.

Bunu onlara dedirtmelisin. Onlara sunacağın özel, eşsiz, değerli ve kullanışlı bir şeyler olduğunu hissettirmen lazım. Bunu yap. Sonra arkana yaslan ve sakın sakın adayların seni kendi dünyalarına davet etmelerini izle. İnanılmaz zevkli bir şey.

Dolayısı ile birinci taktik “davet edil” stratejisidir.

Adaya fırsattan evvel, üründen evvel kendi kişisel DEĞERİNİ sunuyorsun.

İnsanlara sunacağın değeri arttırmanın da tek yolu vardır. Kendini eğitmek.

Aday trafiği üretme konusunda uzman olmalısın. Adayları sponsor etme konusunda uzman olmalısın. Çekim sağlama konusunda uzman olmalısın. Bunun bir sırrı yok. Bu yazıyı dikkatlice okumaya devam et ve yazı dizisini çok iyi takip et.

Yazı dizisi bittikten sonra dilersen bana ulaşabilir ve anlamadığın yerleri bana sorabilirsin.

Burada öğrendiklerini uygula.

Anlamadığın yerleri not alıp bana sor. 

Çok kitap oku.

Sonunda göreceksin ki sen de adaylarına şu ana kadar bilmedikleri konsantre değer sunmaya başlamışsın.

Eğer ortada sunulan bir değer yoksa, davet diye de bir şey yoktur ve de olmayacaktır.

Eğer şu anda sponsor etme konusunda sorunlar yaşıyorsan, bunun sebebi, insanlara -şu anda- sunacak gerçek değerinin olmamasıdır.

Bu durumu değiştir. Çekiciliğin büyüklüğü sunulan değerin büyüklüğüne bağlıdır. 

Adım 2 : Çekicilik Üret!

Evet artık adaylar seninle e mail veya telefonla kontak kurmaya başladılar. Yani seni davet ettiler. 

Senin e-mail sistemine yeni kaydolmuş olan birisi artık sana kendi dünyasına girme vizesi vermiştir. 

Ona şu şekilde bir mesaj gönderebilirsin. 

Merhaba Ahmet. Ben parazan Websayfam üzerinden e-mail sistemime üye olduğunu gördüm. Sana nasıl yardımcı olabilirim ?

Amacımız, adayımızla aramızda bir çekim kuvveti yaratmak 😉 

Adayımızın, onu sponsor edene kadar, bizi usandırmasını istiyoruz.

Çekim bir tercih değildir. 

Biyolojik bir tepkidir.

İnsanlar kendileri ile eşit veya kendilerinden daha üstün değer ve statüye sahip kişilere yönelmek için programlanmışlardır. 

Kendi hayatını, geçmiş tecrübelerini düşün, bunun doğru olduğunu göreceksin. 

Bir bayan, ne kadar yakışıklı olup olmadığına bakmaksızın, sosyal statüsü kendisinden daha yüksek olan karizmatik bir erkeğe karşı daha fazla ilgi duymaz mı örneğin ?

Bu endüstri içinde, senden daha başarılı bir kişi ilgini hiç çekmedi mi mesela ? 

Bunun gibi bir sürü örnek saymak mümkün…

Söylemeye çalistiğım şey şu.

Bir adayı sponsor edip edemeyeceğini, o adayınınkilerle kıyasladığında, kendine verdiğin değer,statü ve tabi bunları vitrininde nasıl sergilediğin belirleyecek.

Bu, bizim mağara adamlığı dönemimizden günümüze kadar değişmeden getirdiğimiz genetik özelliğimizdir.

O zamanlar güç demek fiziksel güç demekti.

Fiziksel güce sahip olan erkek DEĞER taşıyordu çünkü, düşmanlarla savaşıyordu, ailesini, grubunu koruyordu ve onlara yiyecek getiriyordu.

DEĞERi belirleyen kıstas FİZİKSEL GÜÇtü.

Bayanlar (biyolojik olarak) ona tutkundular çünkü, o güven demekti, dengeliydi, tutarlıydı ve sağlıklıydı.

Onun gücünden istifade edebilmek için grubun diğer üyeleri ona hizmet ediyorlardi.

Onunla dost olmak durumundaydılar.

Değer, statü ve bunların nasıl ifade edildiği konusu haricinde bu durum bugün, geçmişte olduğundan farklı değildir.

Geçmişteki fiziksel gücün yerini bugün bilgi almıştır.

MLM dünyasında, değerini arttırmanın yolu bilgini arttırmaktır. .

Distribütörler kendilerine, online olarak evinden nasıl para kazanılacağının sırlarını sürekli aday jenerasyonu sağlama formülünü, adayların nasıl sponsor edileceğini öğreten kişilerle mi yoksa onlara hiçbir şey ögretmeyen kişilerle mi çalışırlar ?

Yanıt açık ve nettir.

Sponsor etme sürecinin zahmetsiz olmasini istiyorsan adayların karşısında değeri yüksek ve o değeri (yani bilgi ve tecrübesini) her gecen gün daha da arttıran bir kişi konumunda olmalısın.

Bunun teknolojiyle, nasıl kullanıldığıyla falan bir alakası yoktur.

Sana bunların hepsini öğretebilirim ama eger senin adayların nazarında taşıdığın bir değerin yoksa kendini organizasyon kurmaya çabalarken bulacaksın demektir.

Biyolojik olarak çekicilik üretmek için yüksek değer (YD) sunmalısın.

YD’nin tersi düşük değerdir (DD).

Bir adayı kaydetmek için bir ton kafa ütüleyen tipler vardır ya işte onların yaydığı enerjidir.

Eğer sunduğun değer adayın değeri ile eşit veya onun değerinden yüksek değilse o aday sana katılmayacak veya daha sonra seni terk edecek .

Sponsorluk etmek liderliktir ve sen, lider olduğunu kanıtlaman gerekir.

Bazı YD özellikleri ;

Sağlıklı ol ve fit görün.

fitgirl

Fit görünen insanlar daha çekicidir.

Kendine güvenin bir işaretidir.

fitttttgirlsss

Daha pozitif enerji yayarlar.

Modaya uygun giyin.

images

Eski moda şeyler giymek insanlara sosyal zekanla ilgili bazı sorunların olduğu mesajını verecektir.

demde

Rahat ol.

Rahat görün.

Kendine güvenli görün.

Asla muhtaç birisi durumunda olmamalısın.

Bu, artık biliyorsun, bu yazının ana temalarından birisi oldu.

Kimse zayıf kişilerle iş ortağı olmaz.

Kimse zayıf profil insanlardan ürün satın almaz.

Yüksek Değere sahip insanlar kim oldukları ve hayatın neresinde oldukları konusunda rahattır.

Bu bir zenginlik ve bereket inancıdır.

Başkalarının seni etkilemesine asla izin vermemelisin.

İnsanların duygusal testlerine, sınavlarına tepki gösterme ve onları etkilemeye de çalışma.

Başkalarını etkilemeye çalışmak düşük değer olarak adlandırılır.

İlgi çekmeye çalışma.

Buna ihtiyacın yok ve asla olmayacak.

Sen artık liderleşmeye başlayan bir formsun.

Sen doğruları yaptıkça, duruşunu ortaya koydukça ilgiyi zaten doğal olarak göreceksin.

Doğruları yapmaya devam ettikçe ilgiyi aramana ve talep etmene gerek kalmayacak.

İnsanlarla konuşurken kendine güveni olan ve güçlü bir tonda konuşmalısın.

Görüşmenin gidişatını yöneten kişi sen ol.

Yüksek Değer’den kastımın ne demek olduğunu daha iyi anlaman için sana bir kaç tane daha örnek vereyim. Adayla diyelim, ilk kez görüşüyorsun…

Parazan : Merhaba Ahmet. Websiteme/bloğuma girmiş olduğunu ve Network Marketing konusunda daha bilgi istemiş olduğunu görüyorum. Sana daha fazla nasıl yardımcı olabilirim ?

Ahmet : Aa evet parazan bey/hanım. Bloğunuz bana ilginç geldi. Nasıl bir şey bu ? Daha fazla bilgi verebilir misiniz ?

       Düşük Değerde Yanıt : Aaaaaaooooııııı…Şu sekilde…aeıuae…Firmamız XYZ ve çok kaliteli, doğal ürünleri var. Yan etkisi asla yok…Sana e mail ile daha fazla bilgi göndermemi ister misin ?

Yüksek Değerde Yanıt : Harika bir soru bu Ahmet fakat, ben henüz bu konuları konuşabilecek aşamaya gelmediğimizi düşünüyorum. Ne tür bir bilgi arıyorsun ? Kimsin ? Ne iş yaparsın ? vs

Değerlendirme

Bir defa düşük değerde verilmiş olan yanıtın en başındaki “Aaaaaıııı” kendimize olan güvensizliğimizi ve bir sonraki aşamada ne yapacağımızı bilmediğimizi gösteriyor.

“Şu şekilde” : Bu bizi bir hizmetli rolüne sokuyor aslında. Öyle değil mi ? Biz Ahmet’e (görüşmenin liderine) servis vermekle görevliyiz ve ne isterse yapmaya hazırız. “Emrin olur abi !” modu…

“Sana e-mail ile daha fazla bilgi göndermemi ister misin ?” : Yanıtı evet ya da hayır olacak olan bu soruyla yine kendimizi bir hizmetli rolüne sokuyoruz aslında. Ve kendimizi Ahmet’in onayını bekleyen kişi durumuna soktuk.

Gelelim Yüksek Değer yanıtın analizine ;

Yüksek değerde vermiş olduğumuz yanıtla bak biz aslında ne demiş oluyoruz ? Aslında birden fazla şey söylemiş olduk. Ahmet’in sorusuna yanıt vermeyi refüze etmekle biz aslında görüşmenin kontrolünü elimizde tuttuk. Liderler kontrolü ellerinde tutarlar.

İkincisi zamanımızın değerli olduğunu vurguladık. Bizimle konuşabilmesi için önce  zamanımıza layık birisi olduğunu ıspat etmesi gerektiği mesajını verdik. Görüşme sürecinde uymak zorunda olunan kuralları biz koyarız mesajını verdik. Üçüncü olarak, ona bir soru sormakla tekrar görüşmeye geri döndük. 

Görüşmenin sonunda Ahmet eğer şunu veya şuna benzer bir şey derse ;

Bilmiyorum belki ilgimi çeker. Bana daha fazla bilgi ve detay ver. Ben bir bakayım.

Düşük Değer Yanıt : “Tabiî ki. Sana bir kaç tane internet adresi göndereceğim. Bir bak bakalım. Harika ürünler var. Sana numuneler de gönderebilirim” gibi…

Yüksek Deger Yanıt : “Ahmet, benim aradığım “belki ilgisini çekebilecek olan insanlar değil. Sana ev ödevi olarak bir kaç tane link göndereceğim.”

        Kilit kural : Daha az umrunda olan daha güçlüdür.

Diğerini daha fazla memnun etmeye çalışan daha zayıftır.

En makbul olanı değer ve karşılıklı güven dengesinin olduğu ilişkilerdir.

Yaşadığımız dünyada insanlar arasında yaşanan aşk ilişkilerden tut, her türlü münasebette geçerlidir.

Adaylarınla kontak halindeyken sen hangi rolü oynuyorsun ?

Yeni bir adayla başlayan yeni bir iletişimde, karşı taraftan olan beklentileri daha fazla olan taraf sen misin yoksa o mu ?

Bir çok aday networkerlardan o kadar fazla beklentiye sahip değil ancak, bir çok networker adaylardan çok fazla şey bekliyor.

Dolayısı ile networkerlar aday karşısında büyük bir karizma kaybına uğruyor.

Networkerların %97’sinin çuvallama sebebi işte budur.

Networkerların %97’sinin zayıflıklarının altında büyük bir MUHTAÇLIK ve KITLIK duygusu vardır.

Birisini acilen sponsor etmem lazım yoksa faturalarımı ödeyemem…

Bana katılması lazım yoksa, ekibi nasıl kuracağım. Başarılı olamam…

Bu kişi bana katılmazsa para kazanamam…

Ona o kadar zamanımı verdim…

Onu zar zor buldum…

Ben şimdi tekrardan aday aramaya mı başlayacağım…

Bu duruş şekliyle insanları nasıl etkileyebilirsin ki ?

Bu kıtlık bilincinin olduğu yerde insanlar seni neden ve niçin takip etsinler ki değerli arkadaşım?

Şunu kabul etmek durumundasın ; bu şekilde network marketing endüstrisinde başarılı olamazsın.

Tüm bu sıkıntılar benim de yıllarca yaşadığım sıkıntılardı.

Neler çektiğimi bir ben bilirim, bir de Allah bilir ! Network Marketing endüstrisindeki tonlarca insan gibi ben de adına “tükenmişlik” denilen o duyguyu hücrelerime kadar yaşadım.

Ne yollar denemedim ki… Apartmanlara ilanlar bırakmaktan tut da, el ilanları dağıtmaya kadar…Neler neler ?

Şu an Networkerların çoğunluğunun yaptığı şey(ler) bundan farklı mı ?

Güya fırsat sunuyorlar.

Yalvararak fırsat sunulur mu ?

Şu harika ürün, bu harika fırsat falan filan…

Bunu yapmakla aslında şunu söylüyorlar, hem de haykıra haykıra ; “BENİM SANA İHTİYACIM VAR….BANA KATILMAZSAN BEN MAHVOLURUM”

Bu insanları ben çok iyi anlıyorum çünkü, bir zamanlar ben de aynen böyleydim.

Ne yapacağımı bil(e)mez bir haldeydim.

Bir adayla konuşurken her zaman sonucu düşünüyordum.

Ondan sağlayacağım faydayı düşünüyordum.

Reddedilmekten korkuyordum.

Aptalca görünmekten korkuyordum.

İlgi düzeyini kaybetmekten korkuyordum.

Başaramayacağımdan korkuyordum.

Sonradan anladım ki, tüm bunlar benim o adaya muhtaç olduğum düşüncesinden kaynaklanıyordu.

Adaylarım için her şeyi yapmaya hazırdım.

Onların emirlerine amadeydim. Sanki mecburmuşum gibi, sordukları her soruya yanıt veriyordum.

Onları eğer hoş tutmayı başarabilirsem beni terketmezlerdi.

Düşünce yapısındaki sakatlığa bakar mısın ?

Onları, onların beni umursadıklarından daha fazla umursuyordum.

Umrumdaydılar ! Buna mecbur olduğumu düşünüyordum çünkü, henüz bilmiyordum.

Adına İNSAN denilen yaratığın nasıl değerlendirdiğini, satın alma kararını nasıl verdiğini henüz bilmediğim kendi cahiliye dönemimi yaşıyordum.

İnsanlığa değer anlamında kişisel olarak sunabileceğim çok bir şeyim yoktu.

Bende olmayan bir şeyi insanlığa nasıl sunabilirdim ki ?

Neyi bilmediğimi bile bilmiyordum.

Ne yaptığını bilemez, biçare biçimde insanlığa değer olduğunu düşündüğüm sadece 2 şey sunabiliyordum ;

1.       Ürün

2.      Fırsat

Zavallı Parazan…Bir ayda onlarca milyon dolar ciro üretimi yapan devasa network organizasyonlarının sadece ve sadece bu 2 şeyle kurulabileceğini düşünen zavallı, sürüngen networker parazan…

Sonra ne yaptım ? Satış, pazarlama, kişisel gelişim hakkında daha fazla kitap okumaya başladım. Okudukça bilmediğim sırları öğrenmeye başladım. Bu işin sırlarını teker teker deşifre etmeye başlamıştım. Okudukça, araştırdıkça beni network başarısından alıkoyan TEK şeyin ne olduğunu öğrenmeye başlamıştım. BEN…Evet, beni başarıdan alıkoyan tek ve en büyük düşmanımın KENDİM olduğunu anlamaya başlamıştım.

“Zenginlik, refah, bolluk” bilincini kavramaya başlayınca şifre kırılıyor ve her şey bir anda nasıl da değişmeye başlayıveriyor.

Yıllarca fukara zihniyetiyle beynimi nasıl da doldurmuşum. “Para yok. Artık para isteme, paramız yok…Paramız bitmek üzere. Paramız kalmazsa ne yaparız ? Parasız kalacağız…” Doğduğum andan itibaren duyduğum tek şey ; fukara zihniyeti ! Bu zihniyet, insanın zihnini savaş alanına çevirir. Benim zihnimde de aynı tahribatı yapmıştı. Bolluk bilincine sahip olmak, mevcut durumda sahip olduğundan daha fazla kaynak olduğunu bilmek anlamına gelir. Daha fazla para, daha fazla fırsat, daha fazla aday, daha fazla başarı…Bolluk bilincine sahip olduğun zaman korkularından, muhtaçlık düşüncesinden tamamıyle arınıyorsun. Zihnini sürekli olarak bolluk düşüncesiyle beslediğin sürece, dönüşmek zorunda olduğun forma dönüşmeye başlıyorsun. Hiç bir kaygı taşımadan bu iş için uygun olmadığını düşündüğün adayları geri çeviriyorsun, grubuna almıyorsun. Reddediyorsun. Ve biliyorsun ki, senin için insan sayısının bir sınırı yok. Dışarıda tonlarca aday var. Onlarla hiçbir şey hakkında kaygılanmaksızın konuşuyorsun. Seni sevip sevmedikleri umurunda bile olmuyor. Bir gün göreceksin ki, seni yeterli sayıda insan seviyor, hem de çok seviyor olacak. Bunu göreceksin. Para için çalışmayı bıraktığın gün göreceksin ki, karşına yepyeni fırsatlar çıkacak. Neye sahip olmadığını düşünmemeye başlayacaksın. Sadece ve sadece bolluğu, zenginliği düşünmeye başlayacaksın. Adaylar sana daha fazla güvenmeye başlayacaklar  çünkü, senin muhtaç birisi olmadığını, onları istediğin zaman reddedebileceğini düşünecekler. Bolluk bilincine sahip olduğun zaman onlardan sağlayacağın faydayı düşünmüyor olacaksın. Bu da seni daha da güçlü kılacak. Daha fazla değer sunuyor olacaksın. Çekiciliğin o denli artacak. Bu tutumun, yeni adayları sponsor etmeni sağlayacak.

                                                                     Sen : Bu nasıl olacak Parazan?

                                    Parazan : Çok basit değerli networker arkadaşım.

Sağlayacağın faydayı düşünmeyi bırak. Keyfini çıkart. Eğlen. En çok kazananlar, oyundan en çok keyif alanlardır ! Kendin ol. Triplere giriyorsan bundan vazgeç. Kendi içinde seni boğan, gelişmeden, yol almaktan alıkoyan o stresten kurtul.

Rahatla ! Sonucu düşünme.

Hedefin eğer o kişiyi sponsor etmekse veya satış yapmaksa bu hedefini değiştir.

Boşver.

Bunu yapmak yerine onlara değer sun.

Çoğunluktan farkın olsun.

Onların hayatında farklılık yarat. 

Şu konuya dikkat et.

Değişmeye başladığın zaman bunu kimseye belli etmeye çalışmamalısın Bunu yapmak zorunda değilsin. Gelişimin, doğal olarak gelişen bir süreç olmalı. Yani şunu demek istiyorum ; eğer senin bir Ferrarin varsa, yolları doğal olarak daha hızlı katedersin. Senin bir Ferrarin olduğunu gören insanlara ne kadar hızlı gidebileceğini ispat etmeye

çalışmaya gerek var mı ? Ferrarisi olan hızlı gider.

Bu noktada duruşunu çok net bir şekilde ayarlamalısın . Bu ayar senin ögrenme sürecinin doğal ve ayrılmaz bir parçasıdır, öyle olmalıdır. Senin de hayatında, çevrende karizması olan insanlar mutlaka vardır. Onları dikkatle izle. Doğaldırlar. Bak ne kadar karizmatiğim türünden bir davranışlarını genellikle görmezsin. Böyle bir şey yapmaya ihtiyaç duymazlar. Karizma, ALFAlık, onların doğal durumudur.

İspata etmeye gerek yoktur. Gerçek güce sahip insanların bir çoğunun alçak gönüllü olmaları işte bu özelliklerinden kaynaklanır. Hiçbir şeyi hiç kimseye ispat etmek durumunda olmamalarından kaynaklanır.

Naziktirler. Hiç kimseyi hor görmezler. LİDERLER, iletişimde bulundukları insanlara güç veren insanlardır. Bu da onları, doğal olarak, bir cazibe merkezi haline dönüştürür. Diğer insanlar, sırf onları tanıyor olmakla bile, onların varlıgından istifade ederler, kendilerine fayda sağlamaya çalışırlar.

Dolayısıyla , dış dünya ile iletişimine, hareketlerine, giyim kuşamına herşeyine çok dikkat etmelisin.

Alçak gönüllülüğü elden asla bırakma. Ne şimdi, ne de gelecekte, nihayetinde dönüşmek istediğin forma dönüştüğünde…

Evet gelelim 3ncü adıma.

Adım 3 : Etkili Takip Yap! (Follow Up)

Eğer bu endüstrinin içinde olan biriysen, takibin sihrini muhtemelen çok duymussundur. Evet , bunu ben de söylüyorum. Takip çok çok çok etkili ve sihirlidir.

Evet sihir takiptedir…

Buraya kadar düşünce yapının nasıl olması gerektiği hakkında konuştuk, prospecting psikolojisi hakkında konuştuk.

Şimdi biraz mekaniklerden bahsedelim.

Şu andan itibaren yapacaklarınla diğer Network Marketerlardan, yani çoğunluktan, yığınlardan, kalabalıktan ayrılmalısın.

Sana bunu nasıl yapacağını öğreteceğim.

Yapmaman gereken bir şeyi hemen söyleyeyim ; işine günde 3 saatten daha fazla zaman ayırma.

Adaylarını da –çok özel bazı durumlar hariç- arama.

Hayatımızın her alanında, işte, sosyal çevremizde olduğu gibi bu endüstride de insanların çoğu yanlış olanı yaparlar.

Zor olanı tercih ederler.

Her zaman.

Çoğunluk her zaman yanılır.

Sürü psikolojisi 😉

Dinle ; sen biraz farklı ve akıllı ol ve kolay olanı yap.

Biraz tembel olmalısın.

Üzerinde bir rehavet olmalı ama ne yaptığını da bilmelisin tabiî ki..

Parayı kazandığın an bu işteki en değerli andır. O an ne zamandır ? Siparişi aldığın ANDIR.

Dolayısıyla, zamanını en değerli olan bu aktivite için harcamalısın. Kişisel olarak işin içinde bu denli bulunduğun başka bir zaman yoktur.

Şu anda, maalesef, Network Marketerların çoğu zamanlarının belki %90’ını para kazandırmayan aktivitelerle geçiriyorlar. Çoğu Network Marketerın zamanlarını nasıl geçirdiklerine bakarsan karşına çıkan tablo aşağı yukarı aşağıdaki gibi bir tablo olacaktır.

Aktivite-verilen zaman-gelir getirisi

Yeni aday arama,eğitim vs- %90-hayır

Takip yapmak- %10-evet

Evet bu endüstride para sunum sonrasında yapılan takipteki (follow up) görüşme ile kazanılıyor. Sorular soruluyor, yanıtlar veriliyor vs. Siparişi aldığın an işte o andır. Durum bu olunca en fazla zaman yatırımı yapman gereken sürecin takip (follow up) süreci olduğunu da artık su götürmez bir gerçek olarak karşımızda durduğunu anlamış olduk. Ne kadar çok follow up yaparsan o kadar çok sipariş alırsın (Siparişten kastımın adayı sponsor etmek olduğunu anlamışsındır sanırım). İşte ezici çoğunluk Network Marketerın yapmadığı, dolayısıyla para kazanamadığı süreç bu ya da aşama, etap budur. Sorun, çoğunluk Network Marketerların öncelik sırası yapamıyor olmaları veya yaptıkları öncelik sırasında yanılmalarıdır. Yukarıda saydığım diğer aktiviteler (aday bulma, eğitim vs) de çok önemlidir. Kesinlikle atlanmaması gereken aktivitelerdir. Zaman alıcı aktivitelerdir. Peki hangi aktiviteye ne kadar zaman harcayacaksın ?

Aktivite-verilen zaman-gelir getirisi

Yeni aday arama,egitim vs-%50-hayir

Takip yapmak-%50-evet

Evet zamaninin yarisini sana para kazandiracak olan aktivite olan takibe ayirmalisin.

Takip (follow up) sürecinde basariya ulasman için 2 yol var.

1nci Adim : Her Gün 20-40 Aday Trafigi Üreten Otomatik Bir Mekanizma Kur

Hedefin, her gün 20-40 arasi aday üreten bir pazarlama makinesini devreye sokmaktir.

Bu adaylar siradan adaylar degildir.

Olmayacaklar.

Bu adaylar, kuracagin kontak detayi ele geçirme amaçli websayfalarin vasitasi ile sana gelecek olan adaylar olacaklar.

Bunlari siradan adaylarla kiyaslayamazsin.

Kriterleri, senin sayfanda belirlemis oldugun kriterlere uyan adaylar olacak.

Senin kriterlerine uyup, kendi kendilerini kalifiye ederek, sana basvuruda bulunan adaylar olacaklar.

Ben ne kadar tembel bir insanım ! 🙁

Ne demek istedigimi umarim anlatabiliyorumdur veya umarim anlayabiliyorsundur.

Temelde bu 20-40 yeni aday, seninle her gün kontak kuracak ve senin ev-işinle (home business) ilgili bazi seyleri merak edip sana sorular soracak adaylar olacak.

Tam aradigin aday tipi iste !

Gelen kutuna her gün bu kadar sayida yeni ve kalifiye aday gelmesi sende zenginlik ve bereket mentalitesini güçlendirecek.

Artik her gün düzenli olarak 20-40 arasi aday trafigi olan bir distribütör durumuna geldin çünkü…

Artik korkusuzsun.

Her gün 20-40 arasi aday trafigi olan bir kisi, isine yaramayacak olan adaylari korkusuzca ve tereddütsüz normal hayatlarina geri gönderir.

Amacin, bir an evvel en az 20 distribütör trafigi saglayan otomatik bir makineyi çalisir hale getirmektir, devreye sokmaktir.

Evet , bu makineyi çalistirinca her gün 20-40 arasi yepyeni adayin olacak.

Otomatik olarak.

Senin müdahalen disinda. 7/24 faaliyette, sana tonlarca aday göndereceK bir makineyi devreye almis oldun.

Buradan, yani aday bulma ve adaylarla iliksileri, karsilikli güveni gelistirmek, insa etmek için harcaman gereken zamandan tasarruf edecegin zamani, diger aktivitelerin için, yani kisisel olarak isin içinde olmak durumunda oldugun aktiviteler (takip) için kullanabilirsin.

Cok ciddi bir zaman tasarrufu saglamis oldun. Sana hediyem olsun.

2nci Adim : Aktif Ve Pasif Takip (Follow Up) Kampanyalar

Takip sürecinin son asamasi bu.

Ve en önemlisi.

Çünkü paranin kazanildigi etap bu etap.

Iki tür takip vardir : Aktif Takip ve Pasif Takip.

Aktif takip : İse ilgi gösteren adaylarla yapilan görüsmelerdir.

Pasif takip, adaylarinla diyalog kurdugun, güven insa ettigin otoyanitlayici (autoresponder) sistemidir. 

Sürekli olarak reklamını yaptığım boru hattı bu işte.

7/24 ve otomatik olarak çalisir.

Sistem senin adina iliski, arkadaslik kurar ve güven insa eder.

Sana kalan, sadece mahsülü hasat etmek ve ambarina tasimaktir.

Sunu anlamalisin ki, burada hiç kimseye ürün ve firsat satmiyorsun (Internetteki, Facebooktaki Network Marketerlari düsün. Çığırtkanlar…

Bagirarak mal satan sokak saticilari gibiler.

Ürüncü geldi ürüncüüüüüüüüüüüüü !!!

Firsatçi geldi firsatçiiiiiiiiiiiii diye bagiriyorlar.

Yanlis mi ? Çok komik !!!!!

Evet tekrar ediyorum ürününü firsatini (veya her ne ise) satmiyorsun.

Önceki dersleri hatirla.

Satisin temeli, SATMAMAKTIR demistik.

Öyle degil mi ?

Bunun yerine, kendilerini sana satmalarini sagliyorsun.

Onlar seni kendi dünyalarina davet edecekler.

Bu ani beklemelisin.

Ben hiç kimseyi hiçbir sey için ikna etmek durumunda degilim.

Bu yüzden, onlar takip edilmek istemedikleri sürece hiç kimseyi takip (follow up) etmem.

Onlara verdigim pazarlama materyallerim ile benim ürünümün ve satış sistemimin muhtesem gücünü ve degerini gör(e)medilerse, benim sirketimin basarisi kanitlanmis sisteminin inanilmaz gücünü ve degerini gör(e)medilerse, benim onlar için daha baska yapacak bir seyim yok demektir.

Bu is onlar için uygun degildir demektir.

Onlara aksini ispata çalismakla çok degerli zamanimi bosa harcayamam. 

Iste bu adaylar, onlar için (senin için degil) uygun zaman geldiginde seninle kontaga geçeceklerdir.

Bunu saglayabilmek için onlarla temasta olmalisin.

Yani bir anlamda sürekli olarak oyunda kalmalisin. 

Bunu fiziksek dünyada yapamazsin.

Yaparsan da kisitli sayida adayla yapamazsin.

Online dünyanin sana sundugu firsatlari kullanmalisin. (Bu sistemin varlığını anladığım anda herşey bir çok aciliyet kazandı. Fazla zamanım yoktu. Bir an evvel birşeyler yapmalıydım. Bunun aciliyetini anlamayanlar için çok fazla yapacak bir şeyim yok)

Bir sistem düsün ki senin adina 7/24 otomatik olarak aday buluyor ve takibini (follow up) yapiyor.

Bu, onlara birsey satmaya çalismak degildir.

Tüm maillerini kisisel bir yakinlik ile yazmalisin.

Adayla aranda interaktif bir bag olusmali.

Güven ortami olusmali.

Örnegin 10 mesajdan olusan bir seri hazirlayabilirsin.

Olusturacagin her bir e mail 2 sey yapmali.

Mesajlarında okuyucuya 2 sey sunuyor durumda olmalısın.

1. Seni lider ve bilgili bir “uzman” olarak konumlandırabilmeli

Her bir adayla yapacagın her bir görüsme, yüksek seviyede degerli içerik sunmak  suretiyle cazibe yaratacak sekilde dezayn edilmis olmali. Bu nasil olur ? Bir e mail serisi hazirlarsin. O e-mail serisi ile adaylarina, bilgili bir uzman olarak bir seyler ögretirsin. Ne ögretiyor oldugunun cok da fazla önemi yok. Sadece onlarin bilmedigi bir seyler ögretmen yeterli. Bir firmanin bir etkinliginden resimler mi var ? Gönder…Onlara o firmanin bir distribütörü olman sebebiyle ne kadar eglendigini göster. Tutmış oldugun egitim notlarını genele uyarla ve blog yazıları veya email serisinde sun. Dikkat ! Ürün veya şirket ismi zikretme

2. Okuyucuya gerçek deger saglamali

Insanlara açip bakmayacaklari, okumayacaklari e-mailler göndermenin bir anlami yoktur. Senin grubuna katilip katilmamis olduklarina bakmaksizin, gönderdigin e maillerin okunmasini saglamanin en iyi yolu, kendilerine fayda saglayabilecekleri ve degerli bulacaklari mesajlar göndermendir. Firsatini direkt olarak sunma. Bunu dolayli yoldan, verecegin derslerle veya anlatacagin hikayelerle yapmalisin. İnsanlar dogasi geregi hikayeleri sever.

Gönderebilecegin e mail örneklerinden birisi su sekilde olabilir ;

Merhaba ,

Mehmet isminde bir arkadasla dün aramizda su sekilde bir konusma gecti. Senle de paylasmak istedim. Biliyorsun ben …..firmasinin distribütörüyüm.Geçen hafta takimimiza Mehmet isimli bir arkadas katildi. Kendisi muhasebeci. Para konusunda oldukça akilli ve kafasi çalişan bir arkadastir kendisi. Bu onun evden yürüttügü (home business) ilk isi.

Mehmetin en büyük korkusu insanlarla is firsatini ve ürünleri paylasmak…Kendisinin çok fazla zamani yok ve de hiç yapamayacagini düsündügü seyin ev toplantilari düzenlemek oldugunu söylüyor. Beni aradi ve ne yapabilirim diye sordu.

Sen de biliyorsun ; her yeni aday(lar) bizim isimizde taze kan demektir. Sunu kesfettim ki her gün 20-40 arasi aday basvurusu saglamak bizi cok avantajli bir duruma getiriyor ve basariyi neredeyse garanti altina aliyor.

Eger 20-40 arasi aday basvurusu saglamak sana zor bir sey gibi geliyorsa kafani takma çünkü bunu saglamak zannettiginden daha kolay…Birden fazla seçenegin var. Gazete ilanlar, el ilanları, mevcut çevre, blog yazıları bunlardan sadece bazilari.

Bu trafik araçları ciddi anlamda aday trafigi saglıyor. Bunlar tabi ki senin için de geçerli. Fakat dikkatli olman lazim. Reklam metinleri seninle irtibata geçecek olan kişi kalitesini belirler. 

Selamlar,

 * * *

Bu e mail, belki de cogu zaman bir websayfasinin veya blogun yaptigindan çok daha fazlasini yapabilir.

Bir defa samimi. Adayla aranda güven insa ediyor.

Insanlarin cogu için geçerli, bildik bir gerçekle , hikaye ile basliyor. Bir sorunla…Insanlar kendileri ile Mehmet arasinda ortak bir nokta buluyorlar. Çogunun yasadigi sorun Mehmetin sorunu ile ayni.

Seni bilgili bir lider olarak konumlandiriyor çünkü, okuyucuya problemlerini çözebilecegi bir çözüm ögretiyor. Basit bir pazarlama hilesi göstererek okuyucuya yüksek deger sunuyor.

Onlara baska bir çözüm yolu daha sunarak (…kisinin …kitabi) senin muhtac birisi olmadigini gösteriyor. Yani sorunlarinin tek cözümünün sende olmadigini da okuyucuya göstermis oluyor(sun).

Bir e-mailin bu kadar çok seyi ayni anda yapabilme kabiliyetinin oldugunun kaç kisi farkinda acaba ?!…

Her gün boru hattina 30 yeni adayi koymuş olsan, ay sonunda 900 yeni adaya sahipsin demektir.

Kampanyanin ve adaylarin kalitesine bagli olarak ilk 30 günde yüzde 1 ila yüzde 5i sana katilir.

Dolayisi ile 1nci ayda boru hattinda 900 aday olur (tabiî ki her gün 30 aday üretmek sarti ile).

Farzedelim ki yüzde1i sana katildi. Ilk ayinda 9 distribütörün olur. Ayda 1 belki 2 kisiyi sponsor edebilenlerler için konusuyorum, eger günlük 30 yeni aday akisi saglarlarsa onlar için hiçbir seyin artik eskisi gibi olmayacagini garanti edebilirim. Tekrar hatirlayalim. Bu is MARKETINGdir.

Her gün tanisman gereken bol miktarda kalifiye adaya ihtiyacin var. Dogru mu ? Dogru…

Kampanyan devam ediyor…Ikinci ayinda, boru hattina bir 900 yeni aday daha ekledin. Etti mi sana toplamda 1800 aday…Bu 900 adaydan da 9 kisi katilir mi ? Marketing kampanyan devam ederse ilk 900 kisiden de bir yüzde 1 daha katilir mi ? Bu ay, yani 2nci ay 18 yeni distribütörün kaydini yapmis olur musun ? Arti ilk aydan da bir 9 kisi kaydolur mu ?…Toplamda etti mi sana 27 distribütör.

Eger bu rakamlarin hayal oldugunu düsünüyorsan, yanilirsin çünkü, insanlarin %97si ;

-günde 20-40 yeni ve yüksek kalitede aday akisi üretemiyor,

-telefon görüsmelerinde yüksek deger sunamiyor, cazibe merkezi olusturamiyor,

-etkili follow up (takip) kampanyalari yapamiyor,

-zamanini katlayamiyor

Yazının devamı için tıkla..

Pek Yakında 14 gelecek…

                                   Sabırla yazıyı okuduğun için bir ödülü hak ettin.

                                                            Ödülünü Almak için Tıkla!

 

devam

 

Kyani Nedir ve Nasıl Kyani Distribütörü olunur?

kyani_nedir_kyani_urunleri_nelerdir

Kyani Nedir? Kyani Ürünleri Nelerdir?

%100 Doğal Ürünlerle İyi beslenmek ister miydiniz?

Kyani’nin tüm ürünleri doğaldır. 

Bu ürünlerden ilki vücudumuzda çok önemli işler yapan nitrik oksidi, vücudumuza doğal yollardan ürettiren bir sıvı ekstrattır. 1998 yılında nitrik oksidin vücudumuzdaki yararlarını ispatlayan 3 doktora Nobel Tıp Bilim Ödülü verilmiştir. Nitrik oksit, tıp camiasında “yaşam molekülü” olarak bilinmektedir.

  Nitrik Oksit Nedir?

 Nitrik oksit insan vücudunun 24 yaşına kadar yeterli düzeyde, 24 yaşından sonra azalarak ürettiği bir gazdır. Nitrik oksidin vücuttaki işlevinin keşfi tıp dünyasında devrimsel bir nitelik taşır ve insanlığa yararlı 4. Buluş olma özelliği ile Nobel ödülüne layık görülmüştür. Vücutta sayısız yararlı işlevi bulunan bu gazın insan sağlığına en önemli katkısı düzenli kullanımda kalp krizi riskini minimize etmesidir. Kyani, doğal nitrikoksitle benzersiz bir formül üretmiştir.

Kyani hakkında söyleyebileceğimiz en önemli şeylerden biri nitrikoksiti doğal yollarla ürettiren bir doğal karışım hazırlamasıdır.

Kyani ürünlerinden Nitro FX ve Nitro Plus, noni bitkisinin köklerinden üretilmiştir. Noni bitkisinin faydaları saymakla bitmez. Vücudun doğal yollardan nitrik oksit üretimini sağlayan noni bitkisi, Pasifik kıyılarında yetişmektedir.


Kyani Sunrise ürünü ise, vücudumuzun bir günde alması gereken tüm vitamin, amino asit, trace elementler ve minerallere sahiptir.

Kyani Sunset ürünü, bir Omega3’tür. Vahşi Alaska somon balığından yapılan Sunset, en güçlü Omega3 formüllerinden biridir. Kyani ürünlerinin üçü de doğaldır ve sıvıdır.

İkinci ürünü ise kırmızı-mor meyveler, noni ve arı polenin karışımı olan yine sıvı ve doğal olan Sunrise’tır. Bu ürün vücudumuzun 1 günde ihtiyaç duyduğu, vitamin, mineral, amino asit ve trace elementleri yaklaşık olarak karşılamak amaçlı yapılmıştır. Bu sayede vücudumuz hızla sağlıklı hücre üretebilir.

Sunrise, vücudun alması gereken tüm vitaminleri tek bir üründe sunar. Eczaneden Sunrise’ın içinde bulunan vitaminleri almak istediğinizde tam olarak iki poşetle çıkarsınız ve 1000 liranın üzerinde bir fiyat ödersiniz. Bu sebeple Kyani, ürünleri ayrı ayrı yapmak yerine hepsini tek bir üründe sunmuştur. 

Kyani’nin diğer bir ürünü de Sunset’tir. Sunset, sizlere soğuk su balığından ürettiği bir Omega 3 sunmaktadır. Alaska somonundan elde edilen ve E vitamini içeren bir OMEGA 3’tür. Omega 3 ‘ün insan sağlığı üzerindeki pozitif etkileri tüm dünya tarafında bilinmektedir. 

Benzersiz bu 3 ürünle sağlık üçgeni sunan Kyani, milyon dolarlık bir yatırımla Türkiye pazarında yerini almıştır. 64 ülkede ürünleri satılan ve ticareti kurulan Kyani, ürünlerin ar-ge çalışmalarına oldukça önem vermiş ve alanında uzman 4 ünlü doktorla ürünlerin üretilmesini sağlamıştır. Kyani Bilimsel Danışma Kurulu olarak karşımıza çıkan Dr. Abbas Qutab, Dr. Barrie Tan, Dr. Thomas Joseph Burke ve Dr. Clair Francomano alanında uzman çok önemli doktorlardır.

Gelin Kyäni Ürünlerini Biraz Daha Detaylı inceleyelim.

Kyani ürünleri, sağlıklı bir diyetin destekçisi olarak dünyanın farklı yerlerinde yüzyıllar boyu kullanılan maksimum kalitede bitkisel maddelerden oluşmaktadır.

Alaska yaban mersininden elde edilen, zengin vitamin içeceği, fiziksel ve zihinsel olarak aşırı çalışanlara ideal, devrim yaratan bir besin takviyesi ve diğer ürünleri ile  Kyani küçük ama güçlü bir ürün yelpazesi sunmaktadır.

Kyani’ nin ürün çeşidinde dört adet bitkisel besin takviyesi bulunur. Bu besin takviyelerinin tam bileşimi, bizlere basit ama mükemmel bir beslenme programı sunmak için uzmanlar tarafından formüle edilmiştir.

Kyäni Sağlık Üçgeni;

  • Kyani Sunrise™ 30 poşet
  • Kyani NitroFX™ 56 ml veya çok yoğun çalışanlar – spor yapanlar için Kyani Nitro Plus™ 56 ml
  • Kyani Sunset™ 90 kapsül

Ekstra enerji desteğine ihtiyacınız olduğunu düşünüyor musunuz?

Cevabınız evet ise; artan refah ve enerjinin doğal kaynağı – Kyäni NitroFX™.

Ağırlıklı olarak, kullanıldığı nesillerdir özellikleri iyi bilinen Noni bitkisini içermektedir. Kyäni NitroFX™ den günde 3 kez sadece 20 damla almanız yeterlidir. Kyäni NitroFX™; vücut randımanını arttırdığı tespit edilmiş olan nitrik oksit içerir. Nitrik oksit  noni meyvesinin son derece güçlü özünden elde edilir.

Üç Amerikalı bilim adamı tarafından, Nitrik oksidin vücut üzerine etkilerinin araştırıldığı çalışma, 1998 de Nobel ödülü aldığından bugüne, Nitrik oksidin, vücut içindeki en önemli nörotransmitterlerden ve son yılların en çok araştırılan moleküllerinden biri olduğu kabul görmektedir.

Kyäni NitroFX™ tamamıyla benzersiz bir üründür, kullandığınızda hissettiklerinizi seveceksiniz.

Kyäni Nitro Plus™

Nitrik oksidin öneminin araştırılması ve bu çalışma ile Nobel ödülü kazanmasından yola çıkılarak üretilen Nitro Plus™ son derece güçlü noni meyve özü içerir.

Güney Doğu Asya ve Pasifik Adaları bölgesinde yetişen noni meyvesi, besleyici ve tıbbi özellikleri sebebi ile nesiller boyunca kullanılmıştır. Ayrıca Nitro Plus™, CoQ10, Magnezyum, Çinko, Krom ve Niasin ile zenginleştirilerek, NitroFX™ den farklı olarak daha yoğun çalışanlar ve sporcular gibi aşırı performans göstermenin gerektiği  durumlarda bizi destekleyecektir.

Kyäni’nin tüm müşteriler için 30 günlük para iade garantisi vardır, daha fazlasını deneyimleyin!
Kyäni Nitro Plus™’i denememeniz için hiç bir neden yok!

Kyäni Nitro Plus™, aşağıdakileri içermektedir;

B1 Vitamini (Tiamin).  Tiamin sağlığımız için aşağıdaki yararları sağlar;

• Metabolizmanın normal enerji verimliliğini destekler,
• Sinir sisteminin normal işleyişi destekler,
• Normal psikolojik fonksiyonları destekler,
• Kalbin normal fonksiyonlarını destekler.

Niasin;  Niasin sağlığımız için aşağıdaki yararları sağlamaktadır;

• Metabolizmanın normal enerji verimliliğini destekler,
• Sinir sisteminin normal işleyişini destekler,
• Normal psikolojik fonksiyonları destekler,
• Normal mukoza membranının korunmasını destekler,
• Cilt normalliğinin korunmasını destekler,
• Yorgunluk ve halsizliğin giderilmesini destekler.

Magnezyum;  Magnezyum sağlığımız için aşağıdaki yararları sağlamaktadır.

• Yorgunluk ve halsizliğin giderilmesini destekler,
• Elektrolit dengesini destekler,
• Metabolizmanın normal enerji verimliliğini destekler,
• Sinir sisteminin normal işleyişini destekler,
• Normal kas fonksiyonlarını destekler,
• Normal protein sentezini destekler,
• Normal psikolojik fonksiyonları destekler,
• Kemik normalliğinin korunmasını destekler,
• Diş normalliğinin korunmasını destekler,
• Hücre bölünmesi sürecinde rol oynar.

Çinko; Çinko sağlığımız için aşağıdaki yararları sağlamaktadır.

• Normal asit/baz metabolizmasını destekler,
• Normal karbonhidrat metabolizmasını destekler,
• Normal bilişsel fonksiyonları destekler,
• Normal DNA sentezini destekler,
• Normal fertilite ve üremeyi destekler,
• Normal makrobesin metabolizmasını destekler,
• Normal yağ asitleri metabolizmasını destekler,
• Normal A vitamini metabolizmasını destekler,
• normal protein sentezini destekler,
• Kemik normalliğinin korunmasını destekler,
• Normal saç bakımını destekler,
• Normal tırnak bakımını destekler,
• Normal cilt bakımını destekler,
• Kandaki normal testosteron seviyelerinin korunmasını destekler,
• Normal görme işlevinin korunmasını destekler,
• Hağışıklık sisteminin normal işleyişini destekler,
• Hücrelerin oksidatif stresten korunmasını destekler,
• Hücre bölünmesi sürecinde rol oynar.

Krom; Krom sağlığımız için aşağıdaki yararları sağlamaktadır,

• Normal makrobesin metabolizması destekler,
• Normal kan şekeri seviyelerinin korunmasını destekler.

Kyäni Sunrise™ En iyi sabahlar Kyäni Sunrise™ ile başlar.

Her güne Kyäni Sunrise™ ile başlamak, vücudumuz için aşağıdakileri güçlü bir şekilde takviye edecektir.

Vitamin A, Vitamin E, Vitamin D, Vitamin B1 (Tiamin), Vitamin B2 (Riboflavin), Niasin, Vitamin B6, Vitamin B12, Pantotenik Asit, Folik Asit, Biotin, Inositol ve onun harika ve lezzetli tadı!

Kyäni’nin kurucuları Dick ve Gayle tarafından Alaska’da keşfedilen Alaska yabanmersinini ağırlıklı içeren Kyäni Sunrise™, ayrıca nar, aloe vera, noni, goji meyveleri, kırmızı üzüm, ahududu, üzüm çekirdeği özütü ve arı poleni gibi diğer meyvelerin ve bitki özlerinin de etkileyici bir karışımını içermektedir. Kyäni Sunrise™’i vazgeçilmez yapan, olağanüstü besin değeridir – ve güne başlamak için idealdir.

Kyäni’nin tüm müşteriler için 30 günlük para iade garantisi vardır, daha fazlasını deneyimlemek için Kyäni Sunrise™’ı denememeniz için hiç bir neden yok!

Kyäni Sunrise™ 

A vitamini; A vitamini, sağlığımız için aşağıdaki yararları sağlamaktadır.

• Normal demir metabolizmasını destekler,
• Normal mukoza membranının korunmasını destekler,
• Cilt normalliğinin korunmasını destekler,
• Normal görme işlevinin korunmasını destekler,
• Bağışıklık sisteminin normal işleyişini destekler,

• A vitamini ayrıca hücre özelleşmesi sürecinde de bir rol oynamaktadır.

E Vitamini; E vitamin hücrelerin oksidatif stresten korunmasına katkıda bulunmaktadır.

D Vitamini; D vitamini sağlığımız için aşağıdaki yararları sağlamaktadır.

• Kalsiyum ve fosforun normal emilimini / kullanımını destekler,
• Kandaki normal kalsiyum seviyelerini destekler,
• Kemik normalliğinin korunmasını destekler,
• Normal kas fonksiyonlarının korunmasını destekler,
• Diş normalliğinin korunmasını destekler,
• Bağışıklık sisteminin normal işleyişini destekler,
• D vitamini ayrıca hücre bölünmesi sürecinde etkin bir rol oynar.

B1 Vitamini (Tiamin); Tiamin sağlığımız için aşağıdaki yararları sağlamaktadır.

• Metabolizmanın normal enerji verimini destekler,
• Sinir sisteminin normal işleyişini destekler,
• Normal psikolojik fonksiyonları destekler,
• Kalbin normal fonksiyonlarını destekler.

B2 Vitamini (Riboflavin); Riboflavin sağlığımız için aşağıdaki yararları sağlamaktadır.

• Metabolizmanın normal enerji verimini destekler,
• Sinir sisteminin normal işleyişini destekler,
• Normal mukoza membranının korunmasını destekler,
• Normal kırmızı kan hücrelerinin korunmasını destekler,
• Cilt normalliğinin korunmasını destekler,
• Normal görme işlevinin korunmasını destekler,
• Normal demir metabolizmasını destekler,
• Hücrelerin oksidatif stresten korunmasını destekler,
• Yorgunluk ve halsizliğin giderilmesini destekler.

Niasin; Niasin sağlığımız için aşağıdaki yararları sağlamaktadır.

• Metabolizmanın normal enerji verimini destekler,
• Sinir sisteminin normal işleyişini destekler,
• Normal psikolojik fonksiyonları destekler,
• Normal mukoza membranının korunmasını destekler,
• Cilt normalliğinin korunmasını destekler,
• Yorgunluk ve halsizliğin giderilmesine destekler.

B6 Vitamini; B6 vitamini sağlığımız için aşağıdaki yararları sağlamaktadır.

• Normal sistein sentezini destekler,
• Metabolizmanın normal enerji verimliliğini destekler,
• Sinir sisteminin normal işleyişini destekler,
• Normal homosistein metabolizmasını destekler,
• Normal protein ve glukojen metabolizmasını destekler,
• Normal psikolojik fonksiyonları destekler,
• Normal kırmızı kan hücrelerinin oluşumunu destekler,
• Bağışıklık sisteminin normal işleyişini destekler,
• Yorgunluk ve halsizliğin giderilmesini destekler.

B12 Vitamini; B12 vitamini sağlığmız için aşağıdaki yararları sağlamaktadır.

• Metabolizmanın normal enerji verimliliğini destekler,
• Sinir sisteminin normal işleyişini destekler,
• Normal homosistein metabolizmasını destekler,
• Normal psikolojik fonksiyonları destekler,
• Normal kırmızı kan hücrelerinin oluşumunu destekler,
• Bağışıklık sisteminin normal işleyişini destekler,
• Yorgunluk ve halsizliğin giderilmesini destekler,
•B12 vitamini ayrıca hücre bölünmesi sürecinde rol oynamaktadır.

Pantotenik asit; Pantotenik asit sağlığımız için aşağıdaki yararları sağlamaktadır.

• Metabolizmanın normal enerji verimliliğini destekler,
• Steroid hormonlar, D vitamini ve bazı nörotransmitterlerin normal sentezi ve metabolizmasını destekler,
• Yorgunluk ve halsizliğin giderilmesini destekler,
• Normal zihinsel performansı destekler.

Biotin; Biotin sağlığımız için aşağıdaki yararları sağlamaktadır.

• Metabolizmanın normal enerji verimliğini destekler,
• Sinir sisteminin normal işleyişini destekler,
• Normal makrobesin metabolizmasını destekler,
• Normal psikolojik fonksiyonları destekler,
• Normal saç bakımını destekler,
• Normal mukoza membranının korunmasını destekler,
• Cilt normalliğinin korunmasını destekler.

Kyani’nin tüm müşteriler için 30 günlük para iade garantisi vardır, daha fazlasını deneyimlemek için Kyani’yi denememeniz için hiç bir neden yok!

Kyäni Sunset™

Annatto tohumlarından (E vitamininin tam bir formu) elde edilen Tocotrienoller ve yabani Alaska sockeye somonundan elde edilen Omega 3 lerden ürettilen Kyäni Sunset™ her günün sonuna kadar etkili olan bir besin takviyesidir.

Yeni Sunset’in içinde A,D vitaminleride eklenmiştir. (Kırmızı Formdadır)

 

 

Tocotrienol ve Omega 3 ün bu olağanüstü bileşimi, hücrelerin oksidatif stresten korunmasına katkıda bulunan E vitaminini ile birlikte normal kalp fonksiyonlarına katkıda bulunan EPA ve DHA içerir. DHA ayrıca, normal görme ve beyin fonksiyonlarının da korunmasına katkıda bulunur.

Kabuğu soyulduğunda etsiz kısmı ile olağan dışı bir görünüme sahip olan Annatto bitkisi, mutfak uzmanları arasında bir çok gıda da doğal renklendirici olarak kullanılan parlak kırmızı renkli tohumları ile bilinmektedir. Bu olağanüstü bitkinin antioksidan özelliğinin keşfedilmesi, son yıllarda gerçekleşmiştir. Bu özellik, annatto tohumlarının güçlü kırmızı renklerini korumalarını sağlayan doğal antioksidan gücüdür.

Alaska yabani somonunun beslenmedeki yararları Kyäni’ nin kurucuları Dick ve Gayle Powell çifti tarafından Alaska ziyaretleri sırasında keşfedildi. Yüksek besin değeri yüzünden tercih edilen Kyäni Sunset’ içeriğinde, Alaska yabani sockeye somonun dan ve mükemmel bir Omega 3 kaynağı olan diğer bir Alaska yabani balığından elde edilen yüksek kaliteli yağ kullanılmaktadır.

Kyani’nin tüm müşteriler için 30 günlük para iade garantisi vardır, daha fazlasını deneyimlemek için Kyani’yi denememeniz için hiç bir neden yok!

Kyani Ürünlerinin Kullanımı;
 
Adım 1: Kyani Sunrise™ içmeden önce sabah ilk iş olarak  Kyäni NitroFX™ veya Nitro Plus™ alın. Böylece vücudumuz Kyani Sunrise™ emilimini en etkin yapabilecek duruma gelecektir.
Adım 2: Güne en iyi şekilde başlamak için sabahları bir adet Kyani Sunrise™ alın. Kyani Sunrise™ size temel vitamin, eser mineral ve antioksidanları sağlar.
Adım 3: Ekstra enerji yüklemesi için öğleden sonra erken saatlerde  Kyäni NitroFX™ veya Nitro Plus™ kullanın.
Adım 4: Kyäni Sunset™ içmeden önce ve akşam yemeğinden evvel tekrara  Kyäni NitroFX™ veya Nitro Plus™ alın.
Adım 5: E vitamini ve omega-3 lerin vücudunuzu uyku sırasında canlandırmasına yardımcı olmak için akşam yemeği ile birlikte üç kapsül Kyäni Sunset™ alın.

Prof. Dr. Canan Karatay Kyani Sunset’i Anlatıyor. Sadece Marka ismi Belirtmemiş 

Kyani Science Amerikalı ünlü 4 bilim adamının Kyani hakkında yaptıkları bilimsel araştırmalara yer vermektedir. Kyani Bilimsel Danışma Kurulu Dr. Abbas Qutab, Dr. Barry Tan, Dr. Thomas Burke ve Dr. Claire Francomano’dan oluşmaktadır. Kyani Bilimsel Danışma Kurulu’nda yer alan tüm doktorları internetten araştırarak haklarında bilgi edinebilir ve çalışmalarını inceleyerek çok büyük başarılara imza attıklarını görebilirsiniz. Saydığımız bu isimler alanında uzman ünlü doktorlardır ve birçok başarılı çalışmalara imza atmışlardır. Kyani Science makaleleri İngilizce olarak verilmektedir. Google Translate kullanarak tüm bilimsel makaleleri Türkçe ’ye çevirebilirsiniz.

Kyani Science (Kyani Bilimi) Nedir?

Kyani Science, Türkiye’de de kullanılan ve Kyani ürünleri hakkında yapılan tüm bilimsel araştırma ve makaleleri anlatan bir internet sitesidir. www.kyaniscience.com adresine girerek Kyani’nin Sunrise, Nitro FX, Nitro Plus ve Sunset ürünlerinin ayrıntılarını, içeriklerinde hangi mineral ve vitaminlerin olduğunu görebilirsiniz.

Kyani Science Türkiye’de yer alan tüm makaleleri inceleyerek ürünler hakkında doktorunuza da danışabilir ayrıca Kyani Science içinde yer alan tüm makaleleri de gösterebilirsiniz.

Kyani İş Modeli Nedir?

Kyani Türkiye bir doğrudan satış firması olarak, doğal gıda takviyelerini insanlara sunduğu gibi; Kyani’nin kendi web sitesi üzerinden ya da bireysel olarak Kyani ürünlerini satışa sunmak isteyen bağımsız distribütörler için fırsat sunmaktadır. Ayrıca yatırımlarını ürün kalitesini her daim bir üst seviyeye taşıma ve distribütörleri ödüllendirmede kullanmaktadır.

Kyani Türkiye vizyonu gereği, insanlara sağlıklı yaşamı takviye paketleri halinde sunmak ve bu ürünleri deneyimlemelerini sağlamak ile kalmayıp; Kyani Türkiye ile çalışmayı tercih edip sağlıklı yaşama ilk adımı atmış olanlara da aynı deneyimi sunarak katkıda bulunan gerçek ve benzersiz bir iş modeline sahiptir.

Kyani işi para kazandırıyor mu? Sosyal Kanıt..

Kyani ile işinizi Nasıl Hızlıca Büyütür ve Katlamaya Geçirip Nasıl Kopyalarsınız?

Konuşma beceriniz bile olmasa dahi işinizi hızlıca büyütebileceğiniz bir yöntem olsaydı bu sizin için nasıl olurdu?

Kyani Sunum (15Dk’lık Kısa Sunum)

 Kyani Network Marketing Firması mıdır?

Kyani, klasik bir Network Marketing Firması değildir. Örneklemek gerekirse; Telefon Nokia 3310 ise, Akıllı telefon Apple’dır malum. Network Marketing sektöründe kendi patentli sistemi olan sektörü domine edecek bu sektörün Apple’ı da Kyani’dir. Kyani’nin kendi patentli sisteminin adı “Next Generation Marketing” olarak adlandırılmaktadır. Bu sadece bir isim değişikliği değildir. Kyani bir “NEXT GENERATION MARKETING” Firmasıdır. (Türkçesi > Yeni Nesil Ticaret)

Kyani Neden farklı?

Neden Kyani?

Kendi hayatımızı sorguladığımızda , ne noktada olduğumuzu ve gerçekten hayal ettiğimiz hayatı yaşayıp yaşamadığımızı düşünmemiz gerekiyor. Geleceğe güvenle bakıyor muyuz? Peki nereye gidiyoruz? Yani yürüdüğümüz yolda daha önce bu yola çıkmış kişiler şu anda neredeler? Eğer sonuçta varacağımız nokta bizi mutlu etmeyecekse, o zaman neden bu yolda devam ediyoruz? Zaman zaman bu soruları kendimize sessizce soruyoruz. Sizden 10-20 daha yaşlı kişilerin hayatları iç açıcı değilse, bunda 10-20 yıl sonra sizin hayatınız da bu kişilerin hayatı gibi olabilir. Herkes kaliteli bir yaşamı hak ediyor. Sadece bu konuda yol gösterilmesine ihtiyacımız var. Bizler de size bir seçenek olarak Kyani’yi sunuyoruz. Eğer şu an hak ettiğiniz ve olmanız gereken mükemmel hayatı yaşadığınızı düşünüyorsanız boşverin Kyani ticaretini

Ama Sağlıklı yaşamayı herkes hak ediyor. Dolayısıyla Sadece ürün kullanıcısı da olabilirsiniz…

 

Bir ürünün satış ve pazarlamasını gerçekleştirebilmek için, o ürün hakkında bilgi sahibi olunmasından çok ürünün bizzat pazarlayıcısı tarafından deneyimlenmiş olması gerektiği ilkesine bağlı olarak hareket eden Kyani; bünyesinde barındırdığı insanların ürünü öğrenerek değil, bizzat deneyerek anlatmalarına olanak sağlamaktadır.

Bundan dolayı, Kyani ürünlerinin insan bedeni üzerindeki etkileri vaatlere değil deneyimlenmiş gerçeklere dayanmaktadır.

Kyani Firması Güçlü bir firma mı?

2016-10-22

Kyani firması 2008’de 2.000.000$ olan cirosunu 2012’de 250.000.000$’a çıkartmıştır. 4 Yılda bu başarıyı yakalamış bir firmanın ürünlerinin ve pazarlama planının sıradan olmasını bekler misiniz?

Kyani, 2005 yılında kurulmuş ve şuan 60 dan fazla ülkede faaliyette olan ve bu sayıyı gittikçe artıran çok güçlü bir çıkış yapmış besin takviyesi firmasıdır. Besin takviyesi sektörüne giriş yapmayı planlayan Kyani, kuruluş aşamasında besin takviyesi sektörünün %85’inin network marketing kanalını kullandığını görmüş fakat bu sektörün distribütörlere çokiyi şartlar sunmadığını dikkate alarak çok daha başka kurallarla sektöre girmiştir. Kyani’de stok, ortak bulma ve satış yapma zorunluluğu yoktur. 13 gelir kapısı sunan Kyani, tüm şirketlerin çalışma stilinden uzak, insana değer veren bir ticaret sistemi kurgulamıştır.

Pasaportlarınızı şimdiden hazırlayın. Çünkü, Kyani ile Ücretsiz Seyehat Ödülleri, Yurt dışı gezileri sizleri bekliyor…

Özetle Kyani Nedir?

 İkinci olarak, Kyani ciddi ve güvenilir bir kazanç sistemi sunmakta, gelişime ve  eğitime açık, çalışmaya hazır bireylere kyani ortaklık  yapısı  ile geleceklerini güvenli bir biçimde inşa olanağı sağlamaktadır.

Kyani  hakkındaki tüm sorularınızın yanıtlarını İstanbul’da bulunan Genel Müdürlükten  alabilirsiniz.

Ayrıca, iş ve ürün bilgisine  yeteri kadar hakim olmayan, etik kurallara  aykırı davrananların yarattığı olumsuzluklarla  ilgili olarak da, kyani şikayetlerini değerlendirmek ve mağduriyetleri gidermek üzere oluşturulmuş etik kurula ulaştırılmak üzere bildirebilirsiniz.

Kyani Türkiye nedir diye bakacak olursak, besin tamamlayıcısı üzerine 3+1 ürünüyle sektöre giren uluslararası bir şirket olan Kyani’nin Türkiye’de kurulmuş şirketidir. Peki, neden besin tamamlayıcısı kullanmamız gerekiyor? Yediğimiz besinlerin artık doğallığını kaybetmesi, yetiştiği yerlerin sağlıklı olmaması, içerdikleri vitamin değerlerinin düşmesi, uzun depolanma ve akabinde bize ulaşım sürelerinin uzunluğu besin tamamlayıcılarını zorunlu hale getirmiştir. 1985 ve 1996 yılları arasında yapılan bir araştırma, yediğimiz besinlerin içeriğinin zayıfladığını göstermiştir. (Kaynak: 1985 Pharmakonzern, Geigy (Schweiz), 1996 Lebensmittellabor Karlsruhe/Sanatorium Oberthal) Geldiğimiz 2016 senesinde ise besinlerin içeriğinin daha da düştüğünü söyleyebiliriz.

Kyani nedir sorusuna cevabımızı işte bu devrede söyleyebiliriz. Kyani, bir insanın bir günde alacağı vitamin, mineral, amino asitler ve trace elementler için Sunrise ürününü, bu besinlerin vücudumuza etki etmesi için noni bitkisinin köklerinden ürettiği ve nitrikoksit üretimine katkı sağlayarak damarları açan Nitro ürününü ve REM uykusunda gerçekleşen ‘besinlerin ihtiyaç duyulan yere gitmesi’ işlemi için de derin ve rahat bir uyku sağlayan Sunset ürününü bizler için sunmuştur. Bugün Kyani nedir diye incelediğimizde Kyani’nin bizlere 3+1 ürünle bir sağlık üçgeni sunduğunu söyleyebiliriz. Kyani Türkiye nedir sorusuna daha ayrıntılı cevaplar bulmak ve Kyani ürünlerinin içeriğini araştırmak için kyaniscience.com internet adresine girerek ürünler hakkında 20 bin makalenin olduğu zengin bir bilgi kaynağı bulabilirsiniz.

Aşağıda 2 farklı iş sunumu verilmiştir.

İlki Kyani Resmi Official Sunumudur.

Kyani (Resmi İş Sunumu) Türkçe ( 40dk)

Kyani Ortaklık Teklifi Sunumu [KISA SUNUM + Sosyal Kanıtlar] (45dk)

Kyani Kazançlı bir iş modeli midir?

Marka elçisi deneyimleri

Önemli Uyarı: Bu yazıda geçen ürünler kesinlikle ilaç değildir. Doğal gıda takviyeleridir. Hiç bir hastalığı tedavide kullanılmazlar. Hamilelik, emzirme dönemi, alerji, hastalık durumları varsa mutlaka bir doktora danışarak kullanılması gerekmektedir.

Network Marketing Fırsat mı Tuzak mı?

Network Marketing Nedir?

 

network marketing

Çok kapsamlı geniş kaynaklı bir yazıdır. Arkanıza yaslanın ve detaylı bilginin tadını çıkartın 🙂

1)Network Marketing Tarihçesi

Multi-level marketing sistemi, ilk olarak 19.yy ortalarında ABD’de ortaya çıktı. 1850’li yıllarda aslında bugün networker dediğimiz kişilere ‘‘canvassers[1], seyyar satıcı, davulcu’’ denmekteydi. Bu kişiler gün geçtikçe büyüyen satış organizasyonlarının oluşmasına sebep oldu. Örneğin bugün dünyaca ünlü olan ‘‘Heinze’’ ketçapları eski bir seyyar satıcı olan Henry Heinz’ın kurduğu 400 kişilik satış örgütü ile ortaya çıkmıştır. Yine aynı şekilde bir başka eski doğrudan satışçı Dr. Asa Candler, 1887 yılında iş arkadaşı olan Pemberton’dan pek de bilinmeyen Coca-Cola’nın formülünü 2.300 dolara satın alıp 500 kişilik doğrudan satış örgütüyle Coca-Cola markasını yaratmıştır. 1906 yılında sadece 375 dolar ile yatırım yapan Alfred Fuller, 270 kişilik bayilik ekibiyle 1960 yılında cirosu 109 milyon dolar olan bir şirketin temellerini atmıştır. İşte network ağı bu kadar eskilere dayanmaktadır ve network tarihi bunun gibi başarılı örneklerle doludur. İlk ‘resmi’ network marketing sisteminin kurucusu ise 1945 yılında bu işi yapmaya başlayan Carl Rehnborg’tur.

2)Nedir bu Network Marketing?

Multi-Level marketing, doğrudan satış yönteminin şu anki en çağdaş versiyonudur. Doğrudan satış, yüz yüze yapılan satış faaliyetini ifade etmektedir. Network marketing de ‘‘doğrudan satış’’ın bir türüdür. Türkiye’de kurulmuş olan Doğrudan Satış Derneği (DSD) ile Avrupa Doğrudan Satış Dernekleri Federasyonu (FEDSA) ise doğrudan satışı; ürün veya hizmetlerin, bir pazarlamacı tarafından müşterilere evinde, başkalarına ait bir evde, iş yerinde veya ‘satış noktası olmayan’ bir başka yerde doğrudan pazarlanması olarak tanımlamaktadır.

Mulit-level marketing sektöründeki şirketlerin temel amacı, normal ticarette var olan aradaki aracıları (komisyoncu, reklamcı, taşımacılık şirketleri) olabildiğince azaltıp ürünü daha makul bir fiyata müşteriye sunmaktır. Elde kalan, yani aracılara dağıtılmayan para da yine müşterilere dağıtılır. Peki sistemi neden tavsiye ederiz? Şöyle örnekleyelim. Bir restauranta gittik ve dedik ki: ‘‘Adamlar bir kebap yapıyor mutlaka deneyin.’’ Restaurant bize bunun karşılığında ödeme yapıyor mu? Hayır. İşte network marketing şirketleri, bize yaptığımız tavsiyelerden para kazanma fırsatını sunar. Bizim sayemizde alınan her üründen bize komisyon verilir. Asıl güzel tarafı ise, bizim tavsiye ettiğimiz kişilerin başkalarına tavsiyeleri de bize komisyon kazandırmaya devam eder. Çünkü multi-level marketing şirketler reklam yapmazlar, bunu dünya üzerindeki en iyi reklam olan ‘‘ağız yoluyla’’(word of mouth) reklam yönetimi ile gerçekleştirirler ve buradan ettikleri tasarrufun %80’ini networkerlar yani bizlerle paylaşırlar. Ayırca bu sayede şirket, bizim bir ağ kurmamıza ve bu ağdan kalıcı gelir elde etmemize olanak sağlar. İşte bu nedenle bu sektör “21. yüzyılın en modern ticaret sistemi”dir.

Bu sistemle çalışan şirketlerin ortak özelliği müşteri odaklı çalışmalarıdır. Çünkü müşterileri memnun kalmazsa veya problem yaşarsa, o şirketin satışları ve reklamı için yardımcı olmayacaklardır. Bu da şirketin bindiği dalı kesmesiyle eşdeğer bir hatadır. Bu yüzden MLM şirketleri ürün kalitesi ve müşteri memnuniyeti konularına titizlikle yaklaşır. Bu sebeple özellikle gıda sektöründe network-marketing yapan şirketlerin ürünlerinde hataya rastlamak neredeyse imkansızdır.

Şüphesiz ki multi level marketing sistemi, kökleri 19.yy’a dayanan ve 21. yüzyıla damga vuracak bir ticaret sistemidir. Nitekim bunu gören birçok dev şirket(Coca Cola, Dell, IBM, McDonalds, Philips vb.) kendi network sektörünü oluşturmaktadır. Örneğin Türkiye’de en yeni network şirketlerinden biri olan Dore, Ülker’in de sahibi olan Yıldız Holding’in Türkiye’deki network marketing şirketidir. (Şu an aktif olarak faaliyet göstermemektedir)

Multi level marketing sisteminin tüm katılımcılara eşit fırsat sunması, çalışma saatlerinin bireyin kendisi tarafından belirlenmesi ve emek verdiğin ölçüde ‘zenginlik’ sunması gibi başlıca özellikleriyle sistemi, çağımızın vazgeçilmezi yapmaktadır. Çok katlı pazarlama sisteminde iki yol ile para kazanmak mümkündür:

1)Şirketten kendisi için satın aldığı ürünleri satması (Bu para kazanma yöntemi kesinlikle çok risklidir zira ürünleri kendisi kullanıp etkisini test etmeyen networkerlar, sistemin tıkanmasına ve sisteme yeni networkerların eklenmesine negatif etki yapacaktır. Bu konuyu şöyle örnekleyelim: 1000 liralık bir ürün aldım ve şirketin bana vermiş olduğu %20 iskonto hakkıyla ürünü gidip başka birine 1200 liraya sattım. Peki elimizde ne kaldı? Sadece bir defalığına mahsus olmak üzere 200 lira kar ve ‘0’ üye. Oysaki network marketing sisteminde asıl ve ‘düzenli’ kazanç sisteme üye kazandırmakla elde edilir. Bu nedenle iyi bir networker ürünü ilk önce kendi kullanmalıdır ancak bu yolla ürünün etkisini görüp, o ürünü somut örneklerle önerebilecektir. Çünkü çok katlı pazarlama, tavsiye üzerine kurulu bir satış sistemidir. Ürünü alır, kullanır ve tavsiye edersiniz. Nitekim araştırmalara göre bu tavsiyenin, bir satıcı tarafından yapılan sunumdan çok daha etkili olduğu tespit edilmiştir.)

2)Oluşturmuş olduğu ekiplerin yapmış olduğu satışlardan, yani kazandırdığı üyelerin yaptığı satışlardan doğan kazanç(İşte gerçek network kazancı burada doğmaktadır[2]. Networker her ne kadar kişisel referansları ile yapmış olduğu satışlardan para kazanır ise de önemli olan oluşturmuş olduğu ekip cirosu üzerinden almaya hak kazanacağı prim tutarıdır[3]. Bu primler, çok katlı pazarlama sisteminin dinamosudur. Zira amaç 1 kişinin %100 emeği yerine, 100 kişinin %1 emeği ile aynı verimi el etmektir. Bu noktada Adam Smith’in yaptığı deney sonucu paylaşmak faydalı olacaktır. Deneye göre 1 işçi günde 20 iğne üretirken, 10 işçi birlikte çalıştıklarında 4800 iğne üretmişlerdir. İşte network marketing sistemi ile de yapılmak istenen tam olarak budur.)

Çok katlı pazarlama uygulamaları, geleneksel doğrudan satış uygulamalarından daha fazla girişimciliği ön plana çıkararak, üyelerini, doğrudan ve dolaylı satışlar için ödüllendirirken bu üyelere, yeni insanlar bulma ve eğitme sorumluluğunu da yüklemektedir[4]. Üst hatlar genellikle, ‘sistemi anlatmak, sorulara yanıt vermek, sunum yapmak, eğitim vermek, referans sağlamak, hedef oluşturmaya yardım etmek, motive etmek, moral destek vermek’ türünden desteklerle, çok katlı pazarlama işini inşa etmesi için alt hattına yardımcı olur. Alt hatlardan beklenenler ise genel olarak, şirket ve ürünler hakkında bilgi sahibi olması, hedef oluşturması, toplantılara katılması, ürün satması, yeni üyeler edinmesi, eğitim verme ve liderlik becerilerini geliştirmesi olarak özetlenebilir[5]. İlişkileri geliştirmek ve devam ettirmek, doğrudan satış sektöründe büyük önem taşımaktadır. Çünkü doğrudan satışçılar, bu sayede mevcut müşterilerin tekrar satın almalarını sağlayabilecek ve en iyi müşterilerini, zamanla satış ağına katabilecekleri olası satışçı adaylarına dönüştürebileceklerdir[6]. Doğrudan satış faaliyeti göründüğünden çok daha zordur ve satışçılar arasında işi bırakma oranı oldukça yüksektir[7]. Bu sebeple, doğrudan satışçıları bir araya getiren toplantılar sıkça tekrarlanarak motivasyonun sağlanması gerekir.

3)Bir Şirket Neden Network Marketing Yapar? Bu Sistemin Gayesi Nedir?

Hepimiz biliyoruz ki, dünya üzerinde belirli aralıklarla global krizler yaşanmaktadır. Haliyle bu krizler dev şirketlerin gelecek planlamalarını ve öngörülerini zamanla değiştirdi. Gözlemler sonucunda multi level marketing sistemlerinin, global krizlerden zarar görmeden planan hedeflere ulaştığı tespit edildi.

Bu sistemin en temel amacı insanların kullandıkları veya ihtiyaç duydukları ürünleri direkt, herhangi bir aracı kullanmadan tüketicilere ulaştırmak ve aynı zamanda eğer tüketiciler ürünlerden memnun kalırlarsa bunu yakın çevresindeki insanlara tavsiye etmelerini sağlarken tavsiye ettikleri ürün miktarınca kazanç elde etmelerini sağlamaktır. Peki şirketin çıkarı nedir?

1)Şirket hiçbir şekilde reklam gider yapmamakta, üstüne üstlük dünya üzerindeki en iyi reklam yöntemi olan ‘‘ağız yoluyla’’(word of mouth) reklam yönetimi[8] ile insanlara ürünlerini tanıtırlar.

2)Şirketin normal şartlarda 100 liraya ürettiği bir ürününü sadece 100 lira kar ile(yani 200 liraya) elden çıkarır ancak bu ürün tüketicisine ulaştığında 1000 liraya ulaşır. İşte şirket, aradaki komisyoncu, reklam giderleri, bayi, perakendeci, personel giderleri, nakliye gibi birçok masrafı aradan kaldırır ve 1000 liralık ürün üzerinden 500 liralık karı kendisi alıp, 500 lirasını da zaten ürününü alan ‘tüketici’ ile paylaşır. Bu sayede hem daha fazla kar yapmış olur, hem de müşterinin ürünü ucuza almasını sağlayıp aynı zamanda bundan kazanç elde etmesini sağlar. Bu sayede ürünü alan ‘distribütör’, hem müşteri, hem de ürünlerin dağıtımını üstlenen bağımsız, kendi kendini istihdam eden bir patron görünümündedir[9]. Michael Gerber ‘‘Girişimcilik Tutkusu’’ isimli kitabında şu konuya dikkat çeker: ‘‘Bir insanın içinde ‘üç’ insan vardır; teknisyen (sadece uygular, fikirlerle ilgilenmez), yönetici (yönetici olmazsa işler yürümez), girişimci (girişimci olmazsa yönetilecek bir iş olmaz). Bu nedenle ancak bu üç kişiliği dengeleyebilenler başarıya ulaşabilirler[10].’’. İşte network marketing sistemi bu başarı sırrını sistem içinde bireylere sunmaktadır. Zira network marketing sisteminde birey, teknisyenlikle yola başlar, yeni üyeler kazandırır, onlara işi öğretir, motive eder ve yöneticilik yapmaya başlar, ardından organizasyon ağı(üye sayısı) genişledikçe artık işe vakit ayırması gerekmediğinden kendini geliştirebilmek için bol vakti kalacak ve yeni yöntemler keşfetmesinde zaman ve bol perspektif bulacaktır. Ve son aşama olan girişimcilik de böylece tamamlanacaktır.

Bugün Türkiye’de ‘‘Kendi işinizi kurmanın önündeki en büyük engel nedir?’’ sorusuna bireylerin çoğu ‘‘başlangıç sermayesinin olmayışı’’, ‘‘başarısız olma korkusu’’ yanıtları vermektedir. İşte çok katlı pazarlama sistemi, bu sorunları ortadan kaldırmış ve çok küçük bir yatırımla kendi işinin sahibi olma imkanını bireylere sunmuştur.

‘‘Madem bu sistem bu kadar para kazandırıyor neden herkes yapmıyor?’’ dediğinizi duyar gibiyim. Ben de size bir soru sormak istiyorum: ‘‘1000 tane o işi bilen işçi olsa ve o işe 100 kişi alınacak olsa, o işten para kazanma olasılığınız ve oranınız nedir?’’ Gördüğünüz gibi cevap aslında bu kadar basittir. Herkesin yaptığı bir işten yeterince para kazanamazsınız, üstelik Türkiye gibi gelenekçi bir toplumun bu sistemi hemen benimsemesini beklemek hata olur çünkü aykırı oluşumlara hep şüpheyle bakıyoruz, lakin bu fırsatı görüp yola şimdi koyulanlar önümüzdeki 10 sene içerisinde ciddi miktarlarda düzenli gelir elde edebilmenin eşiğindeler. Herkes kazanacak mı? Tabii ki, hayır. Ancak işini düzgün yapan, hırslı, ikna kabiliyeti olan ve işin kısa vadede para kazandırmasından çok, ürünün gerçekten kaliteli olduğunu görüp tavsiyede bulunmayı ilk amaç edinen kişiler bu işten çok para kazanacaklardır. O nedenle korkmadan, paniklemeden network işine girilmelidir zira dünya üzerinde 1000 lira verip ve sadece sisteme tavsiyelerde bulunacak üye kazandırarak size binlerce lira kazandırmayı garanti eden başka bir sistem yoktur.

Sadece 30 yıllık bir olgunluk dönemine sahip bu sisteme entegre olmuş 135 milyon insanın her biri hata yapmış olabilir mi? ABD’de sayısı 500.000 üzerindeki milyonerlerin %20’sinin, servetlerini son 10 yılda multi-level marketing ile elde ettiğini biliyor muydunuz? Veyahut geleceği olmayan bir sistem olsa idi, Harvard Business School gibi birçok gelişmiş ülkenin önde gelen üniversitelerinde ders olarak ‘çok katlı pazarlama’ okutulur muydu?

4)Network Marketing, Titan (Saadet Zinciri) Sistemi midir? Yasal mıdır?

Tarihteki en ünlü titan sistemi, 1920 yılında A.B.D.’de Charles Ponzi tarafından oluşturulmuştur[11]. Bu nedenle piramit satış, literatürde “Ponzi şeması” olarak da isimlendirilmektedir. Ponzi, kendisi ile birlikte on arkadaşının 150 dolar katılım ücreti yatırmasını sağlayarak işe başlamış ve arkadaşlarına yatırımlarının %50’sinin 90 gün içinde kendilerine geri döneceğini vaat etmiştir. Daha sonra aynı şekilde bir arkadaş grubuna daha aynı miktarda katılım ücreti yatırtmış ve sözde yatırımcılardan oluşan orijinal grubun da onlara yatırımlarını aynı süre zarfında döndüreceğini anlatarak zinciri başlatmıştır[12]. Piramidin başında yer alan öncü katılımcılar, vaat edilen geri dönüşün 90 günden çok daha kısa sürede gerçekleşmesinden hoşnut kalmış, diğer katılımcıları da bu coşkuyla piramit şemaya dahil edebilmişlerdir. Ponzi, 9 ayda 9 milyon dolardan fazla kazanmış olup, piramide sonradan katılanlara da bu rakamın yaklaşık on katı borçlanmış ve sahtekarlıktan tutuklanmıştır[13].

(bkz) : Ponzi oyunu nedir? öğrenmek için tıkla!

Türkiye’nin Ponzisi ise 90’lı yıllarda varlık gösteren Titan Saadet Zinciri’nin yöneticisi Kenan Şeranoğlu idi. 1998 yılında devlet müdahalesi ile şirket kapatılmış ve Şeranoğlu, 25 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır.

Çok katlı pazarlama sistemi, bir üreticinin, şirket dışından insanlara, ürün ve hizmetlerini doğrudan tüketiciye ulaştırması için para ödediği bir sistemdir[14]. Ponzi şeması ise(Türkiye’de Titan-Saadet zinciri), programa daha önce katılanlara ödeme yapmak için yeni katılanların parasını kullanan bir sistemdir[15]. Titan sistemlerde, gerçek ticaretle çok az ilgisi bulunan bir para oyunu olup birçok organizasyonda, ortada ürünün olmadığı, sadece paranın el değiştirdiği görülmektedir[16].
Çok katlı pazarlamada kişi eklendikçe distibütöre verilecek primlerin artması, bu pazarlama konseptinin, sıklıkla “piramit satış”, “sonsuz zincir”, “Ponzi şeması”[17] şeklinde adlandırılan illegal organizasyonlar ile karşılaştırılmasına ve hatta karıştırılmasına neden olmaktadır. Çok katlı pazarlama ile piramit satış arasında yapısal bir benzerlik bulunmakla birlikte, bu iki yapı birbirinden tamamen farklıdır[18]. Network marketing ilk olarak A.B.D.’de hayata geçirildiğinde hükümet, bunun yasal olmadığı kanısına vararak network şirketine dava açmış ve davanın sonucunda network şirketi davayı kazanmıştır. Bu tarihten sonra network marketing sektörünün yasallığından faydalanan bazı dolandırıcılar çeşitli ülkelerde – hemen hemen her sektörde olduğu gibi- bu sektörde de işin içine hile karıştırmaya başlamışlardır. Bu nedenle bugün A.B.D.’de, bu tür özelliklere sahip titan organizasyonları çok katlı pazarlama şirketlerinden ayırt etmek amacıyla bazı vakıf ve bürolar (Direct Selling Education Foundation, Better Business Bureau, Federal Trade Commission) vatandaşlara yardımcı olmaktadır[19].

Ülkemizde de network marketing şirketleri, hukuk kuralları çerçevesinde yasal ve güvenlidir. Her satuş %20 stopajla vergilendirilmektedir. 28 Mayıs 2014 tarihinde kabul edilen yeni tüketici kanunu[20] ile de network marketing sistemleri, titan zincirleri karşısında koruma altına alınmıştır. Gerçek ürünler sunan, gerçek başarı hikayelerini gösteren, gerçek şirketler hiçbir yönüyle 90’lı yıllardaki titan zincirleriyle kıyaslanamaz, kıyaslanmamalıdır. Nitekim yasa koyucu, bu şirketleri Türkiye’de koruyabilmek adına tüketici kanununu yenilemek zorunda kalmıştır. Son yasa değişikliği ile birlikte titan zincirleri tamamen yasaklanmıştır ve network marketingle arasına keskin bir hat çizilmiştir.

5)Bu Kadar Çok Para Kazandıran Bir Sistemi Neden TV’lerde Tanıtmıyorlar?

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi network marketing şirketleri, reklam için para ödemezler zira bunu bizzat insanların birbirlerine tavsiyeleri ile gerçekleştirirler. Nitekim doğrudan satış şirketinin, bir reklam kanalı ile anlaşarak firmanın distribütörlerini aradan kaldırarak satış yapması veya distribütör temin etmesi, hem network marketing sistemine aykırı hem de distribütörlere büyük bir darbe olur ki, bu durumda şirket kendi dalını kesmiş olacaktır. İşte tam olarak bu noktada network şirketlerinin karşılarına kocaman bir düşman çıkar ‘medya’. Günümüzde televizyon, radyo, gazete gibi kuruluşlar sadece reklamlardan para kazanırlar. Yani tek gelir kapıları reklamdır. Medya üzerinden reklamı reddedip, her şeyi bireyler arası ilişkilere dayandıran bu sektörü karalamak üzere yayın yapmaları veyahut şaşırtıcı başlıklar atmaları gayet normal. Bu bakımdan da network marketing onların rakibi olarak da değerlendirilebilir. Hatta bazıları bu sektörü bitirmek için ellerinden geleni yaparlar, yaptılar da. Ama bu sistemi yıkma ihtimalleri yok çünkü bu sektör 21.yy’ın sektörü…

6)Memur Network Marketing Yapabilir mi?
26.08.2011 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan 650 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan Devlet Memurları Kanununun memurların ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunma yasağını düzenleyen maddesindeki değişiklikliklerle beraber devlet memurları bir anonim şirkete ortak olabiliyorlar. Yine Devlet memurlarının görev yaptıkları kurumun kuruluş kanununda özel bir düzenleme olmaması halinde, şirket ana sözleşmesinde kuruluş sırasında şirketi idare ve temsil edecek olanlar arasında belirtilmemiş olması ile yönetim ve denetimde görev almaması kaydıyla limited şirket ortağı olması mümkün bulunmaktadır. Nitekim limited şirket ortağı olmanın ticaretle uğraşmak sayılmayacağı yolunda Danıştay dairelerinin vermiş olduğu birçok yargı kararı da bulunmaktadır.

Memurlar, Türk Ticaret Kanununa göre tacir veya esnaf sayılmalarını gerektirecek bir faaliyette bulunamazlar. Ancak network marketing şirketi, kişileri bağımsız tacir ‘yardımcısı’ yapmaktadır. Bu nedenle memurlar tacir sayılmamaktadırlar. Zira sistem içerisinde memurlar ayrıca ‘müşteri’ konumundadırlar.

7)Network Marketing sisteminin, klasik ticaretten farkları nelerdir?

1)Başlangıç sermayesi çok azdır[21]. (Sizden binlerce dolar yatırım istenmez. Titan modellerinde organizasyona katılacaklardan yüksek meblağlı bir başlangıç bedeli talep edilmektedir[22].)

2)Risksizdir. (Aktif çalışan bir kişinin zarar etmesi gibi bir şey söz konusu bile değildir.)

3)Hiç bir tecrübe veya eğitim gerekmiyor. (İşi ‘doğru’ anlatmak ve işe odaklanmak yeterli.)

4)İkinci bir iş olarak çok iyi bir kazanç kaynağıdır. Çünkü part time yapılabilir. (İstediğiniz zaman istediğiniz yerde yapabilirsiniz.)

5)Sistemin her türlü desteği sizinledir. Bu destek ve yardım, hem şirket tarafından hem de iş ortaklarınız tarafından yapılır. (Sponsorlarınız sizin başarınız için size yardım etmeye her zaman açıktır.)

6)Pasif kazanç imkanı sağlar. Eğer birisi kısa vadede(4-6 sene) bir organizasyon kurarsa ondan sonra kazancı sonsuza kadar hatta kendisinden sonra da devam eder. (Erken ve güvenli emeklilik.)

7)Yolculuk için size fırsat yaratır. (Çünkü organizasyonunuz aynı zamanda farklı şehirlerde ve farklı ülkelerde genişleyerek çalışabilme olanağı sunmaktadır.)

8)Network marketing şirketlerinin genelde iyi çalışan serbest girişimcilerine yönelik ödüllendirmeleri olmaktadır. (Bedava yurt dışı – yurt içi süper ödül seyahatler, muhtelif değerli promosyonlar vs.)

9)Network marketing kişisel gelişimle ilgili size bir çok fırsat sunacaktır. Siz bir çok eğitim motivasyon ve kişisel gelişim programlarıyla, kendi kişiliğinizi iyi bir lider haline getirmek için fırsat bulacaksınız. (Daha fazla kitap okumaya başlarsınız, sizi araştırmaya teşvik eder.)

10)Bu ticarette dünyanın her köşesinden insanlarla tanışma fırsatı bulursunuz.

8)Network Marketing Şirketlerini, Titan Zincirlerinden Nasıl Ayırırız?

1)Gerçek ve fiyatı ile kalitesi orantılı olan bir ürünün ya da hizmetin pazarlama faaliyeti vardır. (750 liralık bir internet sitesini, 2000 liraya pazarlıyorlarsa oradan hemen uzaklaşın[23].)

2)Hem şirketin hem de distribütörlerin gelirleri üyelik yenileme ücretlerinden değil, satışlardan[24] sağlanmaktadır. (Ürünü tanıtmadan, kalitesini ortaya koymadan, ‘‘sen şu kadar para ver 1 sene sonra zenginsin’’ diyorlarsa oradan hemen uzaklaşın.)

3)Şirketin sattığı ürünü, iş fırsatı olmasa dahi kullanır mıydınız? Bu soruya cevabınız ‘evet’ ise, doğru yoldasınız demektir.

4)En çok parayı ilk girenler kazanıyor ve sizin onun yerini alma şansınız yoksa[25], o şirketten uzak durun çünkü artık olgunluk dönemine girmiş ve kar marjı düşük bir şirkettir. Nitekim iyi network marketing şirketlerinde, ilk kaydı yapan kişinin en zengin olduğu bir örnek bulunmamaktadır. İyi ve gerçek network şirketlerinde birey, büyük bir satış ekibi kurarak kendisinden önce organizasyona katılanlardan daha çok kazanabilme fırsatına her zaman sahiptir[26].

Sonuç

Yukarıda da açıkça görüldüğü gibi kitlesel pazarlama, tüm dünyada yerini bireysel pazarlamaya bırakmaya başlamıştır.[27] Hiper rekabet ortamında bu teknikleri başarıyla uygulayan doğrudan pazarlama şirketleri de adlarından daha sık söz ettirmeye başlamışlardır[28]. Her yıl, ‘çok katlı pazarlama’ metodunu benimseyen birçok yeni işletme, faaliyete geçmekte[29] ya da geleneksel pazarlama metotlarıyla faaliyet gösteren mevcut işletmeler, kısmen ya da tamamen bu alternatif dağıtım kanalını kullanmak üzere çok katlı pazarlamaya yönelmektedirler[30]. 2007 yılı içinde, Avrupa Doğrudan Satış Dernekleri Federasyonu (FEDSA) tarafından Ipsos MORI’ye yaptırılan araştırmanın sonuçlarına göre, doğrudan satışın Avrupa’daki 2006 yılı cirosu 20 milyar euro olup, doğrudan satış sektörü %9,6 oranında büyüme göstermiştir. Zamanında bu sektörü kötüye kullanmış kişilerin çıkması sektörde çalışanları etkileyebiliyor olsa da gün geçtikçe bilinçlenen toplum sektörün büyüklüğünün farkına daha iyi varmaktadır. %14’lük işsizlik oranını minimuma indirmeyi hedefleyen bir ticari sistemin bu dakikadan sonra durdurulabilme ihtimali yoktur.

Sistemin adını kötüye çıkaran kişileri, reklam geliri alamıyor diye bu sisteme düşman kesilen medyayı, ismini bile vermeden karalama kampanyalarına girişen kişilerin internet üzerindeki yorumlarını ciddiye almayın. Ciddiye alacağınız şeyler; şirketin misyonu, işi size sunanların vizyonu, ürünün kalitesi ve ekibin ne kadar aile şeklinde hareket edebildiği olmalıdır.

Sütten ağzı yanan bir toplumuz ancak bir şirkete önyargı ile yaklaşmak ile şirketi iyi araştırmak sonra karar vermek farklı şeylerdir. Türkiye’de ‘Saadet Zinciri’ ve ‘Titan’ olarak duyulan, tamamen insanları dolandırmaya dayalı oluşumların network marketingle karıştırıldığı dönemler de artık yavaş yavaş geride kalmaktadır. Sadece organizasyon şeması olarak birbirine benzediği için iki sektöre de aynı gözle bakmak, dört ayağı var diye aslanla çakalı bir tutmaktan farklı değildir. Bir hukukçu olarak belirtmeliyim ki, sistemde yasal anlamda hiçbir açık yoktur ve yeni tüketici kanunu ile birlikte de artık olmayacaktır. Tüm dünya üzerinde 350 milyon kişinin oluşturduğu network ağına güvenmemek komploculuktan başka bir şey değildir(Üstteki sağlıklı şartları içeren network şirketleri).

Network marketing sistemindeki başarınızı sizin bu işe olan bakış açınız, inancınız, sabrınız, cesaretiniz ve dayanıklılığınız belirleyecektir. Bunlardan daha önemli olan ise kuracağınız organisazyonunuzun bu işe bakış açısı, inancı, cesareti, dayanıklılığı, vizyonu ve düşünce çerçevesidir. Siz bu işi ne kadar ciddiye alırsanız, eğitimlere katılırsanız ekibiniz de sizi takip edip kopyalayacak ve onlarda bu işi ciddiye alıp, eğitimlere katılıp başarılı olmanın yollarını arayacaktır. Network marketingde esas olan çok kişiye sponsor olmak değil doğru kişilere sponsor olmaktır. Bu işi bir ev hanımının yapabileceği kadar basitlikte olduğunu insanlara göstermek, aynı zamanda bu işin eğitim alınmadığında çok zor olduğunu da söylemek gerekir. Bu iş yapılabilir basitlikte lakin kolay değildir… İşimizi kolay göstererek insanlara sponsor olup onları işe dahil etmek yapılan en büyük yanlışlardandır.

Koşmayın sakin olun, öncelikle emekleyin. Çıraklık yapmadan, usta olmayı istemeyin. Herkes yerine, bu işi yapacak ruha ve enerjiye sahip kişilere tavsiyede bulunun. Hayalleri ve hedefleri olan kişilerden oluşan ekibinizi yönetmek, yönlendirmek, gelişimlerini sağlamak ve onları lider olarak yetiştirmek aşamasına ulaşmış iseniz sizi artık kimse durduramaz. Ekibinizle disiplinli, özverili, paylaşım odaklı stratejik planlar çerçevesinde çalışarak yeni liderlerin doğmasını sağlamak sizin elinizde. Henry Ford’un dediği gibi: ‘‘Başarı vermekle başlar.’’

Görüldüğü üzere network marketing sistemi çağımıza damga vurmaya hazırlanıyor. Peki bu sisteme giren herkes kazanacak mı? Tabii ki, herkes kazanmayacak. Lakin;

1-Üstte bahsettiğim özellikler doğrultusunda doğru firmayı seçen

2-Network marketinge katılmasında amacı ve hedefi olan

3-Hırslı ve ikna kabiliyeti yüksek, güven veren

4-Bireysel kazanımları değil de, ekipsel devinimde kazanımları amaç tutan (İyi bir takım oyuncusu değilseniz network sisteminde ömrünüz bir kelebek kadar kısa olacaktır.)

5-‘Aşk olmadan, meşk olmaz’ mantığıyla ilerleyip yaptığı işi seven

6-Başarılı bir liderle birlikte çalışan, boş vakitlerinde eğitime katılan, öğrenmeye ve öğretmeye açık (Çünkü NM’yi ayakta tutan kişilerdir; kişileri ayakta tutan ise, eğitimler…)

7-Ve en önemlisi, ‘‘-Ekonomik özgürlük- istiyorum gerisi teferruat!’’ diyen tüm bireyler kesinlikle düzenli olarak çok yüksek meblağlar kazanacaklardır.

Sonuç olarak, hala tereddütleriniz varsa şu soruları cevaplandırmanızı rica ediyorum.

1)Sabah kaçta kalkacağınıza siz mi karar veriyorsunuz?

2)Yılda 5 kere 5 yıldızlı otele tatile gidebiliyor musunuz?

3)Restauranta oturduğunuzda ilk önce fiyat listesine mi bakıyorsunuz?

4)Bir iletişim şirketine iki arkadaşını götürüp, telefon faturanı o ay ödemeyerek ödüllendirildiğin network sistemini yapmana rağmen, hala bu sisteme karşı ön yargı mı besliyorsun?

5)Bir kahve evine gidip arkadaşlarına ‘‘Kahveleri çok güzel mutlaka deneyin’’ dediğinde, kahve evi sana yaptığın reklam karşılığında para ödüyor mu?

6)Emekli olacağın vakit geldiğin 1500 TL’lik emeklilik aylığının sana yetmeyeceğinin ve ikinci bir iş yapmak zorunda kalacağının farkında mısın?

‘‘Bir adama balık vererek onu bir günlüğüne beslemiş olursunuz. Ona balık tutmayı öğreterek, hayatı boyunca aç kalmamasını sağlarsınız.’’

Avukat Alperen Cihan ÇETİNKAYA

KAYNAKÇA
1.Berkowitz, Eric, Roger A. Kerin, Steven W. Hartley, William Rudelius, Marketing, USA: Mc Graw Hill 1997

2.Clothier, Peter. Multi Level Marketing, A Practical Guide to Successful Network Selling London: Kogan Page 1997

3.Ergün, T. (2004). “Geleceğe Bakış” Boğaziçi Ünv. Uluslar arası Doğrudan Satış Forumu 6 Mayıs 2004, İstanbul

4.Failla, Don. How to Build a Large Successful Multi-Level-Marketing Organization. USA: MLM Int. 1995

5.Kerin, Roger A., Robert A. Peterson. Strategic Marketing Problems USA:Prentice Hall, 2001

6. Kishel, Gregory F., Patricia Gunter Kishel. Start and Succeed in Multilevel Marketing. USA: John Wiley & Sons Inc. 1999
7.Koehn,Daryl, Ethical Issues Connected with Multi-level Marketing Schemes, Journal of Business Ethics, 2001, 29.
8.Kotler, Philip, Gary Armstrong. Principles of Marketing. USA: Prentice Hall, 2001

9.Kotler, Philip, Kotler ve Pazarlama, 1.Basım İstanbul : Sistem Yay. 2003

10.Nat, Peter Jay Vander ve William W. Keep, Marketing Fraud An Approach for Differetiating Multilevel Marketing from Pyramid Schemes. Journal of Public Policy & Marketing. 2002 Vol.21 (1) s.139-151

11.Özdemir, G., (2008), Destinasyon Pazarlaması, Ankara:Detay Yay.

12.Özmoralı, H. (2004). “Yeni Alanlara Yepyeni bir Satış ve Dağıtım Modeli”

13.Özçağlayan, M. (1998). Yeni İletişim Teknolojileri ve Değişim. İstanbul:Alfa Yay. Peppers, D. (2002). Yarının İş Dünyasına Hazırlananlar İçin – Birebir Pazarlama. İstanbul: Capital Dergisi Eki.

14.Tek, Ömer Baybars. Pazarlama İlkeleri. İstanbul: Cem Yay.1997

15. Yarnell, Mark, Kevin B. McCommon. Power Multi-Level Marketing 5.Basım USA: Power House Publications 1990

16. Yarnell, Mark, Rene Yarnell. Your First Year in Network Marketing. New York : Three Rivers Press, 1998

17. Ziglar,Z. & Hayes, J.P. (2001). Network Marketing For Dummies. New York: Hungry Minds Inc

[1] Sipariş toplayan kimse ve propagandacı anlamına gelmektedir.

[2] Clothier, s.26.

[3] Kerin & Peterson, s.333.

[4] Nat & Keep, s.140.

[5] Kishel, s.108.

[6] Kishel, s.83.

[7] Nat & Keep, s.140.

[8] Yarnell & Mc Common, s.13.

[9] Clothier, s.28.

[10] Gerber, s.44.

[11] Clothier, s.29.

[12] Koehn, s.154.

[13] Clothier, s.29.

[14] Harris, s.2.

[15] Ziglar & Hayes, s.27.

[16] Harris, s.3.

[17] Koehn, s.153.

[18] Ziglar & Hayes, s.26.

[19] Nat & Keep, s.140-141.

[20] Piramit satış sistemleri

MADDE 80- (1) Piramit satış; katılımcılarına bir miktar para veya malvarlığı ortaya koymak karşılığında, sisteme aynı şartlar altında başka katılımcılar bulma koşuluyla bir para veya malvarlığı kazancı olanağı ümidi veren ve malvarlığı kazancının elde edilmesini tamamen veya kısmen diğer katılımcıların da koşullara uygun davranmasına bağlı kılan, gerçekçi olmayan veya gerçekleşmesi çok güç olan kazanç beklentisi sistemidir.

(2) Piramit satış sisteminin kurulması, yayılması veya tavsiye edilmesi yasaktır.

[21] Clothier, s.18.

[22] Nat & Keep, s.140.

[23] Robinson, s.166.

[24] Kustin & Jones, s.60.

[25] Ziglar & Hayes, s.2.

[26] Failla, s.13.

[27] Kotler, s.41.

[28] Berkowitz, s.480.

[29] Pardue & Wolfson, s.21

[30] Sands, s.1-2.

 

ÖNEMLİ DİPNOP:

Yazıyı okumayacak kadar tembelseniz sadece videoyu izlemeniz de network marketing(tavsiye pazarlaması) hakkında bir bakış açısı kazanmanızı sağlayacaktır. İyi seyirler dilerim tembel kardeşim 🙂 . Ama unutmadan söyleyeyim şayet öğrenmeye ve gelişmeye açık biri değilsen, network marketingi kısa yoldan zengin olma yöntemi sanıyorsan Network Marketing sektörü sana göre bir sektör olmayabilir.

Network Marketing (Tavsiye Pazarlaması) ile para kazanmak.

Ağ pazarlama(Network Marketing)’in vizyonunu anlatan en eğlenceli ve en açıklayıcı video pablo ve bruno adlı karakterlerin Boru hattı öyküsü animasyonudur.

Boru Hattı Öyküsü

networkmarketing

 

               Tüketici Mevzuatında Doğrudan Satış ve Yetki Belgesi

Her şeyden önce 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, bir firmanın Türkiye sınırları içinde doğrudan satış yapabilmesi için bu belgeye sahip olmasını şart koşuyor.

Şart koşuyor da, bir firma yetki belgesini almadan doğrudan satış yaparsa yaptırım var mı? Var: 100.000 TL para cezası!

Kanunun ardından, “İş Yeri Dışında Kurulan Sözleşmeler Yönetmeliği” de bu zorunluluğu tekrar ediyor ve söz konusu yetki belgesinin başvuru prosedürünü açıklıyor. Başvuru değerlendirilirken, “Bakanlıkça yapılan denetimler ile tüketici şikayetleri de dikkate alınır,” diyor.

Network yapan arkadaşlar ekiplerini şayet burada yazan bilgilerle donatırlarsa kimse onları durduramaz. Ekiplerinizle bu bilgileri paylaşın. Bu arada network yapmayanların da yapanların da görüşleri çok değerli. Yorumlarınızı da paylaşmanızı rica ediyorum.